Author name: admin

Burcu YILDIZ İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir– 0531 020 5320 İZMİR Mali Müşavir Bürosu Konak / İZMİR Listesi – Mali Müşavir İzmir – Şirket Kuruluş

ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARININ KENDİ ARALARINDA YAPACAĞI KADRO DEVRİ HAKKINDA

Uncategorized

Tarih : 01.01.1753
Yayın Dönemi : Aralık 2023

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

E-84098128-125[6-2021/3]-

Konu

:

Özel sağlık kuruluşlarının kendi aralarında yapacağı kadro devri.

İlgi

:

 

İlgide kayıtlı özel talep formunuzda, şirketinizin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış özel hastane olarak ticari faaliyetine devam ettiği, her hastanenin uzman doktor çalıştırabilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ve ruhsatına tanımlı uzman hekim kadrosu bulunduğu, son yıllarda özel hastanelere tanınan kadrolarda sıkıntı yaşandığı ancak Sağlık Bakanlığı havuzundan kadro verilmediği, Bakanlığın bir Genelge ile özel sağlık kuruluşlarının kendi aralarında kadro devrine izin verdiği ve bu devirlerin piyasa rayicine göre alınıp satıldığı belirtilerek, satın alınan uzman doktor kadrolarının duran varlık mı yoksa gider olarak mı yazılacağı ile bu kadroların ilerleyen yıllarda satılması halinde kazancın nasıl vergilendirileceği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu yönünden:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

– 313 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil eder”,

– 315 inci maddesinde, “Mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini, 320 nci maddenin dördüncü fıkrası saklı kalmak üzere, Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınır.”,

– 320 nci maddesinde, “Amortisman süresi, kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı mükellefçe uygulanan nispete bölünür.

(7338 sayılı kanunun 34 üncü maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 26.10.2021) Dileyen mükellefler, amortisman işlemine, işletme aktifine yeni kaydedilecek iktisadi kıymetler (ikinci fıkra kapsamındakiler hariç) için bunların kullanıma hazır olduğu tarihte başlayıp ve her bir hesap dönemi için kıymetin aktifte kaldığı süre kadar gün esasına göre amortisman ayırabilir. Sürenin gün olarak hesaplanması için Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen faydalı ömür süreleri üçyüzaltmışbeş ile çarpılır. 

(7338 sayılı kanunun 34 üncü maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 26.10.2021) Mükellefler, Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için tespit ve ilan ettiği faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere amortisman süresini, her yıl için aynı nispet olmak kaydıyla, belirlemekte serbesttir. Şu kadar ki, bu süre Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sürenin iki katını ve elli yılı aşamaz. Mükellefler bu tercihlerini iktisadi kıymetin envantere alındığı geçici vergi dönemi sonu itibarıyla kullanırlar. Bu şekilde belirlenen amortisman süresi ve oranı izleyen dönemlerde değiştirilemez. 

Her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede nazara alınabilir. 

Amortismanın her hangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz. 

(7338 sayılı kanunun 34 üncü maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 26.10.2021) Bu maddenin birinci ya da üçüncü fıkrasına göre amortisman hesaplanmasına başlandıktan sonra bu hesaplama şeklinden vazgeçilemez. 

(7338 sayılı kanunun 34 üncü maddesiyle eklenen fıkra; Yürürlük: 26.10.2021) Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”, 

– 328 inci maddesinde ise, “Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler. 

Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır. 

Devir ve trampa satış hükmündedir. 

hükümleri yer almaktadır.

Bu bağlamda, işletmede bir yıldan fazla kullanılan, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan ve envantere dahil bulunan iktisadi kıymetler için amortisman ayrılması mümkün bulunmakta olup, amortisman ayrılmasına iktisadi kıymetlerin aktife girdikleri hesap döneminden itibaren başlanması icap etmektedir. Aktife girme kavramı ise, iktisadi kıymetin iktisap edilerek defter kayıtlarına geçirilmesini, değerleme gününde envantere dahil olmasını ve kullanılmaya hazır halde bulundurulmasını ifade etmekte olup, iktisadi kıymetin işletmede fiilen kullanılmaya başlanması gerekli bulunmamaktadır.

Ayrıca, mezkûr Kanunun 315 inci maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak “Faydalı Ömür ve Amortisman Oranları” 339, 365, 389, 399, 406, 418, 439, 458 ve 506 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki Amortisman Listesi ile açıklanmış olup, bahse konu Listede “55. Gayri Maddi İktisadi Kıymetler: İmtiyaz hakları (Franchising), patent, formül, dizayn, örnek kalıp, teknik bilgi (Know-how), format, telif hakkı ve benzeri kalemler, lisans, kullanım hakkı ve izni veya devlet kurum ve kuruluşları tarafından verilen diğer haklar (İşletme hakkı gibi) ve bunların benzerleri” bölümü kapsamındaki iktisadi kıymetlerin faydalı ömrü 15 yıl ve normal amortisman oranı %6,66 olarak belirlenmiştir.

Buna göre, somut olayda, şirketiniz tarafından satın alınan uzman doktor kadroları karşılığında ödenen tutarların, gayri maddi hak olarak aktifleştirilmesi ve anılan listenin (55.) bölümü uyarınca faydalı ömür 15 yıl ve normal amortisman oranı %6,66 dikkate alınarak itfa edilmesi icap etmekte olup, söz konusu hakkın satışı/devri halinde ise, alınan bedel ile bu hakkın envanter defterinde kayıtlı değeri (ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan tutar) arasındaki farkın (213 sayılı Kanunun 328 inci maddesinin dördüncü fıkrası saklı kalmak üzere) kar/zarar hesabına intikal ettirilmesi icap etmektedir.

Bunun yanı sıra, her yılın amortismanı ilgili olduğu yılın değerleme işlemlerinde dikkate alınabildiğinden, herhangi bir yıl amortisman ayrılmaması ya da eksik ayrılması halinde amortisman süresinin uzatılmasına veya herhangi bir yıl amortisman ayrılmaması ya da eksik ayrılması sebebiyle amortisman süresinin son yılında itfa edilmemiş bakiye değerin o yıl defaten gider olarak dikkate alınmasına imkan bulunmamasının yanı sıra, söz konusu hesap dönemleri için sonraki hesap dönemlerinde geriye dönük olarak amortisman ayrılması da mümkün değildir.

Diğer taraftan, 213 sayılı Kanunun 175 ve mükerrer 257 nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak; muhasebenin temel kavramları, muhasebe politikalarının açıklanması, mali tablolar ilkeleri, mali tabloların düzenlenmesi ve sunulması, tekdüzen hesap çerçevesi, hesap planı ve işleyişine ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarihli ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer Tebliğlerde yapılmış olup, söz konusu muamelelerin kayıtlara intikal ettirilmesinde bahse konu Tebliğlerde yer verilen açıklamalara riayet edilmesi gerektiği tabiidir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu yönünden:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safî kurum kazancının tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş, 38 inci maddesinde ise, “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce;

1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 

2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “İndirilecek Giderler başlıklı 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespitinde indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların gider olarak indirim konusu yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; Şirketinizce Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların, safi kazancınızın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, söz konusu hakların satılması halinde, satıştan elde edilecek kazancın ilgili olduğu dönemde kurum kazancına dahil edileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2023-9.aspx?ozID=3723

VERİ HIRSIZLIĞI (HACKER) DOLAYISIYLA YAPILAN ÖDEMELERİN VERGİSEL DURUMU

Uncategorized

Yayın Dönemi : Nisan 2024

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

E-62030549-120-

29.03.2024

Konu

:

Veri hırsızlığı (hacker) dolayısıyla yapılan ödemelerin vergisel durumu

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

– Şirketinizin makine ve makine yedek parçası ithalatı kapsamında Fransa merkezli … firmasına mal alışları ile ilgili ödeme gerçekleştirdiği,

– Söz konusu şirketin banka hesapları değiştiği için yeni banka hesaplarını mail olarak gönderdiği, yeni banka hesaplarına ilgili ödemelerin gönderildiği fakat … firmasından tekrar mail geldiği ve banka hesaplarındaki sorun nedeniyle paranın iade edileceğinin söylendiği,

– İadenin gerçekleşmesi sonrasında tekrar gönderilen mailde yer alan banka hesap numarasına … Euro tutarında ödeme yapıldığı,

– … firmasının ödemenin hesaplarına geçmediğini belirtmesi üzerine banka ile yapılan görüşmeler neticesinde firma mailinin hacklendiğinin ve … Euro’nun sahte hesaba gönderildiğinin anlaşıldığı,

– Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne şikayette bulunulduğu ve yargılamanın devam ettiği

belirtilerek, bahse konu ödemenin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde ise, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilebilmesi için yapılan genel giderlerin matrahtan indirilebilmesi için giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayrimaddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerekir. Ayrıca, bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi) ve yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, satıcı firmanın mailinin şüpheli şahıslarca (hacker) ele geçirilmesinden dolayı sahte banka hesabına Şirketinizce yapılan ödemelerin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında indirilebilecek giderler arasında sayılmadığından, kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

GİB-PDF

https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2024-5.aspx?ozID=3810

TASARIM MERKEZİNİN GEÇİCİ VERGİLENDİRME DÖNEMLERİNDE DE İLAVE TASARIM İNDİRİMİNDEN YARARLANIP YARARLANAMAYACAĞI, İLAVE TASARIM İNDİRİMİNDE İKİ TASARIM MERKEZİNİN AYRI AYRI MI DEĞERLENDİRİLECEĞİ HAKKINDA

Uncategorized

Tarih : 12.03.2024
Yayın Dönemi : Nisan 2024

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

84098128-125[10-2019/9]-

12.03.2024

Konu

:

5746 sayılı Kanun uygulamaları.

ilgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile ekinde yer alan dilekçede, şirketinizin faaliyetini sürdürmekte olan iki adet tasarım merkezinin bulunduğu, tasarım merkezlerinin 5746 sayılı Kanunda yer alan tasarım indiriminden yararlandığı, şirketinizin tasarım merkezlerinin hesaplarının bağımsız olarak takip edildiği ve tasarım indiriminin kurumlar vergisi ile geçici vergi beyannamelerinde toplanarak tek kalem halinde beyan edildiği belirtilmiş olup, 2016/9092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan kriterlerden bir önceki yıla göre %20 artış sağlayan tasarım merkezlerinizin geçici vergilendirme dönemlerinde de ilave tasarım indiriminden yararlanıp yararlanamayacağı, bunun mümkün olması durumunda uygulamanın nasıl olacağı ile ilave tasarım indiriminde iki tasarım merkezinin ayrı ayrı mı değerlendirileceği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Ar-Ge ve tasarım indirimi: Teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlananlarca gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen münhasıran tasarım harcamalarının tamamı, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. Bakanlar Kurulunca belirlenen kriterleri haiz Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı; Bakanlar Kurulunca belirlenen kriterleri haiz tasarım merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı yukarıdaki esaslar dâhilinde indirim konusu yapılabilir. Belirlenen kriterlere göre kanuni hadler içerisinde oranları ayrı ayrı veya birlikte farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir…” hükmü yer almaktadır.

10.08.2016 tarihli ve 29797 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01.08.2016 tarih ve 2016/9092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Kararın 1 inci maddesinde, “(1) 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında kurulan ve aşağıda belirtilen göstergelerden herhangi birinde bir önceki yıla göre en az yüzde yirmi artış sağlayan Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde, o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik veya tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artış tutarının yüzde ellisi, 31/12/2023 tarihine kadar, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır.

a) Ar-Ge veya tasarım harcamasının toplam ciro içindeki payı.

b) Tescil edilen ulusal veya uluslararası patent sayısı.

c) Uluslararası destekli proje sayısı.

ç) Lisansüstü dereceli araştırmacı sayısının toplam Ar-Ge personeli sayısına oranı.

d) Toplam araştırmacı sayısının toplam Ar-Ge personeli sayısına oranı.

e) Ar-Ge sonucu ortaya çıkan yeni ürünlerden elde edilen cironun toplam ciroya oranı.

hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 10.01.2023 tarihli ve 32069 Resmi Gazete’de yayımlanan 09.01.2023 tarihli ve 6652 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki Kararın,

– 1 inci maddesinde; 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında kurulan ve aşağıda belirtilen göstergelerden herhangi birinde bir önceki yıla göre en az yüzde yirmi artış sağlayan Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde, o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik veya tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artış tutarının yüzde ellisi, 31/12/2028 tarihine kadar, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır.

a) Ar-Ge veya tasarım harcamasının toplam ciro içindeki payı.

b) Tescil edilen ulusal veya uluslararası patent sayısı.

c) Uluslararası destekli proje sayısı.

ç) Ar-Ge Merkezlerinde lisansüstü dereceli araştırmacı sayısının toplam Ar-Ge personeli sayısına oranı.

d) Tasarım Merkezlerinde lisansüstü dereceli tasarımcı sayısının toplam tasarım personeli sayısına oranı.

e) Ar-Ge Merkezlerinde toplam araştırmacı sayısının toplam Ar-Ge personeli sayısına oranı.

f) Tasarım Merkezlerinde toplam tasarımcı sayısının toplam tasarım personeli sayısına oranı.

g) Ar-Ge veya tasarım faaliyeti sonucu ortaya çıkan yeni ürünlerden elde edilen cironun toplam ciroya oranı”

– 2 nci maddesinde ise; “1/8/2016 tarih ve 2016/9092 sayılı BKK yürürlükten kaldırılmıştır.”

hükmü yer almıştır.

Buna göre, 6652 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında belirtilen göstergelerden herhangi birinde bir önceki yıla göre en az yüzde yirmi artış sağlayan tasarım merkezlerinde, ilgili yılda gerçekleştirilen tasarım harcamalarının toplam tutarının, bir önceki yıl gerçekleştirilen tasarım harcamalarının toplam tutarı ile kıyaslanması sonucu ortaya çıkan artışın yarısının ilave tasarım indirimi olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, ilave tasarım indirimiyle ilgili söz konusu Kararda belirtilen göstergeler yıllık olarak dikkate alınıp tasarım merkezleri birlikte hesaplamaya dahil edilecek olup ilave tasarım indiriminin geçici vergi dönemleri itibarıyla uygulanmayacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2024-5.aspx?ozID=3807

GİB-PDF

İŞYERİNİN KAPATILMASI HALİNDE SERMAYE DÜZELTMESİ OLUMLU FARKLARI HESABINDA YER ALAN TUTARIN VERGİLENDİRİLİP VERGİLENDİRİLMEYECEĞİ HAKKINDA

Uncategorized

İŞYERİNİN KAPATILMASI HALİNDE SERMAYE DÜZELTMESİ OLUMLU FARKLARI HESABINDA YER ALAN TUTARIN VERGİLENDİRİLİP VERGİLENDİRİLMEYECEĞİ HAKKINDA

 

T.C.

ÇANAKKALE VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

İVEDİ

Sayı

:

B.07.4.DEF.0.17.10.00-VUK-2010-4

17/06/2011

Konu

:

Enflasyon Düzeltmesi  

İlgi talep formunuz ile, 2003 ve 2004 yılı enflasyon düzeltmeleri sonucu oluşan bilançonuzdaki 502 Sermaye (olumlu) farkları hesabındaki 21.278,00 TL tutarın 19.08.2009 tarihinde işyerinizi kapatmanız nedeniyle, 2009 yılı Gelir Vergisi Beyannamenizde vergilendirip vergilendirilmeyeceği konusunda tereddüt ettiğinizden,  konu hakkında bilgi istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesinin (g) bendi ile aynı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin  A fıkrasının 5 numaralı bendinde, pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, bu işlemlerin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulacağı ancak, özsermaye kalemlerine ait enflasyon farklarının düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebileceği veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebileceği, bu işlemlerin kar dağıtımı sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, enflasyon düzeltmesi neticesinde ortaya çıkan öz sermaye kalemlerine  ait enflasyon fark hesabı ancak, yine düzeltme neticesinde oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilmek suretiyle veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilmek suretiyle kapatılabilir. Bunun dışında, anılan hesabın herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, söz konusu işlemlerin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulacaktır.

Bu itibarla işyerinizin kapatılması, bilançonuzda yer alan sermaye (olumlu) farkları hesabındaki tutar açısından çekiş olarak değerlendirilecek ve düzeltme işlemin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulacaktır.

Bilgilerinizi rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

https://gib.gov.tr/gibmevzuat

YURT DIŞINDAKİ MÜŞTERİYE TÜRKİYE’DEN VERİLECEK TASARIM EĞİTİMİ HİZMET İHRACI SAYILIR MI?

Uncategorized

 

Yurt dışındaki müşteriye Türkiye’den verilecek tasarım eğitimi hizmet ihracı sayılır mı?

e-fatura/e-arşiv fatura mükellefi yurt dışı firmaya tasarım eğitim videoları teslimi yapmakta , bunlar için için kesilecek bedel hizmet ihracı kapsamında mıdır ve kesilecek fatura e arşiv fatura şeklinde mi kesilecek, istisna seçilecek mi?

İstanbul’dan yurt dışına danışmanlık hizmetleri verecek bir mükellefimiz var. Hizmet ihracında KDV’siz ihracat faturası kesmek için bir birlik (ihracatçılar vs.) /oda kaydı gerekiyor mu?

Hizmet ihracı için bir birliğe veya kuruma kayıt yapılmaz.
Hizmet verilen yer yurt dışında ise fatura da KDV hesaplanmadan i düzenlenir.
Faturada alt veya üst limit olmaz.
e-fatura uygulamasına kayıtlı olmayan yurt dışında faaliyet gösterenlere e-arşiv fatura düzenlenir


Bir LTD.ŞTİ ortağı işi ile ilgili yurt dışı otel konaklaması yapmış ve karşılığında 450 Euro INVOICE almıştır. Bu faturanın işleyişinde gider ve KDV 2 olmalı mıdır?

Hizmetten yararlanma Yurt dışında olduğu için KDV ve Stopaj olmaz.


Şahıs işletmemiz hizmet ihracatı yapmak istiyor. KDV’siz fatura düzenleyecektir. Hizmet ihracatı yapmak için ihracatçılar birliğine üye olması yada ito ya üye olması gerekiyor mu?

Hizmet ihracatı yapmak için her hangi kurum veya kuruluşa kayıt zorunluluğu olmaz.

KDV 12 / 2. maddedeki şartların olması yeterlidir.


3065 – KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU

İhracat Teslimi ve Yurt Dışındaki Müşteriler İçin Yapılan Hizmetler

Madde 12

1.Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır:

a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya veya 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.[1]

b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına veya yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumludur.

2.Yurt dışındaki müşteri tabiri; ikametgâhı, işyeri, kanunî ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurtiçinde bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.

a) Hizmetler yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır.

b) Hizmetten yurt dışında faydalanılmalıdır.

3) Fason hizmetlerin serbest bölgelerdeki müşterilere yapılmış sayılması için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.

a) Fason hizmet serbest bölgelerde faaliyet gösteren müşteriler için yapılmış olmalıdır.

b) Fason hizmetten serbest bölgelerde faydalanılmalıdır.


KDV Genel Uygulama Tebliği

4. Hizmet

Verginin konusunu teşkil eden işlemlerden biri olan hizmet,3065 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde “teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebilir.

Maddede hizmet dolaylı bir şekilde tanımlanmış, hizmet sayılan bazı işlemler belirtilmiş ve bunlara benzeyen işlemlerin de hizmet sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle hizmet, belli bir tanım ve bilinen bazı işlemlerle sınırlandırılmamıştır. İleride değişik şekillerde ortaya çıkması muhtemel işlemler de genel tanım ve verilen örneklere nitelik ve mahiyet itibarıyla hizmet olarak değerlendirilebilir.

3065 sayılı Kanunun (4/2)maddesine göre, bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya hizmet olması halinde, bunların her biri ayrı birer işlem sayılır ve hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergiye tabi tutulur.

5. Hizmet Sayılan Haller

3065 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre, vergiye tabi bir hizmetten işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması da hizmet sayılarak vergiye tabi tutulur.

6. İşlemlerin Türkiye’de Yapılması

3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre, Türkiye’de yapılan ve maddede sayılan mal teslimleri ve hizmet ifaları vergiye tabidir. Madde metninden anlaşılacağı üzere bir işlemin KDV’ye tabi olması için;

– İşlemlerin, Türkiye’de yapılmış olması ve

– İşlemlerin, 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesindeki şartları taşıyan mal teslimleri ve hizmet ifaları olması,

gerekir.

İthalat ise başka bir şart aranmaksızın verginin konusuna girer.

3065 sayılı Kanunun 6 ve 7 nci maddelerinde, hangi işlemlerin Türkiye’de yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre;

– Mal teslimlerinde malların teslim anında Türkiye’de bulunması,

– Hizmet ifalarında ise hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması,

hallerinde işlemler Türkiye’de yapılmış sayılır.

3065 sayılı Kanun, işlemlerin Türkiye’de yapılmasını mal teslimleri, hizmet ifaları ve uluslararası taşımacılık yönünden ayrı esaslara bağlamıştır.

6.2. Hizmetin Türkiye’de Yapılması

Hizmet ifalarında işlemin Türkiye’de yapılmış sayılması için, 3065 sayılı Kanunun (6/b) maddesine göre hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması gerekir.

Hizmetin Türkiye’de yapılmış sayılması için belirtilen iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmez. Şartlardan herhangi birisinin oluşması halinde hizmet, Türkiye’de yapılmış sayılır. Bir diğer ifade ile hizmet Türkiye’de yapılmışsa, hizmetten hangi ülkede faydalanılırsa faydalanılsın işlem Türkiye’de yapılmış sayılır ve vergiye tabi olur. Hizmetin başka bir ülkede yapılması halinde bu hizmetten Türkiye’de faydalanılmış ise işlem yine Türkiye’de yapılmış sayılır.


2.Hizmet İhracı

3065 sayılı Kanunun (11/1-a) maddesine göre yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmetler vergiden istisna edilmiştir.

2.1. İstisnanın Kapsamı

3065 sayılı Kanunun (11/1-a) maddesi kapsamında bir hizmetin KDV’den istisna olabilmesi için, aynı Kanunun (12/2) nci maddesine göre;

– Hizmetin yurtdışındaki bir müşteri için yapılması,

– Hizmetten yurtdışında faydalanılması,

gerekir.

Hizmetin yurtdışındaki bir müşteri için yapıldığı, yurtdışındaki müşteri adına düzenlenen fatura ve benzeri belge ile tevsik edilir.

Hizmetten yurtdışında faydalanılmasından kasıt, Türkiye’de yurtdışındaki müşteri için yapılan hizmetin, müşterinin yurtdışındaki iş, işlem ve faaliyetleri ile ilgili olması; Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgisi bulunmamasıdır.

Yurtd ışındaki firmaların, Türkiye’ye gönderecekleri mal ve hizmetler Türkiye’de tüketildiğinden, bu firmalara söz konusu mal ve hizmetler için Türkiye’de verilen danışmanlık, aracılık, gözetim, müşteri bulma, piyasa araştırması vb. hizmetler, hizmet ihracı istisnası kapsamında değerlendirilmez ve KDV’ye tabidir. Bu durumda faydalanma kriterinin tespitinde, yapılan hizmetin ithal edilen mal ile doğrudan ilişkili olması gerekir.

Yabancı firmaların Türkiye’den ithal ettiği (Türkiye’nin ihraç ettiği) mallar dolayısıyla verilen hizmetler, hizmet ihracı kapsamında değerlendirilir.

Türkiye içinde taşıma hakkı bulunmayan yabancı bayraklı gemilere ve uçaklara verilen tadil, bakım, onarım hizmetleri hizmet ihracı kapsamında KDV’den istisnadır.

Türkiye’den serbest bölgelere verilen hizmetler hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmez.

Bu istisna uygulamasına ilişkin bazı örnekler aşağıda yer almaktadır:

Örnek 1: Türkiye’de mükellef (Z) Mühendislik Ltd. Şti., Ürdün’de bulunan bir firma ile yaptığı anlaşma uyarınca bu firmaya Ürdün’de inşa edilecek bir tekstil fabrikası projesi çizimini yapmış ve buna ait bedeli tahsil etmiştir.

Bu hizmet, hizmet ihracatı kapsamında KDV’den istisna olup, (Z) firması, düzenleyeceği faturada KDV hesaplamaz.

Örnek 2: Türkiye’de faaliyette bulunan (A) şirketi, Almanya’da yerleşik bir firma için, bu firmanın Türkiye’den satın aldığı tekstil ürünlerinin temin edilmesinde aracılık etmiş ve komisyon ücreti almıştır.

(A) şirketinin, bu komisyonculuk hizmeti, hizmet ihracatı kapsamında KDV’den istisnadır.

Örnek 3: Türkiye’de yerleşik olan ve seyahat acenteliği yapan (B) A.Ş., yurtdışında bulunan bir seyahat acentesinin gönderdiği turist grubuna konaklama, tur düzenleme ve yeme-içme hizmeti vermektedir. (B), söz konusu hizmeti karşılığında 25.000 TL almıştır. Türkiye’deki seyahat acentesi aldığı bu paranın 10.000 TL’lik kısmını, turist grubunun Türkiye’deki konaklama, yeme-içme gibi masraflarında kullanmıştır. Yaptığı bu masraflardan sonra kendisine 15.000 TL kalmıştır.

Bu durumda, (B), yabancı seyahat acentesine 15.000 TL’lik hizmette bulunmuş olup, bu hizmet KDV’den istisna olacaktır.

Ancak, (B) A.Ş. nin turist grubuna Türkiye’de verdiği yeme-içme, konaklama gibi hizmetlerden Türkiye’de faydalanıldığından, bu hizmetler KDV’ye tabidir.

Bu mükellefin, yabancı seyahat acentesine verdiği söz konusu hizmetlere ait düzenleyeceği faturada, vergiden istisna tutulan hizmet bedeli ile vergiye tabi tutulacak hizmet bedeliniayrı ayrı gösterebileceği gibi, bu hizmetler için ayrı ayrı fatura düzenlemesi de mümkündür.

Örnek 4: Türkiye’de yerleşik olan ve aracılık faaliyetinde bulunan (A) şirketi, Japonya’da yerleşik bir firmanın mallarına Türkiye’de müşteri bulmaktadır.

Bu şirketin aracılık faaliyeti kapsamında yaptığı hizmetten Türkiye’de faydalanılmakta olup bahse konu hizmet ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmez. Faturanın yabancı firma adına düzenlenmiş ve hizmet bedelinin Türkiye’ye getirilmiş olması bu durumu etkilemez.

Örnek 5: Hollanda’da yerleşik bir firma Türkiye’den maden cevheri ithal etmektedir. Türkiye’de yerleşik (A) firması da söz konusu maden cevherinin sağlanması, kalite kontrolü, malın ihraç limanına kadar taşınması ve gemilere yüklenmesi gibi işleri yabancı firma adına yapmaktadır.

(A) firması, bu hizmetleri ile ilgili olarak yaptığı harcamaları ve komisyon ücretini yabancı firmaya fatura etmekte ve bedelini Türkiye’ ye getirmektedir.

Yurtdışındaki firmaların, Türkiye’den ithal edecekleri mallar ile ilgili olarak, Türkiye’den aldıkları hizmetlerden yurtdışında faydalanılmaktadır. Bu nedenle, (A) firmasının yaptığı bu hizmet, hizmet ihracatı istisnası kapsamında değerlendirilir.

Örnek 6: Irak’ta yerleşik bir firma, Irak’taki bir sulama projesini üstlenen (A) Türk firması hakkında, (B) Türk danışmanlık firmasından yeterlik araştırması yapmasını istemiştir.

(B) danışmanlık firması, bu hizmeti ile ilgili olarak yaptığı harcamaları ve komisyon ücretini yabancı firmaya fatura etmiş ve karşılığını döviz olarak Türkiye’ye getirmiştir.

(A) firmasının hizmetinden yurtdışında faydalanılmakta olup (B) danışmanlık firmasının yaptığı bu hizmet, hizmet ihracatı istisnası kapsamında değerlendirilir.

Örnek 7: Türkiye’de mükellef (T) İnş. Taah. Ltd. Şti., Özbekistan’da yerleşik (X) firması ile yaptığı anlaşma uyarınca bu firmaya Özbekistan’da inşa edilecek bir fabrikanın inşasında kullanılmak üzere gerek kendi mülkiyetinde bulunan gerekse kiralama yoluyla temin ettiği iş makinelerini kiralamıştır.

Bu kiraya verme hizmeti, Türkiye’de yapılan ve faydalanılan bir hizmet niteliğinde olmadığından KDV’nin konusuna girmez. KDV’nin konusuna girmeyen bu işlem istisna kapsamında değerlendirilmez.

Örnek 8: Türkiye’de mukim (Z) firması Almanya’da mukim (Y) firması ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında yurtdışındaki kontörlü kredi kartı müşterilerine internet ortamında servis, destek, danışmanlık hizmeti vermektedir. Söz konusu hizmetlere ilişkin fatura Almanya’da mukim (Y) firması adına düzenlenmiş ve karşılığı döviz olarak Türkiye’ye gelmiştir.

(Z) firmasının hizmetinden yurtdışında faydalanıldığından, (Y) firmasına vermiş olduğu hizmet, hizmet ihracatı istisnası kapsamında değerlendirilir.

Örnek 9:Türkiye’de mukim (A) firması ABD’de yerleşik (B) firmasından yine ABD’de yerleşik finansal kiralama şirketi aracılığıyla 60 ay süreyle kiralamış olduğu uçakları Türkiye’ye getirmeden Rusya’da yerleşik bir firmaya kiraya vermiştir.

Bu kiraya verme hizmeti, Türkiye’de yapılan ve faydalanılan bir hizmet niteliğinde olmadığından KDV’nin konusuna girmez. KDV’nin konusuna girmeyen bu işlem istisna kapsamında değerlendirilmez.

Örnek 10: Türkiye’de mukim (T) havayolu firması kendisine ait uçaklarla yurtdışındaki havayolu firmalarına kendi uçuş ekibinin denetimi ve yönetimi altında uçuş saatine endeksli ücretlendirme yapılmak suretiyle yurtdışında uçuş hizmeti vermektedir.

(T) havayolu firmasının yurtdışındaki havayolu firmalarına yurtdışında vermiş olduğu uçuş hizmeti KDV’nin konusuna girmediğinden hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmez.

2.2. İstisnanın Tevsiki ve Beyanı

Hizmet ihracına ilişkin istisna, yurtdışındaki müşteriye düzenlenen hizmet faturası ile tevsik edilir. Hizmet faturalarının firma yetkililerince onaylı fotokopileri veya dökümlerini gösteren liste verilir. Bu belgelerin istisnanın beyan edildiği dönemde beyanname verme süresi içinde bir dilekçe ekinde ibrazı gerekir. İstisnanın beyanı için, hizmete ait ödeme belgesinin (bedelin Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden bir belge, banka dekontu vb.) temin edilmiş olması zorunlu değildir.

İhracat istisnası, hizmetin ifa edildiği vergilendirme dönemine ait 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilir. Beyan, yurtdışındaki müşteri için yapılan hizmetin tamamlandığı/ifa edildiği dönem beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 302 kod numaralı işlem türü satırı kullanılmak suretiyle yapılır.

Bu satırın, “Teslim ve Hizmet Tutarı” sütununa hizmetin bedeli girilir. “Yüklenilen KDV” sütununa ise bu hizmetin bünyesine giren, Tebliğin (IV/A) bölümündeki açıklamalar dikkate alınarak hesaplanan KDV tutarı yazılır. İade talep edilmemesi halinde, “Yüklenilen KDV” alanına “0” yazılır.

Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye’ye gelmeden yerine getirilmez. Bununla birlikte, faturasında Türk Lirası karşılığı gösterilen hizmet ihraçlarında, bedelin Türk Lirası olarak Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden belgelere istinaden de iade yapılabilir.

Ancak, Türkiye içinde taşıma hakkı bulunmayan yabancı bayraklı gemilerin tadil, bakım ve onarım hizmetlerinde, geminin tersaneye giriş çıkış yaptığının Liman Başkanlığı tarafından verilecek belge ile tevsik edilmesi kaydıyla, istisna kapsamındaki hizmet nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin %50’si, hizmet bedelinin Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden belge aranmaksızın iade edilir. İade edilecek KDV’nin kalan kısmı, işleme ilişkin bedelin yarısının Türkiye’ye getirildiği oranda iade edilir.

Örnek: (A) Denizcilik Servis Hizmetleri Ltd. Şti. Türkiye içinde taşıma hakkı bulunmayan yabancı bayraklı bir gemiye Mayıs/2017 döneminde vermiş olduğu bakım ve onarım hizmetine ilişkin hizmet ihracı kapsamında bedeli 100.000 ABD Doları olan fatura düzenlemiş olup, yapmış olduğu bu hizmet nedeniyle yüklenip indirim yoluyla telafi edemediği 30.000 TL KDV’nin iadesini Mayıs/2017 dönemine ilişkin KDV beyannamesinde talep etmiştir. Mükellef bakım ve onarımını yaptığı söz konusu geminin Tuzla Liman Başkanlığından giriş çıkış yaptığını tevsik eden belgeyi sunmuş, ancak hizmet bedelinin Türkiye’ye getirildiğine ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiştir.

(A) Denizcilik Servis Hizmetleri Ltd. Şti.nin söz konusu KDV iade talebine ilişkin gerekli kontroller yapıldıktan sonra herhangi bir olumsuzluk bulunmaması halinde, iade edilecek KDV’nin yarısı olan 15.000 TL, hizmet bedelinin Türkiye’ye getirildiğine ilişkin belge aranmaksızın iade edilir.

(A) Denizcilik Servis Hizmetleri Ltd. Şti. hizmet bedeline ilişkin 40.000 ABD Dolarını Türkiye’ye getirdiğini tevsik eden belgeyi 2017 yılının Eylül ayında ibraz etmiştir. Bu durumda, hizmet bedelinin yarısı olan 50.000 ABD Dolarının %80’i (40.000/50.000) Türkiye’ye getirilmiş olduğundan, iadesi yapılmayan KDV tutarı olan 15.000 TL’nin %80’ine isabet eden 12.000 TL’nin iadesi yapılır.

2.3. İade

Hizmet ihracından doğan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– Hizmet faturası veya listesi

– Ödeme belgesi (bedelin Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden bir belge, banka dekontu vb.)

– Hizmet ihracatının beyan edildiği döneme ait indirilecek KDV listesi – Yüklenilen KDV listesi

– İadesi Talep Edilen KDV Hesaplama Tablosu

2.3.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin hizmet ihracından kaynaklanan ve 10.000 TL’yi aşmayan mahsuben iade talepleri inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 10.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi vergi inceleme raporu veya YMM tasdik raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.11

2.3.2. Nakden İade

Mükelleflerin hizmet ihracından kaynaklanan nakden iade talepleri miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporuna veya YMM raporuna12 göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde, mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu13 sonucuna göre çözülür.

https://www.muhasebenews.com/yurt-disindaki-musteriye-turkiyeden-verilecek-tasarim-egitimi-hizmet-ihraci-sayilir-mi/

İHRACAT ARACILIK HİZMETLERİNDE KDV HESAPLANACAK MI?

Uncategorized

 

İHRACAT ARACILIK HİZMETLERİNDE KDV HESAPLANACAK MI?

Yurt içinde üretim yapan firmalara, ürettikleri malların yurtdışına ihracat edilmesi ile yurtdışındaki alıcılara Türkiye’den yapacakları mal alımlarına yönelik olarak Şirketiniz tarafından Türkiye’de verilen aracılık hizmetlerinden Türkiye’de yararlanıldığından söz konusu aracılık hizmetleri nedeniyle elde edilen komisyon gelirleri üzerinden genel oranda (% 20) KDV hesaplanması gerekir

Yurt içindeki bir firmaya ihracatı için aracı olduk ve satmış olduğu ürünler üzerinden komisyon alacağız. Biz komisyon faturasını düzenlerken KDV hesaplayacak mıyız? Normal şartlarda komisyonu yurt dışından almış olsaydık KDV hesaplamayacaktık ancak iki firmanın da yurt içi mukimi olduğu için hesaplayıp hesaplamama konusunda tereddüt yaşıyoruz.

% 20 KDV hesaplanacaktır.

 

Yurt içinde üretim yapan firmalara, ürettikleri malların yurtdışına ihracat edilmesi ile yurtdışındaki alıcılara Türkiye’den yapacakları mal alımlarına yönelik olarak Şirketiniz tarafından Türkiye’de verilen aracılık hizmetlerinden Türkiye’de yararlanıldığından söz konusu aracılık hizmetleri nedeniyle elde edilen komisyon gelirleri üzerinden genel oranda (% 20) KDV hesaplanması gerekir.

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

50426076-KDV-20-969-75

17/07/2013

Konu

:

İhracatçılara ve yurtdışındaki alıcılara verilen aracılık hizmetlerinden elde edilen komisyon gelirinin KDV ye tabi olup olmadığı ile kur farklarının safi kurum kazancı yönünden dikkate alınıp alınma

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

            Yurtiçinde üretim yapan firmalara üretmiş oldukları malların yurtdışına ihracı ile yurtdışındaki alıcılara yurtiçinden yapacakları mal alımlarında, Şirketiniz tarafından aracılık hizmetleri verildiği ve bu hizmet karşılığında komisyon geliri elde edildiği,

            İhracat işlemlerinin üretici firmalar adına yapıldığı, ihracat alacaklarının döviz bedeli üzerinden Şirketinizce üstlenilerek vadeli olarak ihracatçı firmalara ödendiği ve buna mukabil ihracatçı firmaların da ihracat alacaklarını Şirketinize temlik ettiğinden bahisle;

            – Yurtiçindeki ihracatçı firmalardan elde edilen komisyon geliri ile yurtdışındaki alıcı firmalara verilen hizmetin karşılığında elde edilen komisyon gelirinin,

            – İhracatçı firmaların, ihracat alacaklarını Şirketinizden tahsil etmesi nedeniyle oluşacak kur farkları ile yurt dışındaki firma adına yapılan aracılık faaliyetinden dolayı ihracatçı firmanın ihracat alacağını Şirketinizden tahsil etmesi nedeniyle oluşacak kur farklarının katma değer vergisine (KDV) tabi olup olmadığı,

            – Vergi Usul Kanununun değerleme hükümlerine göre, yaptığınız işlemlere ilişkin dövizli borç ve alacaklarınızın değerlemesi sonucu oluşan kur farklarının, kambiyo kârı veya zararı olarak safi kurum kazancının tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            1- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN:

Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 231 inci maddesinin beş numaralı bendinde ise faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği ve bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

            Aynı Kanunun; “Fatura kullanma mecburiyeti” başlıklı 232 nci maddesinde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

            1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara,

            2. Serbest meslek erbabına,

            3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara,

            4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere,

            5. Vergiden muaf esnafa,

             Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

             Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (1.1.2012 tarihinden geçerli olmak üzere) 770,-TL’yi geçmesi veya bedeli 770,-TL.’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.” hükmüne yer verilmiştir.

             Buna göre; yurt içindeki ihracatçı firmaya ve yurtdışındaki müşteriye verdiğiniz aracılık hizmeti karşılığında hizmetin tamamlandığı tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlemeniz gerekmekte olup, yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenecek olan faturaların, Türk parası karşılığı gösterilmeksizin yabancı para birimine göre düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı tabiidir.

             Öte yandan, mezkur Kanunun 280 inci maddesinde “Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur….”, “Kasa Mevcudu” başlıklı 284 üncü maddesinde ise “Kasa mevcutları itibari kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280’inci madde hükmü uygulanır.” hükmü mevcuttur.

             Bu itibarla, yurt dışından gönderilen ve yurt içindeki ihracatçı firmalara tarafınızca ödenen paranın gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması durumunda alacak veya borç olarak değerlemesine gerek bulunmamakla birlikte, yurt dışındaki müşteriden döviz olarak aldığınız komisyon gelirlerinin ise Kanununun 280 ve 284 üncü maddeleri uyarınca değerlemeye tabi tutulması ve oluşan kur farklarının gelir veya gider hesapları ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

             2- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

            Ticari kazancın tespitinde geçerli olan iki temel ilke “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin eksiksiz tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Ticari kazancın elde edilmesi, tahakkuk esasına bağlanmış bulunduğundan; bir gelir unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.

            3- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

            3065 sayılı KDV Kanununun;

            1/1 inci maddesinde; ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

            4 üncü maddesinde; hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

            6 ncı maddesinde; işlemlerin Türkiye’de yapılmasının; malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını, hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını ifade ettiği,

            10/a maddesinde; vergiyi doğuran olayın mal teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana geldiği,

            11/1-a maddesinde; yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin KDV den istisna olduğu,

       12/2 nci maddesinde; bir hizmetin yurtdışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi için,

            – Hizmetin yurtdışındaki bir müşteri için yapılmış olması

            – Hizmetten yurtdışında faydalanılması gerektiği

            17/4-g maddesinde; külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik, virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıklarının tesliminin KDV den istisna olduğu,

            – 24/c maddesinde; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu,

            – 26 ncı maddesinde ise; bedelin döviz ile hesaplanması halinde, dövizin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk Lirasına çevrileceği, hükümlerine yer verilmiştir.

            Öte yandan, 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (K), 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A), 113 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (B) ve 60 No.lu KDV Sirkülerinin (3.1.1) bölümlerinde hizmet ihracına ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Hizmet ihracı istisnasının uygulanmasında, “hizmetten yurtdışında faydalanılması” şartının gerçekleşebilmesi için, verilen hizmetin yurt dışındaki müşterinin Türkiye’deki faaliyeti ile ilgisinin bulunmaması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 105 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “Vade Farkı, Kur Farkı ve Matrahta Değişikliğe Yol Açan İşlemlerde KDV Uygulaması” başlıklı bölümünün “2. Kur Farkları” başlıklı alt bölümünde; bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibariyle vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirileceği; buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmesi ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oranın uygulanması suretiyle KDV hesaplanacağı; bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde ise, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerektiğine dair açıklamalar yapılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

            1) Yurt içinde üretim yapan firmalara, ürettikleri malların yurtdışına ihracat edilmesi ile yurtdışındaki alıcılara Türkiye’den yapacakları mal alımlarına yönelik olarak Şirketiniz tarafından Türkiye’de verilen aracılık hizmetlerinden Türkiye’de yararlanıldığından söz konusu aracılık hizmetleri nedeniyle elde edilen komisyon gelirleri üzerinden genel oranda (% 18) KDV hesaplanması,

            2) İhracatçı firmaların ihracat alacakları ile yurt dışındaki firma adına yapılan aracılık faaliyetinden dolayı ihracatçı firmaların ihracat alacaklarını Şirketinizden tahsil etmesi nedeniyle oluşacak kur farklarında, Şirketiniz tarafından verilen aracılık hizmetinin vergisel boyutu (KDV ye tabi olup olmaması veya KDV den istisna olması) göz önünde bulundurulmak suretiyle vergiye tabi işlemlere ilişkin olanlarda kur fakı için KDV hesaplanması,

            3) Şirketiniz lehine veya aleyhine oluşan kur farklarının, kambiyo kârı veya zararı olarak dikkate alınması ve bu tutarların doğrudan “690 Dönem Karı veya Zararı Hesabı” ile ilişkilendirilmek suretiyle ilgili dönem kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

https://www.muhasebenews.com/ihracat-aracilik-hizmetlerinde-kdv-hesaplanacak-mi/

MALİ MÜŞAVİRLER HER GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİNDE BİLANÇO YAPIP GEÇİCİ VERGİ BEYANI EKİNDE BİLDİRİMDE BULUNACAK !!!

Uncategorized

 

MALİ MÜŞAVİRLER HER GEÇİCİ VERGİ DÖNEMİNDE BİLANÇO YAPIP GEÇİCİ VERGİ BEYANI EKİNDE BİLDİRİMDE BULUNACAK !!!

Enflasyon muhasebesinin uygulamaya geçmesiyle birlikte Mali İdare Mali müşavirlere yeni bir iş yükü daha getirdi.

Her yıl üç dönem olan geçici vergi beyannamesi eklerine artık BİLANÇO da ilave edilmiş durumda…

Dolayısıyla 2024 yılında dört defa BİLANÇO hazırlanması gerekiyor…

Geçici vergi dönemlerinde yapılması zorunlu olan enflasyon düzeltme işleminin kontrolünü yapmayı planlayan Mali İdare  geçici vergi beyanı ile birlikte GELİR TABLOSU’nun yanına, üç aylık, altı aylık ve dokuz aylık olmak üzere BİLANÇO eklenmesini kararlaştırmış durumda.

BİLANÇO ESASINA TABİ GERÇEK VE TÜZEL KİŞİ Mükelleflerin tamamını kapsayan bu uygulamanın sürdürülebilir olması çok güç…

Zira iş yükü altında çabalayan meslek mensuplarının her üç ayda bir BİLANÇO’yu da hazırlayacak olması meslek mensupları arasında infiale sebep olmuş görülüyor.

Beni arayan bazı meslek mensupları mesleği bırakacaklarını ifade ediyorlar…

Sonuç olarak; Meslek mensupları,  TÜRMOB ve SMMM ODALARI’nın Mali İdare ile irtibata geçerek bu uygulamanın kaldırılmasını talep ediyorlar.

Bir yazı görseli olabilir

Allah tüm meslek mensuplarının ve vergi mükelleflerinin yardımcısı olsun…

Sağlıcakla kalınız

EYÜP YÜCELİ

MuhasebeDr.com Genel Yayın Yönetmeni

info@muhasebedr.com

https://www.muhasebedr.com/mali-musavirler-her-yil-dort-kere-bilanco-hazirlamak-zorunda-

ŞİRKETLERİN BAĞIMSIZ DENETİME TABİ OLMA ŞARTLARI DEĞİŞTİ

Uncategorized

Şirketlerin Bağımsız denetime tabi olma şartları değişti

 
Şirketler İçin 2024 Yılında Bağımsız Denetime geçilecek eşik değerler
Aktif toplamı 150 milyon Türk Lirası. ( Bir önceki Kararda 75 milyon ve üstü Türk Lirası idi)
Yıllık net satış hasılatı 300 milyon Türk Lirası. ( Bir önceki Kararda 150 milyon ve üstü Türk Lirası idi)
Çalışan sayısı 150 kişi. ( Bir önceki Kararda da 150 ve üstü idi)
Olarak değiştirildi
İşte ayrıntılar
Bağımsız denetime tabi şirketlerde kapsam ‘eşik değerler’ yönüyle daraltıldı
Bağımsız denetime tabi şirketlerin belirlenmesine ilişkin şartları düzenleyen Cumhurbaşkanı Kararında değişiklik yapıldı
Bağımsız denetime tabi şirketlerin belirlenmesine ilişkin şartları düzenleyen Cumhurbaşkanı Kararında değişiklik yapılarak, bağımsız denetime yönelik bazı eşik değerler yükseltildi. Eşik değerin yükseltilmesiyle bağımsız denetimin kapsamı da ‘eşik değerler yönünden’ daraltılmış oldu.
Tebliğ kapsamındaki üç eşikten ikisini sağlayan şirketler bağımsız denetime tabi oluyor.
Buna göre aktif toplamı şartı  150 milyon liraya,
 
Yıllık net satış hasılatı tutarı 300 milyon liraya çıkarıldı.
 
Çalışan sayısı şartı ise 150’ye çıkarıldı.
Öte yandan tebliğ kapsamına otomatik olarak giren şirket gruplarında da değişiklik yapıldı.
EPDK tarafından lisans, sertifika veya yetki belgesi alıp faaliyet gösteren ve bağımsız denetim yükümlülüğü bulunan şirketler ile Merkez Bankası’nın denetimine tabi ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları KİT’ler ve bağlı ortaklıkları bağımsız denetime tabi hale getirildi.
İlgili karara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

KDV’DE VATANDAŞA YANSIMAYAN İNDİRİM

Uncategorized

KDV’de Vatandaşa Yansımayan İndirim 

KDV’de Vatandaşa Yansımayan İndirim

Hem Devletin Vergi Kaybı Var! Hem de Vatandaş Fazla Vergi Ödüyor!

Giriş;

Katma Değer Vergisi Harcama üzerinden alınan bir vergi olup, üretilen mal veya hizmetin her aşamasında yaratılan değerin vergilendirildiği, özü itibariyle nihai tüketicinin katlanmak zorunda kaldığı bir tüketim vergisidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28.maddesinde “Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10’dur. Cumhurbaşkanı (Değişmeden önce bakanlar kurulu) bu oranı, dört katına kadar artırmaya, %1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

2022 yılında KDV oranlarında özellikle temel gıda maddelerinde yapılan indirim fiyat artışlarından vatandaşın olumsuz etkilenmesini gidermektir. Yazımızın konusu yeme içme hizmeti sunan işyerlerinde uygulanan Katma Değer Vergisi oranın mal ve hizmet şekline göre vatandaşa yansımasının olumsuz etkisi ve sonuçlarını içermektedir.

Yasal Düzenleme;

30.12.2007 tarih ve 26742 sayılı resmi gazetede yayınlanan 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı bakanlar kurulu kararında (GTİP Göre Oranların Belirlenmesi) ve daha sonraki tarihlerde Cumhurbaşkanı kararlarıyla yapılan ek ve değişiklikler sonrasında mal teslimleri ile hizmet ifalarına uygulanacak Katma Değer Vergisi oranları belirlenmiştir. Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 10.07.2023 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.

a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için, %20 (Genel Oran)

b) Ekli (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, %1

c) Ekli (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, %10

(5189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 14.02.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere gıda maddelerinin toptan veya perakende satışında farklı KDV oranı uygulaması kaldırılmıştır.)

Uygulama ve KDV Oranı Çelişkisi

5189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı‘nın 6. maddesi ile (II) sayılı listenin “A) Gıda maddeleri” bölümünde yer alan mallar bu listeden çıkarılarak (I) sayılı listeye dahil edilmiştir. Böylelikle söz konusu listede yer alan gıda maddeleri için 14.02.2022 tarihinden itibaren %8 oranında KDV’ye Tabi Olan Gıda Maddelerindeki KDV oranı %1’e İndirilmiş oldu.

Ayrıca 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu kararı Eki (II) sayılı listenin 24’üncü sırasında yer alan “(birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldız ve üzeri oteller, tatil köyleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalar hariç)” ibaresi 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1/4/2022 tarihinden itibaren kaldırıldı.

Buna göre Ek (II) sayılı listenin 24’üncü sırasında yer alan “Gazino, açık hava gazinosu, bar, dans salonu, diskotek, pavyon, taverna, birahane, kokteyl salonu ve benzeri yerler hariç olmak üzere kahvehane, kır kahvesi, çay bahçesi, çay ocağı, kıraathane, kafeterya, pastane, ayakta yemek yenilen yerler, yemeği pakette satan veya diğer şekillerde yemek hizmeti sunan yerler, lokanta, içkili lokanta, kebapçı ve benzeri yerlerde verilen hizmetler (bu yerlerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmı hariç)” %8 oranında KDV uygulanacaktır. (7346 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 10.07.2023 tarihinden itibaren %10 olarak belirlenmiştir.)

KDV oranlarının yeninden belirlenmesine ilişkin düzenlemelere ve KDV oranı indirilen gıda maddeleri için belirlenen İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan fasıl tanımlamalarına baktığımızda yapılan düzenlemede (I) sayılı listede yer alan gıda maddelerinin (II) sayılı listenin 24.sırasında yer alan yerlerde satılması halinde (II) sayılı liste KDV oranı uygulanır şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Yayınlanan tebliğde de bu konuda bir açıklama yer almamaktadır.

KDV oranında yapılan bu düzenlemeler sonrasında özelliklede verilen özelgelerde;

  • Şirketinize ait fabrikada/imalathanede üretilen baklava, pasta, poğaça, börek gibi ürünlerin fabrikadan yapılan tesliminde (ayrı mükellefiyeti bulunan şubeleriniz dahil), 2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin A/15 inci sırası uyarınca %1,

Bu ürünlerin fabrikadan ihraç kayıtlı yapılan teslimlerinde %1,

  • Bu yerlerde yeme içme hizmetine konu edilmeden ve/veya herhangi bir şekilde servise yönelik bir işleme tabi tutulmaksızın bu ürünlerin doğrudan teslim edilmesi durumunda %1,
  • Satış yapılan yerin lokanta, kafeterya, pastane, ayakta yemek yenilen yerler gibi yemek hizmeti sunan işyeri ve/veya masa, oturma yeri tezgâh gibi servis yapılabilen alanlarının bulunmaması halinde, söz konusu ürünlerin tesliminde %1

Pastane, tatlıcı, simitçi, fırın gibi işletmeler tarafından imal edilen ve/veya satışı yapılan börek, simit, pasta, tatlı vb. ürünlerin yeme içme hizmeti sunulmadan tesliminde uygulanacak KDV oranı %1 olarak uygulanır şeklinde görüş verilirken.

Bu ürünlerin “kafeterya, pastane, ayakta yemek yenilen yerler, yemeği pakette satan veya diğer şekillerde yemek hizmeti sunan yerler, lokanta, içkili lokanta, kebapçı ve benzeri yerlerde verilen hizmetler (bu yerlerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmı hariç) sayılmış ve bu hizmetlere %8 oranında KDV uygulanması öngörülmüştür.” Şeklinde görüş verilmesi uygulamada çelişkilere neden olmaktadır.

Katma Değer Vergisinin yürürlüğe girdiği 01.01.1985 tarihinden 2007/13007 sayılı bakanlar kurulu kararının yürürlüğe girdiği 31.12.2007 (01.01.2008) tarihine kadar KDV oranlarının belirlenmesinde uygulanan sistemden vazgeçilerek 2007/13007 sayılı bakanlar kurulu kararı ile KDV oranlarının uygulanmasında 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere “İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetveli” esas alınarak mal ve hizmetlerin tanımlanması kararlaştırılmıştır. Bu nedenle KDV oranlarının belirlenmesinde uygulamada tereddütte yol açmayacak şekilde düzenleme yapılması zorunluluktur. Çünkü bu malların ithalatında ödenen KDV oranı “İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetveli” esas alınarak belirlenmektedir.

Bu kapsamda, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %10, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler içinse %20 olarak uygulanmaktadır.

Özellikle 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile (II) sayılı listenin 24’üncü sırasında yer alan “(birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldız ve üzeri oteller, tatil köyleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalar hariç)” ibaresi kaldırılması ile birlikte 01.04.2022 tarihinden itibaren yeme içme hizmeti sunan birinci sınıf lokanta ve otellerde bu kapsama dahil edilerek yemek yenilen tüm yerlerde KDV oranı %10 olarak eşitlenmiştir.

KDV oranların belirlendiği 2007/13033 sayılı bakanlar kurulu kararı eki (I) sayılı listenin (A) bölümünün;

  • 13 inci sırasında 17 No.lu faslında yer alan mallar Şeker ve şeker mamulleri (Çikolata ve diğerleri)
  • 15 inci sırasında 19 No.lu faslında yer alan mallar Pastacılık Ürünleri (Tatlı-Gofretler ve diğerleri)
  • 17 inci sırasında 21 No.lu faslında yer alan mallar yenilen Çeşitli Gıda Müstahzarları (Çorba ve diğerleri)

Yer alan malların teslimleri %1 oranında KDV’ye tabidir. Bu ürünlerin satış yeri ile ilgili olarak yayınlanan bakanlar kurulunda özel bir düzenleme yapılmamıştır.

Dondurulmuş “Lahmacun, pide, mantı, sarma, içli köfte gibi birçok ürün” markette ve bakkalda %1 KDV oranı ile satılırken bu ürünlerin lokantada imal edilip servis yapılmaksızın satışının yapılması %10 oranında KDV tabi olması durumunda bu vergi farklılığı vatandaşa olumsuz yansıdığı gibi hem haksız rekabete yol açmakta hem de vergi kayıp ve kaçağına neden olmaktadır.

Örnek vermek gerekirse;

A firması sahip olduğu işletmesinde hem tatlı ürünleri imalatı yapmakta hem de bu işletmesi içinde bulunan lokantasında yeme içme hizmeti sunmaktadır. İmal etmiş olduğu tatlı ürünlerini de anlaşmış olduğu bir markette tezgahta satışa sunmaktadır.

Bu firma markete satmış olduğu baklavayı hangi KDV oranı üzerinden hesaplayacaktır?

Firma tarafından bu baklavanın ihraç kayıtlı olarak teslim edilmesinde KDV oranı %1 mi? Yoksa %10 mu olacak?

Market satışa sunmuş olduğu bu baklavayı 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan Türk Gümrük Tarife Cetveli 19 faslında yer aldığı için %1 KDV oranı ile mi satacaktır?

Aynı marka ve fiyattan satılan 1 kg baklavayı markette alan vatandaş %1 KDV ödeyecek. Aynı vatandaş bu baklavayı lokantadan alacak olursa %10 KDV ödeyecektir. Peki bu %9 KDV oran farkı vatandaşa nasıl yansıyacak?

Bu örneğimizde olduğu gibi yeme içme hizmeti sunulan yerlerde yapılan satışlar için (II) listenin 24.maddesinde yer alan düzenlemede özellikle yeme-içme hizmetinin sunulmasına atıf yapılarak “yemek yenilen yerler, yemeği pakette satan veya diğer şekillerde yemek hizmeti sunan yerler” şeklindeki tanımla bu yerlerde yeme içme hizmet (servis) şeklinde teslimi söz konusu olması halinde %10 oranında KDV tabi olacaktır. Onun dışındaki teslimlerin (I) sayılı listede yer alan Türk Gümrük Tarife Cetveli (TGTC veya GTİP) fasılasına göre %1 KDV oranının uygulanması gerekir.

Günümüzde lokantalar yemeğin dışında baklava ve pastacılık ürünlerinin de (çikolata-şekerleme) satışını yapmaktadır. Verilen özelgelerde “burada üretildiğine veya dışarıdan temin edildiğine bakılmaksızın” şeklinde yapılan yorumla lokantada satılan baklavanın KDV oranı %10 olurken pastanede satılan baklavanın KDV oranın %1 olması 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan Türk Gümrük Tarife Cetveli 19 faslında yer alan ürünlerin çift KDV oranı uygulanmasına ve haksız vergilendirmeye neden olmaktadır.

Sonuç; Türk vergi hukukumuzda temel ilke verginin kanuniliğidir. Vergi hukukunda kıyas yasağı ilkesi gereğincede KDV Uygulamasında kıyas veya yorumla hüküm tesis edilmesi mümkün değildir.  Bu nedenle KDV uygulamasında (BKK) Cumhurbaşkanı, Katma Değer Vergisinin konusuna giren işlemlerle ilgili özel bir belirleme yapmadığı sürece mal ve hizmetlerin yeni veya kullanılmış olup olmadığı gibi hususlarla birlikte mal ve hizmetlerin (Kim-Nerede-Nasıl-Ne Amaçla) kullanıldığı yerler de bir önem taşımamaktadır. Uygulamada yukarıda örnek olarak yer alan ürünlerin markette, bakkalda, fırında, pastanede satılırken %1 oranında KDV uygulanırken lokantada yeme içme servisi verilmeden satılsa dahi %10 oranında KDV uygulanır yönünde Gelir İdaresi ve bağlı müdürlükleri tarafından farklı ve çelişkili görüşleri içeren özelge verilmesi. 5189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın uygulama girdiği 14.02.2022 tarihinden bugüne uygulamada mükelleflerin yanlış KDV hesaplamasına neden olduğu gibi hükümet tarafından gıda fiyatlarındaki artışı düşürmek amacıyla alınan KDV indirimi uygulaması da devre dışı kalmaktadır.

Bu çelişkili uygulamalar nedeniyle %1 KDV ödemek durumunda kalan vatandaşın haksız olarak %10 KDV ödemek durumunda kaldığı oluşan %9 KDV farkının vatandaşa yansımadığı bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Dolaylı bir vergi olarak Katma Değer Vergisi belge düzenin yerleşmesi açısından yürürlüğe girdiği 1985 yılından bugüne kadar önemli bir görev üstlenirken bu tür uygulamalar belge düzenin olumsuz etkilerken kayıt dışı işlemleri teşvik etmektedir.

Konu ile ilgili KDV Genel Uygulama Tebliğinin “III/B-2.4. Yiyecek ve İçecek Sunulan Yerlerde KDV Oran Uygulaması” başlıklı bölümünün 5189 sayılı ve 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararlarına uygun olarak yeniden değerlendirilerek düzenlenmesi uygulamada mevzuattan kaynaklı yorum farklığının giderilmesine ve yanlış KDV oranı uygulamasının ortadan kalmasına imkan sağlayacaktır.

https://www.alomaliye.com/2024/04/01/kdvde-vatandasa-yansimayan-indirim/

Mustafa Bahadır ALTAŞ

Yeminli Mali Müşavir
mba@mbaymm.com

İŞ DÜNYASINDAN EKONOMİYE ODAKLANMA ÇAĞRISI

Uncategorized

İŞ DÜNYASINDAN EKONOMİYE ODAKLANMA ÇAĞRISI

Öne Çıkanlar

Sıcak ekonomi gündemi, kısa bir yerel seçim molasının ardından kaldığı yerden devam ediyor. İş dünyası, ekonomideki sorunlara hızlı ve kararlı bir şekilde çözüm getirilmesi için çağrıda bulunurken, verilen mesajların odağında enflasyonla mücadele ve yapısal reformlar yer alıyor. 31 Mart seçimlerinin geride kalmasıyla Türkiye’nin 4 yıl seçimsiz bir sürece girmiş olmasının ekonomi için büyük bir fırsat olduğuna işaret eden iş dünyası temsilcileri, bu süreçte ekonomiyi güçlendirecek adımların atılması gerektiğine dikkat çekiyor.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Yapısal reformlarda etkin adımlar atmalıyız

Yerel seçimlerin geride kalmasıyla, 4 yıllık seçimsiz bir dönem ülkemiz için önemli bir fırsattır. Ekonomide atılacak çok adım, yapılacak çok iş var. Tüm gücümüzle enflasyonla mücadeleye odaklanmalıyız. Enflasyonla mücadele para ve maliye politikası eşgüdümünde daha başarılı olacaktır. Fiyat istikrarı ve finansal istikrar ile öngörülebilirlik güçlenecektir. Böylece teknoloji içeriği ve katma değeri yüksek yatırımlar artacaktır. Ülkemizin üretim gücünün korunması ve firmaların sürdürülebilirliğinin zarar görmemesi de önem arz ediyor. Yapısal reformlar konusunda etkin ve kararlı adımlar atmalıyız. Mesleki eğitim, istihdam politikaları, vergi reformu, yargının operasyonel etkinliğinin artırılması, kurumsal altyapının güçlendirilmesi, şehirlerimizin depreme direncinin artırılması, yeni sanayi havzalarının oluşturulması, kilit teknolojilerin ülkemize kazandırılması, yeşil ve dijital dönüşüme ülkemizin hazırlanması gibi birçok alanda reformlar bizi bekliyor. Şimdi siyasi görüşümüz ne olursa olsun, milletimizin kararına saygı duyup, 86 milyon el birliği, akıl birliği ile aydınlık geleceğimize birlik ve beraberlik içinde yürüme zamanıdır. Cumhuriyetimizin ilk yüzyılında ürün ve pazar çeşitliliğinde en üst lige çıktık. Şimdi ikinci yüzyılında daha huzurlu, daha mutlu ve daha müreffeh bir Türkiye için daha çok çalışma zamanı. İş dünyası olarak daha fazla üretim, yatırım, istihdam ve ihracat için çalışacağız.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı: Seçimin galibi Türkiye demokrasisidir

31 Mart yerel seçimlerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Seçimin galibi Türkiye demokrasisidir. Ülkemizin, bu seçimleri barış içerisinde tamamlamış olması hepimiz için memnuniyet vericidir. Değişen dünyada, iklim aciliyetiyle birlikte artık yerel yönetimlere düşen görev artmıştır. Tüm seçilmişlerimizin bu görevlerinin bilincinde olması ve dünyadaki dönüşümü yakından takip etmesi, ülkemizin, şehirlerimizin ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırması için son derece önemlidir. Yerel seçimlerin geride kalmasıyla birlikte, önümüzde 4 yıllık seçimsiz bir dönem bulunuyor. Bu kesintisiz dönem, enflasyonunu düşürmüş, makro dengelerini kurmuş, sürdürülebilir büyüme yoluna geri dönmeye hazır bir Türkiye ekonomisi için büyük bir fırsattır. Ülke olarak muazzam bir potansiyelimiz var. Bunu gerçeğe dönüştürebilmek için hepimize önemli görevler düşüyor. Mevcut ekonomik programa ve normalleşme adımlarına kararlılıkla devam etmeliyiz. Hep beraber, birlik ve beraberlik içinde bunu başaracağımıza inanıyorum.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç: Ekonomik programa odaklanmalıyız

Türkiye bir seçimi daha aklıselim ve demokratik bir olgunlukla geride bıraktı. Seçim sonuçlarının şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, seçilen belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum. İş dünyası olarak Türkiye’nin bu seçimden sonra uygulanmakta olan ekonomik programa odaklanması gerektiğine inanıyoruz. Önümüzde dönem, enflasyon ve yapısal reformların hayata geçirilmesi başta olmak üzere birçok sorunla kalıcı, sürdürülebilir ve rasyonel bir mücadele için çok iyi değerlendirilmelidir. Bu sayede, çevresinde çatışma ve savaşların kol gezdiği Türkiye, daha da güçlenen ekonomisi ve demokrasisiyle güvenli bir liman olmayı sürdürecektir. İş dünyası olarak, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle, tüm gücümüzle yatırıma, üretime, ihracata ve istihdama devam edeceğiz.

İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan: İvedi bir şekilde sorunlara odaklanmalıyız

Ülkemiz yerel seçim sürecini örnek bir demokratik kültür ve olgunlukla tamamladı. Muhtelif defalar ifade ettiğim gibi seçimler bir bayrak yarışıdır. Bugünkü bayrak yarışının münferit bazı hadiseler dışında huzur içinde gerçekleşmiş olması demokrasimiz adına sevindirici ve çok kıymetlidir. Seçim nedeniyle ekonomiye ve bu alandaki reformlara yönelik tempo maalesef arzu edilen seviyede olmadı. Artık çok ivedi bir şekilde ekonomiye ve sorunlara odaklanmak gerekiyor. Yerel seçim sonuçlarının başta İstanbul olmak üzere memleketimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin yıldız şehri İstanbul’a yeniden belediye başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nu kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe: Ekonomimizi güçlendirecek adımların atılacağına inanıyoruz

Türkiye büyük bir demokratik olgunlukla bir seçimi daha tamamladı. Seçmen 10 ay önceki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçiminin ardından bir kez daha sandığa giderek yerel yönetimler için tercihini yaptı. Öncelikle sonucun ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Sandıktan çıkan mesajın en iyi şekilde okunup, ekonomimizi güçlendirecek adımların atılacağına inanıyoruz. İhracat Türkiye ekonomisi için lokomotif rolü üstleniyor. Önümüzde seçimsiz 4 yıllık dönemin ülkemiz ve ihracatımız açısından en iyi şekilde değerlendirileceğine ve 2028’de mal ihracatında 375, hizmet ihracatında da 200 milyar dolarlık hedefi yakalayıp geçeceğimize inanıyorum.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan: Merkez ve yerel arasında işbirliğinin güçlendiği bir dönem olsun

Görevlerine başlayacak tüm yerel yöneticilerimizi kutlarım. Başta afet yönetimi olmak üzere tüm konularda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında işbirliğinin güçlendiği bir dönem olmasını temenni ediyoruz. Yerel seçimlerin ardından ekonomimizi, demokrasimizi ve hukuk sistemimizi güçlendirecek yapısal reformlara hızla odaklanmalıyız.

TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez: Elimizi taşın altına koymaya hazırız

Demokratik bir olgunluk içinde geçen seçimlere katılan tüm partileri tebrik ediyoruz. Artık gerçek gündemimiz olan ekonomiye dönmeliyiz. Ülkemizin en büyük bağımsız iş dünyası örgütü TÜRKONFED olarak her zaman olduğu gibi bu süreçte de elimizi taşın altına koymaya; kamu, yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında köprü vazifesi görmeye hazırız. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Ortak paydamız ise cumhuriyet ve demokrasidir.

DEİK Başkanı Nail Olpak: Kalkınmaya ve refaha katkı için daha fazla çalışacağız

Yerel seçimlerde milletimiz sandık başına gitti, vatandaşlarımız yine ülkemize yakışır demokratik bir ortamda özgürce oylarını kullandılar. Seçilen Belediye Başkanlarını tebrik ediyor, seçildikleri bölgelerde güzel çalışmalar yapmalarını diliyorum. Artık önümüzde seçim gündemini geride bıraktığımız çok önemli bir süreç var. Türk iş dünyası temsilcileri olarak gayemiz; her zaman olduğu gibi ülkemizin kalkınmasına ve refahına katkı sunmak için daha fazla çalışmak, yarınlarımız için daha fazla katma değer üretmek olacak. Bu süreçte, başta enflasyonla mücadele olmak üzere, yapısal reformlar dahil atılacak tüm adımların bir an önce ve kararlılıkla yapılması geleceğimiz için çok önemli. Ülkemizin ekonomik hedeflerine hızla ulaşması, küresel ticaretteki yükselişini sürdürmesi, gelişen sanayisi ile beraber daha fazla istihdam sağlaması ve refahın dengeli dağılımı amacıyla yatırımlarla birlikte istikrarlı ve dengeli büyüyen bir Türkiye için daha fazla çalışmaya devam edeceğiz.

OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü: Seçimsiz 4 yıl bir fırsat dönemi

31 Mart Mahalli İdareler Seçim sonuçlarının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Ülkemiz bir seçim dönemini daha büyük bir demokratik olgunlukla tamamlayarak, dünyaya demokrasi örneği göstermiştir. Artık önümüzde seçimsiz bir 4 yıl var. Seçimsiz bu dört yılı, bir fırsat dönemi olarak değerlendirmeliyiz. Yapacak çok işimiz, alacak çok yolumuz var. Enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürme mücadelemizi sürdürmeliyiz. Türk sanayisinin üretim gücünü artıracak yapısal reformları öncelemeliyiz. Dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiği bu dönemde, organize sanayi bölgelerimizin yatırım ve üretim avantajlarını artıracak düzenlemeleri hızla hayata geçirmeli, sanayicilerimizin yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm süreçlerini destekleyecek yeni argümanlar geliştirmeliyiz. Organize sanayi bölgelerimizi demir ağlarla örerek, lojistik avantajlarımızı artırmalıyız. Üretimin insan kaynağı problemini çözmek için, Mesleki Eğitim Reformu hayata geçirmeliyiz. Şehirlerimizin ve sanayi bölgelerimizin deprem direncini artıracak yeni sanayi politikaları geliştirmeliyiz. Organize sanayi bölgeleri olarak, 81 İlimizde, 67 bin fabrikamız ve 2.6 milyonun üzerindeki çalışanımızla daha müreffeh bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz.

EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi: Önceliğimiz yapısal reformlara ağırlık vermek olmalı

Gerek yeniden seçilen gerekse de ilk kez seçilen belediye başkanlarımızı ve yerel yöneticilerimizi kutluyor ve görevlerinde başarılar diliyoruz. Yerel yönetimlere, şehirlerde halkımızın daha iyi şartlarda yaşamalarını sağlamaları, alt yapı sorunlarını gidermeleri, trafik sorunlarını azaltmaları ve daha çevreci politikaları uygulamalarına yönelik projeleri gerçekleştirmeleri gibi konularda da başarılar diliyoruz. Deprem başta olmak üzere tüm konularda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında iş birliğinin güçlendiği ve halkımızın ekonomik sorunlarının da azaldığı bir dönem olmasını ümit ediyoruz. Seçim sonrası, yapısal reformlara daha fazla ağırlık vererek, hep birlikte daha mutlu, daha refah ve daha adil Türkiye için eskisinden daha fazla çalışmalıyız.

BMD Başkanı Sinan Öncel: Perakende sektörünü rahatlatacak adımların atılacağına inanıyoruz

Öncelikle seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Seçmen yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı konusunda önemli bir mesaj verdi. 4 yıllık seçimsiz bir döneme girilmesi ekonomi yönetiminin elini rahatlatacak. Enflasyonla mücadele yeni dönemde en öncelikli gündem başlığı olacak. BMD olarak enflasyonla mücadeleye her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. Ekonomi yönetiminin de son dönemde yüksek maliyet ve yüksek faiz kıskacında sıkışan perakende sektörünün elini güçlendirecek adımları atacağına inanıyoruz.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç: Yerel yönetimlerle “teknolojinin başkenti” hedefine ulaşacağız

Ankara Sanayi Odası olarak yerel yönetimlerimizle iş birliğimizi daha da güçlendirerek, başkentimizin ve ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Belediye başkanlarımızın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘başkentin sanayisinden sanayinin ve teknolojinin başkentine’ hedefimize ulaşmada destek olmaya devam edeceklerine gönülden inanıyorum.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran: Seçimsiz 4 yıl çok iyi değerlendirilmeli

Seçimsiz dört yıllık bir dönem yaşanacak. Bu sürenin hem şehirler hem de Türkiye için çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Türkiye ekonomisinin ilerlemesinin önündeki engellerin kaldırılması, sorunların çözülmesi ve kalıcı gelişmeyi sağlayabilmek için de vergi konusu başta olmak üzere yapısal reformların hayata geçirilmesine odaklanmamız gerekiyor. Ankara’da ticari hayatın canlanması, sağlık başta olmak üzere turizm çeşitlerinin geliştirilmesi, havalimanına metro hattı başta olmak üzere ulaşımı kolaylaştıracak adımların atılması, iklim değişikliğine karşı şehrimizin yeşil dönüşümünün gerçekleştirilmesi ve Ankara’nın dünya başkenti haline gelmesi için atılacak olumlu adımları bekliyoruz. Ankara’nın her alanda gelişimi için iş dünyası olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğiz.

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Berke İçten: İş dünyasının sesine daha çok kulak verilmeli

Seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Seçmen ekonomik konulardaki rahatsızlığını sandığa yansıtmış gözüküyor. Önümüzde 4 yıllık seçimsiz bir dönem bulunuyor. Yeni dönemde iş dünyasının sesine daha çok kulak verilmeli. İş dünyası ile daha yakın çalışılacak bir sürecin başlamasını ve özellikle son dönemde rekabetçiliğini büyük ölçüde kaybeden ayakkabı endüstrimiz için bu sürecin en iyi şekilde değerlendirilmesini diliyorum.

ORSİAD Başkanı Levent Çamur: Tüm enerjimizi işe güce vermek zorundayız

Seçim süreçleri ülkeyi ekonomi gündeminden uzaklaştırıyor. Birçok kişi, seçim gündeminden uzaklaşarak sadece ekonomiye odaklanmayı düşünüyor. Tüm gücümüzü, enerjimizi işe güce vermek zorundayız. Meşakkatli bir süreçten geçerken herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. İş dünyası seçim sonrası süreçteki yatırım ortamının iyileştirilmesini, finansmana erişimin kolaylaştırılmasını, enflasyon kur makasının daraltılıp enflasyon faiz dengesinin oturtulmasını bekliyor.

“Seçimsiz dönemde en önemli gündemimiz ekonomi olmalı”

Ülke olarak yoğun bir seçim sürecini geride bıraktığımızı söyleyen İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Türkiye’nin son bir yıl içinde iki önemli seçimi atlattığını belirtti. Özgener, “Şimdi önümüzde seçimsiz geçireceğimiz uzun bir süreç var. Bu süreçte en önemli gündemimiz ‘ekonomi’ olmalı. Öncelikli mücadele alanı olan enfl asyonun tek haneye düşürülmesine yönelik Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikası yanında selektif kredi politikası ve hassas bütçe dengesinin gözetilmesi önem taşıyor. 2024-2026 OVP’nin kararlılıkla uygulanmaya devam edilmesi; program çerçevesinde açıklanan, vergi reformu başta olmak üzere, tüm yapısal reformların hayata geçirilerek şirketlerimizin verimliliğinin arttırılması ve yurtdışındaki rakipleriyle eşit şartlarda mücadele edebilmelerinin sağlanmasının önemini vurgulamak istiyorum. Bununla birlikte; kamuda da harcamaların etkin kontrolü ve tasarrufun ön planda tutulduğu bir yaklaşımın benimsenmesi de odaklanılması gereken diğer bir konu olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

“Yapısal reform süreci başlamalı”

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, ekonomide yapısal reform sürecinin başlaması çağrısında bulundu. Yıldırım. “Seçim sürecinin tamamlanmasıyla ülkemizde başta ekonomi olmak üzere; eğitim ve hukuk alanında yapısal reformların gerçekleşeceği bir sürecin başlamasını diliyorum. Gaziantep Ticaret Odası olarak yerel yönetimlerimizle hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Dört yıllık süreci iyi değerlendirmeliyiz”

Yerel seçimlerin ardından ülkemizin dört yıllık seçimsiz süreci çok iyi değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Adnan Ünverdi, şunları söyledi: “Maalesef ekonomik olarak toplumun her kesimiyle ciddi bir türbülanstan geçiyoruz. Küresel sorunlar ve ülkemize özgü problemlerimizi göz önünde bulundurarak çözüme dayalı, her alanda atılım sağlayacak adımlar atılmalı ve yapısal reformları hayata geçirmeliyiz. Ekonomi yönetiminin uyguladığı OVP çerçevesinde mali disiplinden kopmadan düzlüğe çıkabiliriz.”

“Seçimsiz dönemi fırsata çevirmeliyiz”

Yerel seçimlerin sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, ülkenin daha güçlü olmak için önündeki dört yıllık seçimsiz dönemi fırsata çevirmek gerektiğini vurguladı. Büyükeğen, “Enfl asyonla mücadelemizi sürdürmeliyiz. Yeni bir reform dönemi inşa ederek, üretimi güçlü kılacak düzenlemeleri hızla hayata geçirmeliyiz. Konya gibi Anadolu şehirlerinin sanayileşme sürecini geliştirmesi için lojistik başta olmak üzere her alanda daha fazla desteğe ihtiyacı var. Şehirlerimizin yatırım ve üretim avantajlarını artıracak, yeni düzenlemelerin de mutlaka hayata geçirilmesi lazım” dedi.

“Birlik ve beraberlik içinde çalışacağız”

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, “Seçilen belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum. İş dünyası olarak yerel seçimlerin sona ermesiyle dört yıl boyunca seçimsiz bir döneme girilmesini ülkemiz için son derece önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için birlik ve beraberlik içinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Öncelik enflasyonla mücadeleye verilmeli”

Yerel seçimlerin de tamamlanmasıyla ülkemizin dört yıllık önemli bir sürece kapı araladığını hatırlatan Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, “Şimdi ekonomimize, ihracatımıza ve üretime daha çok odaklanma zamanı. Bundan sonra yapısal reformların hızla hayata geçirilmesini ve ihracatımızı artıracak politikalara önem verilmesini bekliyoruz. Bir numaralı gündem maddemiz ise tüm gücümüzle enfl asyonla mücadeleye olmalı. Enfl asyonla mücadele para ve maliye politikası eşgüdümünde daha başarılı olacaktır” ifadesini kullandı.

“Şehrin sorunlarına odaklanılmalı”

Ülke genelinde ekonomiye, Eskişehir’de ise şehrin sorunlarının çözümüne öncelik verilmesi gerektiğini kaydeden Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, Türkiye’de enfl asyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanmasının önemine dikkat çekti. Eskişehir’de öncelikli çözülmesi gereken sorunların başında Kuzey Çevre Yolu, kentsel dönüşüm ve trafik meselesi geldiğini söyleyen Güler, deprem bölgesinde olan kentin yapı stokunun güçlenmesinin önemini vurguladı.

“Aydınlık geleceğe kararlılıkla yürüme zamanı”

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Başkanı Ömer Zeydan, “Daha mutlu ve daha müreff eh Türkiye için siyasi görüşümüz ne olursa olsun, şimdi milletimizin iradesine saygı duyarak, el birliği ve akıl birliği ile aydınlık geleceğimize birlik ve beraberlik içinde kararlılıkla yürüme zamanıdır” diye konuştu.

“Ortak akıl ve beraberlikle çalışacağız”

Yeni dönemde çözüme kavuşturulması gereken hususlarda yerel yönetimlerle ortak akıl ve beraberlik içinde çalışmayı sürdüreceklerini söyleyen Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, “Düşük enfl asyon ortamına ulaşmak, üretimde ve ihracatta sürdürülebilir bir artışı sağlamak, istikrarlı ve dengeli bir ekonomik ortama kavuşmak için alınması gereken tedbirler hızla uygulamaya konulmalı. Ekonomik reformlar toplumsal dengeleri gözetilerek bir an önce yapılmalı, özellikle enfl asyon nedeniyle gelir düzeyi düşük kesimlerin refahını artıracak tedbirlere de öncelik verilmelidir” dedi.

” Güçlü ekonomi, güçlü demokrasi…”

DOSABSİAD Başkanı Nilüfer Çevikel ise şunları söyledi: “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile birlikte tüm ilçe belediye başkanlarımızı tebrik ediyorum. İş dünyası olarak, kamu kurumlarımız ve yerel yönetimlerimizle iş birliği içinde, güçlü ekonomi ve güçlü demokrasi için çalışmaya devam edeceğiz.”
“Yapısal reformlar için bir an önce harekete geçilmeli”

ESİAD Başkanı Sibel Zorlu, seçimlerin tamamlanmasıyla, yapısal reformlar için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyor. Başta enfl asyonla mücadele, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi ve hukukun üstünlüğü olmak üzere ülke sorunlarına çözüm bulunmasını beklediklerini söyleyen Zorlu, “İş dünyası olarak, yerel yönetimlerden temel belediyecilik hizmetlerinin yanında; sürdürülebilir kalkınma hedefl erine uygun, çevreye duyarlı, yeşil ve dijital dönüşüme açık, nitelikli işgücüne yönelik politikalar üretmesini bekliyoruz. Altyapı yatırımlarının artırılması ve ulaşım ağının geliştirilmesi ise hem iş insanlarının hem de İzmir’de yaşayan tüm vatandaşlarımızın ortak talebidir” dedi.

“Tek problemimiz var o da enflasyon”

EGİAD Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Türkiye’nin artık ekonomiye yönlenmesi lazım. Şimdi ekonomi ve üretim için çalışma zamanı. Ülke olarak da siyasi çekişmeleri bir yana bırakıp üretime odaklanmamız şart. Ekonomide hayata geçirilecek önemli adımlar mevcut. En büyük problemimiz belimizi büken enfl asyon. Enfl asyonla mücadeleye odaklanmalıyız. Ekonominin acil olarak istikrara kavuşması, öngörülebilir piyasa düzeninin sağlanması önceliklerimiz. Yönetimimizden beklediğimiz de ekonomiye odaklanarak istikrarın getirilmesi” diye konuştu.

“Uygulanan ekonomi politikası devam etsin”

BASİFED Başkanı Semiha Güneş, “Demokrasi şöleni şeklinde bir seçim oldu. Seçimde aday olan tüm isimleri de medeni cesaretlerinden dolayı tebrik ediyoruz. Seçim sonuçlarının iş dünyasına da olumlu yansıyacağını umut ediyorum. İş dünyası olarak uygulanan ekonomi politikasının devam etmesini bekliyoruz” ifadesini kullandı.

“Beklentilerimizin karşılanmasını umut ediyoruz”

EGEV Başkanı Hasan Küçükkurt şunları söyledi: “İş dünyası olarak hem merkezi idare hem de yerel idarelerden öncelikle istikrar bekliyoruz. Merkezi idareden ekonomi yönetimi ile bizlere dünya ile rekabet edecek şartları oluştururken, yerel yönetimlerden de en kolay şekilde üretim yapacağımız ortamı sağlamalarını bekliyoruz. Seçim sonrası dönemde de bu beklentilerimizin karşılanacağı umudunu taşıyoruz.”

“Seçim bitti şimdi iş zamanı”

İZSİAD Başkanı Hüseyin Cengiz ise, “İki yıllık seçim atmosferinden sıyrılıp, yüzümüzü halkın gerçek gündemi olan ekonomiye çevireceğimiz yeni bir döneme başlıyoruz. Seçim kaygısının taşınmayacağı yaklaşık dört yıllık süre, ülke ekonomimizin düze çıkması için bir fırsat gibi görünüyor. Uzun süredir ekonomide yaşanan sıkıntıların seçmenin oy tercihlerini belirlediği dün yapılan seçim sonuçlarında görüldü. İş dünyasının temsilcileri olarak bizler de enfl asyon, kur, finansmana ulaşım başta olmak üzere birçok sorun yaşıyoruz. Bu dönemde sıkılaştırılmış ekonomi politikasının devam etmesini ve yaşadığımız bu sorunların bir an önce çözülmesini istiyoruz” dedi.

 

https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/is-dunyasindan-ekonomiye-odaklanma-cagrisi-31736/

Scroll to Top
Burcu YILDIZ İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir– 0531 020 5320 İZMİR Mali Müşavir Bürosu Konak / İZMİR Listesi – Mali Müşavir İzmir – Şirket Kuruluş İşlemleri
MENÜ