Nisan 2024

Yeni sanayileşmiş ülkelerde dijital bankacılığın yükselişi: Geleneksel yöntemlerden dijital dönüşüme geçiş

Uncategorized

Yeni sanayileşmiş ülkelerde dijital bankacılığın yükselişi: Geleneksel yöntemlerden dijital dönüşüme geçiş

Dijital bankacılık, coğrafi sınırları aşarken aynı zamanda geleneksel bankacılık uygulamalarını da devrim niteliğinde değiştirerek finansal çerçeveyi dönüştürmeye devam ediyor. Teknolojinin hayatımızın her alanını sardığı bir dönemde dijital bankacılık, finansal kaynaklarımızı nasıl yönettiğimizi şekillendirmede yeniliğin gücünün bir parçası olarak duruyor. Dijital bankacılığın önemi, geleneksel bankacılık yöntemlerinden farkı, geleneksel bankacılıkla olan entegre ilişkisi ve Türkiye gibi yeni sanayileşmiş ülkeler için olan etkileri finansal otoriteler tarafından sürekli olarak değerlendiriliyor.

Dijital bankacılık, kolaylık, erişilebilirlik ve verimliliğin simgesidir. Örneğin; mobil uygulamalar, çevrimiçi platformlar ve dijital cüzdanlar aracılığıyla müşteriler, minimum çaba ile istedikleri her yerde her zaman birçok finansal işlemi gerçekleştirebilirler. Bu uygulamalarda yapay zekâ, makine öğrenimi ve blok zincir teknolojilerinin entegrasyonu, güvenlik önlemlerini artırırken işlemleri hızlandırıyor, bu da kullanıcılar arasında güvenilirlik oluşturuyor. Dahası, dijital bankacılık, bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan veya kısıtlı olan nüfusları hedefleyerek finansal kapsayıcılığı sağlarken bireylere ve işletmelere gerekli finansal hizmetlere erişim imkânı sunuyor.

Dijital bankacılık, öncelikle teslimat kanalları ve işletme modelleri açısından geleneksel bankacılık yaklaşımlarından ayrılıyor. ‘Brick-and-mortar’ dediğimiz geleneksel yapıdaki fiziksel şubelerin aksine, dijital bankalar sanal olarak faaliyet göstererek internet ortamında daha geniş bir kitleye ulaşıyor. Bu değişim, fiziksel altyapıyla ilişkili maliyetleri azaltarak dijital bankaların rekabetçi faiz oranları, düşük ücretler ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmasını sağlıyor. Ayrıca dijital bankacılık, kullanıcı deneyimini önceliklendirerek kişiselleştirilmiş arayüzler ve gerçek zamanlı güncellemeler ile günün her anında destek sunarak müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırıyor.

Dijital bankacılık, geleneksel bankacılık kurumlarının yerini almak yerine, onları destekliyor ve hizmet yelpazesini genişleterek güçlendiriyor. Geleneksel bankalar, rutin görevleri otomatikleştirme ve arka plandaki süreçleri optimize etme gibi dijital teknolojileri kullanarak işlerini geliştirebilirler. Buna ek olarak, dijital çözümleri iş süreçlerine entegre ederek, iş verimliliğini artırabilir, işlem maaliyetlerini azaltabilir ve müşterilerine sorunsuz bir şekilde çoklu kanal deneyimi sunabilirler. Geleneksel bankalar ve fintek girişimleri arasındaki iş birlikleri ise bilgi alışverişi, yenilik ve pazar genişlemesini teşvik ederek dinamik bir finansal hizmetler ekosistemi oluşturuyor.

Türkiye gibi yeni sanayileşmiş ülkeler için dijital bankacılık ekonomik büyümeyi, finansal kapsayıcılığı ve sosyo-ekonomik gelişimi hızlandıran bir etmen olarak görülüyor. Hızla artan genç nüfusu ve sürekli gelişen teknolojik altyapısı ile Türkiye; finansal okuryazarlık, girişimcilik ve inovasyonu teşvik etmek amacıyla dijital bankacılığı benimsemeye hazır durumda. Dijital platformlardan faydalanarak Türkiye altyapısal kısıtlamaları aşabilir, ulaşım bağlantıları güçlü olmayan topluluklara ulaşabilir ve finansal erişimde kentsel ve kırsal ayrımını kapatabilir. Aynı zamanda, dijital bankacılık hükümetlere sosyal yardım ödemelerini dijitalleştirmek, vergi toplama mekanizmalarını iyileştirmek ve finansal suçlarla mücadele etmek gibi çeşitli imkanlar sunarak, yönetimde şeffaflığı ve hesap verebilirliği dolayısıyla küresel seviyede de güvenilirliği artırabilir.

Son dönemde Türkiye’de fintek alanında önemli gelişmeler yaşandığını ve dijital bankacılık konusunda ciddi adımlar atıldığını söyleyebiliriz. BDDK Başkan Yardımcısı’nın ifadesine göre, dijital bankacılık ile ilgili düzenlemelerin, bu yeni trendi destekleyici nitelikte olması bekleniyor. Bu kapsamda, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen bir oturumda dijitalleşmenin en önemli noktalarından birinin uzaktan kimlik tespiti ve elektronik ortamda sözleşme yapmanın olduğu da eklendi. 2021 senesinde BDDK tarafından yayımlanan düzenleme ile ‘neo-bank’ olarak adlandırılan şubesiz bankacılık modelinin altyapısının kurulmasına yönelik önemli bir adım atılmıştı. Şu ana kadar 5 başvurudan 2’sine faaliyet izni verildiği belirtilen ilgili ifadede, bu başvurulardan birinin kamu bankası diğerinin de fintek kuruluşu olduğu eklendi. Ayrıca dijital bankalar kadar geleneksel bankaların da dönüşüm sürecinde önemli bir rol oynadığının altı çizilerek bu kurumların iş birliklerinin, özellikle açık bankacılık kavramı altında değerlendirilmeye başlandığı ve bu alandaki iş birliklerinin çok kıymetli olduğu belirtildi. 2024 yılı için ise verilecek yeni lisans ve onaylarla daha fazla iş birliği beklendiği ve bankaların dijital dönüşüm konusunda daha etkin olabilecekleri açıklanarak yapay zekâ ve bulut bilişim alanlarındaki adımların da gelecek yıl hızlanacağı vurgulandı.

Sonuç olarak, dijital bankacılık erişilebilirlik, inovasyon ve kapsayıcılık kavramlarıyla ilişkilendirilen yeni bir finansal hizmetler çağının habercisi olup geleneksel bankacılık yaklaşımından uzaklaşırken bu kurumların işlemlerini destekliyor ve hizmetlerini hizmet verilemeyen nüfusa ulaştırıyor. Türkiye gibi ülkelerde, bireyleri ve toplumları, bağlantıları gün geçtikçe artan bir dünyada başarılı olabilmeleri için gerekli araçlarla donatarak sosyo-ekonomik ilerlemeye destek oluyor. Bu, paydaşlar arası iş birliğini, altyapı yatırımlarını, düzenleyici çerçeveleri, finansal hizmetlerin geleceğini şekillendirmek ve tam potansiyelini gerçekleştirmek için kritik öneme sahiptir.

*Bu yazı, EY Türkiye Finansal Risk Hizmetleri Bölümü Kıdemli Uzmanı Sena Demir’in katkılarıyla hazırlanmıştır.

*Utku Baştuğ’un Fintechtime dergisi için hazırladığı yazıdan alınmıştır.

Özet

Dijital bankacılık, geleneksel bankacılık yöntemlerinden farklı olarak finansal çerçeveyi dönüştürürken kolaylık, erişilebilirlik ve verimlilik sağlamaktadır. Sanal ortamda faaliyet gösteren dijital bankalar, mobil uygulamalar ve çevrimiçi platformlar aracılığıyla kullanıcılara hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Bu sayede finansal kapsayıcılık artırılmakta ve ekonomik büyümeye katkı sağlanmaktadır. Türkiye gibi ülkelerde dijital bankacılığın önemi giderek artarken, yapay zekâ ve bulut bilişim gibi teknolojilerin kullanımıyla birlikte daha fazla yeniliğin ve iş birliğinin beklenmesiyle finansal hizmetlerin geleceği şekillenmektedir.

 Utku Baştuğ

EY Türkiye Finansal Risk Hizmetleri Müdürü

Şirketlerin yurtdışında ödedikleri vergilerin mahsubu

Uncategorized

Şirketlerin yurtdışında ödedikleri vergilerin mahsubu

Mahmut Bülent YILDIRIM

Küreselleşen dünyada işletmeler global pazarda yer almak, vizyonlarını geliştirmek, rekabet gücünü artırmak, büyümek gibi bir çok gerekçe ile yabancı pazarlara yatırımlar yapmakta ve bu yatırımlar nedeniyle gelirler elde edilmektedir.

Elde edilen gelirler nedeniyle kârlılık oluşması halinde ise işletmeler vergi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Ülkemizde tam mükellef kurumlar, gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler. Böyle olunca da şirketler tarafından yurt dışında ödenen vergilerin Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsubu gündeme gelmektedir.

Yurt dışında elde edilen kazançlar sonuç hesaplarına aktarılmalıdır

Yabancı ülkelerde elde edilen kazançların mahsubu için yurtdışında ödenen verginin kurumlar vergisi ve benzeri bir vergi olması ve söz konusu kazançların Türkiye’de genel sonuç hesaplarına aktarılması gereklidir. Türkiye›de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlardan mahallinde ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, Türkiye›de hesaplanacak kurumlar vergisinden mahsup edilecektir. Söz konusu vergilerin yabancı para cinsinden ödenmesi durumunda, Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirildiği tarihteki Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınacaktır.

Mahsupta sınır var

Yabancı ülkelerde ödenen vergilerin mahsup edilecek tutarı, yurt dışında elde edilen kazançlara ilgili dönem kurumlar vergisi kanununun 32. Maddesinde belirtilen kurumlar vergisi oranının uygulamasıyla bulunacak tutardan fazla olamaz. Ayrıca, yurt dışında ödenen vergilerin zarar ya da istisnalar nedeniyle Türkiye’de kurum kazancı oluşmadığından ilgili yılda indirilememesi halinde, mahsup hakkı izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılabilecektir.

Mahsup sırası

Yurt dışında ödenen vergiler, Kurumlar Vergisi Kanununa göre hesaplanan kurumlar vergisinden öncelikle mahsup edilecek, artan tutarın bulunması halinde yurt içinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ve geçici vergi mahsup edilecektir.

İstisna kazançlar mahsup edilemez

Yurt dışında elde edilen kazançların Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna edilmiş bir kazanç olması halinde, bu kazançlar üzerinden yurt dışında ödenen vergilerin yurt içinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir.

Yurt dışında ödenen vergilerin tevsiki

Yabancı ülkelerde ödenen vergilerin, Türkiye’de hesaplanacak vergiden indirilebilmesi için; bu vergilerin ilgili ülkede ödendiğine dair tevsik edici belgelerin yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları, yoksa mahallinde Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Apostil (Apostılle) şerhi taşıyan belgeler de Lahey Konferansının tüm üye ve taraf ülkelerinde tevsik edici belge olarak kabul edilmektedir.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları, aynı kazanç unsurunun her iki ülkede de vergilendirilmesini önleme anlaşmalarıdır. Vergi ödenen yabancı ülke ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının olup olmadığı dikkate alınarak anlaşma var ise anlaşma hükümlerine uyulması gerekmektedir. Türkiye’nin taraf olduğu bazı anlaşmalarda, bazı kazançların Türkiye’de vergiden istisna edildiği görülebilmektedir. Bu durumda, yurt dışında ödenen vergilerin Türkiye’de hesaplanacak kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/sirketlerin-yurtdisinda-odedikleri-vergilerin-mahsubu/723368

Bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin eşik değerler

Uncategorized

Bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin eşik değerler

Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAKVERGİNİN GÜNDEMİ

Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi olacak şirketlere ilişkin usul ve esasların belirlendiği 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında bağımsız denetime tabi olacak şirketler ve denetime tabi olmanın ölçütleri belirlenmişti. Daha sonra, 2014/5973, 2014/7149, 2016/8549, 2018/11597 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ve son olarak 6434 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bağımsız denetime tabi olacak şirketler için ilgili yıllarda uygulanacak ölçütler yeniden belirlenmişti.

Bu kez 06 / 04 / 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 8313 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 01/01/2024 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere, anılan ölçütler yeniden belirlenmiştir.

Yapılan değişikliklere göre; 01.01.2024 tarihinden sonra başlayan hesap dönemlerinde bağımsız denetime tabi olmak için uygulanacak ölçütler ve halen uygulanmakta olan ölçütler (parantez içinde belirtilmiştir) aşağıdaki gibidir:

“A. Tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini art arda iki hesap döneminde aşan şirketler:

  1. Aktif toplamı 150 milyon (75 milyon) Türk Lirası,
  2. Yıllık net satış hasılatı 300 milyon (150 milyon) Türk Lirası,
  3. Çalışan sayısı 150 (150)

Ancak, aşağıdaki şirketler için bu değerler şöyledir:

1) Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen ancak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında halka açık sayılan şirketler için bu eşik değerler:

  1. i) Aktif toplamı 30 milyon (30 milyon) Türk Lirası,
  2. ii) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon (40 milyon) Türk Lirası,

iii) Çalışan sayısı 50 (50) kişi,

2) Ekli (II) sayılı listede belirtilen şirketler için eşik değerler:

  1. i) Aktif toplamı 60 milyon (60 milyon) Türk Lirası,
  2. ii) Yıllık net satış hasılatı 80 milyon (80 milyon) Türk Lirası,

iii) Çalışan sayısı 100 (100) kişi,

  1. Ekli I sayılı listede yer alan şirketler. (Bu şirketler herhangi bir kritere tabi olmaksızın bağımsız denetime tabi tutulacaktır.) 

Uygulamaya ilişkin esaslar

6434 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (Kurum) yetkili kılınmış olup, anılan Kurum “Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul Ve Esaslar”ı belirlemiş ve bunlar 16.01.2023 tarihli ve 32075 sayılı (1. Mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanmıştı. Kurumun bu belirlemeleri de dikkate alındığında uygulama aşağıdaki gibi olacaktır:

A grubunda belirtilen Şirketler yukarıda aktif toplamı, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısı bakımından yeniden belirlenen üç ölçütten en az ikisinin sınırlarını art arda iki hesap döneminde aşmaları durumunda 1.1.2024 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır. Birbirini takip eden yıllarda sınırları aşılan iki ölçütün aynı ölçüt olması şart değildir. Örneğin birinci yılda aktif toplamı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmış, ikinci yıl ise net satış hasılatı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmışsa müteakip dönemden itibaren bağımsız denetime tabi olunacaktır. Hesap dönemi takvim yılı olan şirketler açısından 2024 yılı hesap dönemi finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 31.12.2022 ve 31.12.2023 tarihli bilanço ve 2022 ve 2023 hesap dönemine ilişkin gelir tablosu kullanılacaktır. (Bu tablolarda yer alan aktif toplamının 150 milyon ve üstü Türk Lirasını net satış hasılatının ise 300 milyon ve üstü Türk Lirasını aşıp aşmadığına bakılacaktır.) Özel hesap dönemine tabi şirketler açısından ise; 2024 yılı içinde başlayıp 2025 yılı içinde sona erecek hesap dönemine ilişkin finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 2023 yılı ve 2024 yılı içinde biten hesap dönemlerine (örneğin, 01.07.2022- 30.06.2023 ve 01.07.2023-30.06.2024 hesap dönemine) ilişkin bilanço ve gelir tabloları kullanılacaktır.

Öte yandan, 2023 hesap döneminde bağımsız denetime tabi olacak şirketler için, 6434 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda belirlenen ve yukarıda parantez içinde belirtilen eşik değerler geçerlidir.

Eşik değerleri aştığı için bağımsız denetime tabi şirket, art arda iki hesap döneminde üç ölçütten en az ikisine ait eşik değerin altında kaldığı ya da bir hesap döneminde bu ölçütlerden en az ikisine ait eşik değerlerin %20 veya daha fazla oranda altında kaldığı takdirde müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetim kapsamından çıkacaktır.

Bağımsız denetime tabi olunup olunmadığının belirlenmesinde, şirketler ile bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinin aktif toplamı ve net satış hasılatı hesaplanırken şirketin tabi olduğu mevzuat uyarınca hazırlanmış olan son iki yıla ait finansal tablolar (öncesinde bağımsız denetime tabi değilse, vergi mevzuatı çerçevesinde kamu idarelerine sunmak üzere hazırlanan (Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekinde Vergi Dairesi’ne verilen son iki yıla ilişkin bilanço(kanımızca, 2023 yılı enflasyon düzeltmesi öncesi bilanço) ve gelir tablosu) dikkate alınacaktır. Bağlı ortaklık ve iştirak tanımları ise yürürlükteki mevzuata göre (öncesinde bağımsız denetime tabi değilse, Tek Düzen Hesap Planı’ndaki tanıma göre) belirlenecektir. Tek Düzen Hesap Planına göre;

– İştirakler bir ortaklıktaki en fazla %50 oranında olan sermaye payları veya oy haklarının izlenmesinde kullanılır. İştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az % 10 oranında bulunması gerekir.

-Bağlı ortaklıklar ise, işletmenin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50 oranından fazla sermaye ya da oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerin sermaye paylarının izlendiği hesaptır.

Şirketlerin bağımsız denetime tabi olması belirlenirken, varsa şirketin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri de birlikte dikkate alınacaktır. Bu durumda olanlarda “aktif toplamı” bulunurken; şirket kendi aktif toplamından bilançosundaki bağlı ortaklıklarının ve iştiraklerinin kayıtlı değerini çıkarmak suretiyle ulaştığı tutara, bağlı ortaklıklarının aktif toplamının tamamını ve iştiraklerinin aktif toplamından kendi iştirak hissesi payına düşen kısmını ekleyecektir. İlgili yıllara ilişkin “net satış hasılatı”nın hesaplanmasında ise; şirket kendi satış hasılatına, bağlı ortaklıklarının net satış hasılatının tamamını ve iştiraklerinin net satış hasılatından kendi iştirak hissesi payına düşen kısmını ekleyecektir. Ayrıca bu belirlemeler yapılırken; grup içi işlemlerden doğan varlık, borç, gelir ve giderlerden,

– Bağlı ortaklıklarla olanların tamamı,

– Şirketin ve bağlı ortaklıkların doğrudan iştirakleriyle olanlarının ise hisselerine düşen payı

elimine edilir. Grup içi işlemlerin kısmen veya tamamen elimine edilmesi ihtiyaridir.

Şirketin bağlı ortaklıkları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları bağlı ortaklıklar ve iştirakler de şirketin bağlı ortaklığı ve iştiraki olarak değerlendirilecektir. Örneğin; A Şirketinin B Şirketinde %70, B şirketinin ise C ve D şirketlerinde sırasıyla %60 ve %15 oranlarında oy hakkına sahip olduğu durumda, A Şirketi aktif toplamını ve yıllık net satış hasılatını hesaplarken, C şirketini bağlı ortaklığı, D şirketini de %15 oranında oy hakkına sahip olduğu iştiraki olarak değerlendirecektir.

Şirketlerin veya bağlı ortaklıkların iştiraklerinin sahip olduğu bağlı ortaklıklar ve iştirakler, ilgili iştirakin finansal tablolarındaki değerleri üzerinden dikkate alınır. Bu sebeple, şirketin veya bağlı ortaklıkların iştiraklerinin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri eliminasyon işlemlerine dahil edilmeyecektir.

Şirket aktif toplamı ve net satış hasılatı hesaplanırken, yurt dışında kurulmuş olan bağlı ortaklıklarının ve iştiraklerinin aktif toplamları ve net satış hasılatları da yukarıda açıklanan çerçevede hesaplamalara dahil edilecektir.

Şirketin “ortalama çalışan sayısı”nın belirlenmesinde, şirketin ilgili dönemler (son iki yıl) için verdiği muhtasar beyannamelerinde bildirdiği aylık çalışan sayıları toplamının yıllık ortalaması dikkate alınacaktır. Çıraklık ve mesleki eğitim sözleşmesi kapsamında şirkette mesleki eğitim gören çıraklar ve staj yapan öğrenciler çalışan sayısının hesabında dikkate alınmayacaktır. Ortalama çalışan sayısı belirlenirken, ana ortaklığın ve bağlı ortaklığın çalışan sayılarının toplamı dikkate alınacaktır. İştiraklerde çalışanlar ise, şirketin iştirakteki hissesi oranında dikkate alınacaktır. Keza, yurt dışında kurulmuş olan bağlı ortaklıklar ve iştiraklerde çalışanlar da bu çerçevede dikkate alınacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca denetime tabi olma şartlarını taşımayan bir şirket, sadece ana ortaklığının, bağlı ortaklığının veya iştirakinin Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında denetime tabi olması nedeniyle denetime tabi olmaz. Ana şirketin bağımsız denetime tabi olması durumunda, bağlı ortaklıklarının ve/veya iştiraklerinin ayrıca bağımsız denetime tabi olup olmayacağı her bir bağlı ortaklık ya da iştirak şirketi için ayrı ayrı değerlendirilecektir. Bu durumdaki şirketlerin kendi bağlı ortaklıkları ve iştirakleri de dikkate alınarak yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde belirlenecek ölçütlerin aşılması halinde, bunlar için de münferiden bağımsız denetim yapılacaktır.

“Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri” yapan şirketlerde aktif toplamının hesabında, Tekdüzen Hesap Planında yer alan “170-177 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri” dikkate alınmayacaktır. Bu şirketlerin yıllık net hasılatının hesabında ise, Tekdüzen Hesap Planında yer alan “350-358 Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Hakediş Bedelleri” hesaplarına, sadece, ilgili dönemde kaydedilen tutar kısmı yıllık net satış hasılatına eklenecektir. Bu kapsamda yapılan işin bitimindeki hesap döneminde ise, 350-358 nolu hesaplardan dönem gelir tablosuna aktarılan kısım yıllık net hasılatın hesabında dikkate alınmayacaktır.

Ek: I ve II Sayılı Listeler

  • Sayılı Liste

6434 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli (I) sayılı listede[3] yer alan ve aşağıda gösterilen şirketler, herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın bağımsız denetime tabi kılınmışlardır.

1) 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden;

  1. a) Yatırım kuruluşları,
  2. b) Kolektif yatırım kuruluşları,
  3. e) Portföy yönetim şirketleri,

ç) İpotek finansmanı kuruluşları,

  1. d) Varlık kiralama şirketleri,
  2. e) Merkezi takas kuruluşları,
  3. f) Merkezi saklama kuruluşları,
  4. g) Veri depolama kuruluşları,

ğ) Derecelendirme kuruluşları,

  1. h) Değerleme kuruluşları,

ı) Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya işlem görmeleri amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’nca onaylanmış geçerlilik süresi bulunan izahname veya ihraç belgesi bulunan anonim şirketler,

  1. i) Bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmemekle birlikte halka arz edilmeksizin pay hariç sermaye piyasası aracı ihraç eden (ihraç ettikleri sermaye piyasası araçlarının itfa edildiği hesap döneminin sonuna kadar) veya bu amaçla Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanmış geçerlilik süresi bulunan ihraç belgesi olan anonim şirketler.

2) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden;

  1. a) Bankalar,
  2. b) Derecelendirme kuruluşları,
  3. c) Finansal holding şirketleri,

ç) Finansal kiralama şirketleri,

  1. d) Faktoring şirketleri,
  2. e) Finansman şirketleri,
  3. f) Varlık yönetim şirketleri,
  4. g) Finansal holding şirketlerinde ve bankalarda 5411 sayılı Kanun’da tanımlandığı şekliyle nitelikli paya sahip olan şirketler,

ğ) Tasarruf finansman şirketleri.

3) 03.06.2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile 28.03.2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında faaliyet göstermekte olan sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri.

4) Borsa İstanbul piyasalarında faaliyet göstermesine izin verilen; yetkili müesseseler, kıymetli madenler aracı kurumlan, kıymetli maden üretimi veya ticaretiyle iştigal eden şirketler.

5) 10.02.2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre kurulan lisanslı depo işletmeleri ile 11.08.1982 tarihli ve 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu’na göre kurulan umumi mağazalar.

6) 15.02.2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun uyarınca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun düzenleme ve denetimine tabi şirketlerden;

  1. a) Aşağıdaki hak veya lisanslardan en az ikisine sahip olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar:

– Karasal ortamdan ulusal televizyon yayını yapma hakkı.

– Uydu televizyon yayın lisansı.

– Birden fazla ile yönelik olarak kablolu televizyon yayın lisansı.

  1. b) İnternet ortamında isteğe bağlı yayın hakkına sahip olan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar.

7) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan lisans, sertifika veya yetki belgesi alıp bu Kurum düzenlemelerine tabi olarak faaliyet gösteren ve söz konusu düzenlemeler uyarınca bağımsız denetim yükümlülüğü bulunan şirketler.

8) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın düzenleme ve denetimine tabi ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları.

9) 08.06.1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları.

  • Sayılı Liste

1) Çağrı merkezi şirketleri hariç olmak üzere, 15.01.2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, 05.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 09.05.2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve 6102 sayılı Kanun’un 1525 inci maddesi kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenleme ve denetimine tabi olan şirketler;

2) Gayri faal olan veya faaliyetleri geçici olarak durdurulan veya iptal edilmiş olan (gerekli ana sözleşme değişiklikleri ve benzeri prosedür işlemleri henüz gerçekleştirilmemiş olanlar dâhil) iştirak ve şirketler hariç olmak üzere, TMSF’nin[5] iştirakleri ile mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Kanun kapsamında TMSF tarafından denetimi ve yönetimi devralınan şirketler,

3) Sermayesinin en az %50’si belediyelere ait olan şirketler,

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/2024-yilinda-bagimsiz-denetime-tabi-olacak-sirketlere-iliskin-esik-degerler/738689

KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNE GÖRE KDV İADE VE MAHSUPLARINA İLİŞKİN TABLO

Uncategorized

KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNE GÖRE KDV İADE VE MAHSUPLARINA İLİŞKİN TABLO

KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNE GÖRE KDV İADE VE MAHSUPLARINA İLİŞKİN TABLO(*)
İade Hakkı Doğuran İşlem

KDVK (Madde No)

Teminatsız ve İncelemesiz Nakit İade Sınırı Teminatsız ve İnceleme Raporu Aranılmaksızın İadede YMM Tasdik Raporunun Geçerli Olup Olmadığı (1)
İadenin Vergi Dairesine Olan Kendi Amme Borçlarına Mahsubu İadenin Mükellefin Kendi SGK Prim Borçları ile İthalat Sırasında Uygulanan Vergilere Mahsubu İadenin Şirket Ortaklarının Vergi Dairesince Talep Edilen Amme Borçlarına, İthalat Sırasında Uygulanan Vergilere ve SGK Prim Borçlarına Mahsubu İadenin Mal ve Hizmet Alınan Mükelleflerin Vergi Dairesine Olan Amme Borçlarına, İthalat Sırasında Uygulanan Vergilere ve SGK Prim Borçlarına Mahsubu
Mal İhracı, İhraç Kayıtlı Teslimler

(KDVK Md. 11/1-a, c)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Türkiye’de İkamet Etmeyenlere Özel Fatura ile Yapılan Satışlar (Bavul Ticareti)

(KDVK Md. 11/1-a)

Hizmet İhracatı

(KDVK Md. 11/1-a)

Miktara bakılmaksızın VİR veya YMM Raporu veya teminat karşılığında (Teminat VİR veya YMM Raporu sonucuna göre çözülür) Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Yok Sadece mahsuben iadelerde geçerli
Roaming Hizmetleri

(KDVK Md. 11/1-a)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Serbest Bölgelerdeki Müşteriler İçin Yapılan Fason Hizmetler

(KDVK Md. 11/1-a, 12/3)

Yolcu Beraberi Eşya (Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satışlar)

(KDVK Md. 11/1-b)

Türkiye’de İkamet Etmeyen Taşımacılar ile Fuar, Sergi, Panayır Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetler

(KDVK Md. 11/1-b)

1.000 TL Geçersiz
Yabancı Sinema Yapımcılarına İlişkin İstisna

(KDVK Md. 11/1-b)

Miktara bakılmaksızın YMM Raporu karşılığında Geçerli
Dahilde İşleme ve Geçici Kabul Rejimleri Kapsamında İhraç Edilecek Malların Üretiminde Kullanılan Girdilerin Temininde Tecil-Terkin

(KDVK Md. Geç. 17)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıma Araçları ile Yüzer Tesis ve Araçların Teslimi

(KDVK Md. 13/a)

Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıma Araç ve Tesislerinin İmal ve İnşasıyla İlgili Teslim ve Hizmetler

(KDVK Md. 13/a)

İade miktarına bakılmaksızın VİR veya YMM Raporu veya teminat karşılığında (Teminat VİR veya YMM Raporu sonucuna göre çözülür) Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Yok Geçerli
Araç ve Tesislerin Tadil, Onarım ve Bakım Hizmetleri (KDVK Md. 13/a)
Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetlere İlişkin İstisna

(KDVK Md. 13/b)

Altın, Gümüş, Platin ile İlgili Arama, İşletme ve Zenginleştirme Faaliyetlerine İlişkin İstisna

(KDVK Md. 13/c)

Liman ve Hava Meydanlarına Bağlantı Sağlayan Demiryolu Hatları ile Liman ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna

(KDVK Md. 13/e)

Petrol Arama Faaliyetleri ile Boru Hattıyla Taşımacılık Yapanlara Bu Hatların İnşası ve Modernizasyonuna İlişkin Teslim ve Hizmetler

(KDVK Md. 13/c)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Makine ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna (KDVK Md. 13/d)
Ulusal Güvenlik Amaçlı Teslim ve Hizmetlere İlişkin İstisna

(KDVK Md. 13/f)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Başbakanlık Merkez Teşkilatına Yapılacak Araç Teslimatında İstisna

(Md. 13/g)

Ürün Senetlerinin İhtisas/Ticaret Borsaları Aracılığıyla İlk Teslimi

(KDVK Md. 13/ğ)

Transit ve Türkiye ile Yabancı Ülkeler Arasında Yapılan Taşımacılık İstisnası

(KDVK Md. 14/1)

5.000 TL Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Yok Geçerli
İhraç Malı Taşıyan Araçlara Motorin Teslimlerinde İstisna

(KDVK Md. 14/3)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Diplomatik Temsilcilik ve Konsolosluklara Yapılacak Teslim ve Hizmetlerde İstisna

(KDVK Md. 15/1-a)

Uluslararası Kuruluşlara Yapılan Teslim ve Hizmetlerde İstisna

(KDVK Md. 15/1-b)

Engellilerin Kullanımına Mahsus Araç ve Gereçlerin Tesliminde İstisna

(KDVK Md. 17/4-s)

İndirimli Orana Tabi İşlemlerde İade

(Yıl aştıktan sonra)

(KDVK Md. 29/2)

5.000 TL Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Yok Geçerli
İndirimli Orana Tabi İşlemlerde İade (Cari yıl içerisinde)

(KDVK Md. 29/2)

Nakit iade yok Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi ortaklık ve kollektif şirketlerde ortaklar (elektrik ve doğalgaz borçları hariç) için var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR veya YMM Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR veya YMM Raporuna göre çözülür)

Yok Geçerli
İndirimli Orana Tabi Fason Tekstil ve Konfeksiyon İşlerinde İade

(KDVK Md. 29/2)

Miktara bakılmaksızın münhasıran Teminat veya VİR karşılığında Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım Teminat ve/veya VİR Raporuna göre (Aşan kısım için verilen teminat VİR Raporuna göre çözülür)

Var,

5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım Teminat ve/veya VİR Raporuna göre (Aşan kısım için verilen teminat VİR Raporuna göre çözülür)

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortaklar (komandit şirketlerde komandite ortaklar) için var, 5.000 TL’ye kadar VİR, YMM Raporu ve Teminat aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşarsa aşan kısım VİR Raporuna göre (Aşan kısım için teminat verilmesi halinde iade yapılır, Teminat VİR Raporuna göre çözülür) Yok Geçersiz
BM, NATO ve Bunlara Bağlı Fon ve Özel İhtisas Kuruluşları ile OECD’nin Resmi Kullanımları İçin Yapılacak Mal Teslimi ve Hizmet İfaları ile Bunların Sosyal ve Ekonomik Yardım Amacıyla Bedelsiz Olarak Yapacakları Mal Teslim ve Hizmet İfalarında İstisna

(KDVK Md. Geç. 26)

5.000 TL Var-Sınırsız Var-Sınırsız Var

Sadece ortaklık payı ile orantılı olmak üzere adi, kollektif ve komandit şirketlerde ortakların (komandit şirketlerde komandite ortakların)

Yok Geçerli
Yap-İşlet-Devret Kanunu veya 3359 Sayılı Kanun ile 652 sayılı Kararnameye Göre Kiralama Karşılığı Yaptırılan Projelerde KDV İstisnası

(KDVK Md. Geç. 29)

Büyük ve Stratejik Yatırımlara İlişkin İstisna

(KDVK Md. Geç. 30)

İSMEP Kapsamında Yapılacak Teslim ve Hizmetlerde İstisna

(6111 s. Kanun Md. Geç. 16)

 

(*) Hızlandırılmış KDV iade sisteminden yararlanan mükelleflerin iade ve mahsup talepleri, miktarına bakılmaksızın teminat, inceleme raporu veya YMM tasdik raporu aranılmadan yerine getirilecektir.

(1) KDV iadelerinin YMM Tasdik Raporuna göre yapılmasında süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi varsa üst iade sınırı bulunmamakta, süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesi yoksa iade üst sınırı (01.01.2016 tarihinden itibaren) 473.000 TL’dir. Kanunun 11/1-b maddesinden doğan iadelerde ise tam tasdik sözleşmesi olup olmadığına bakılmaksızın iade üst sınırı (01.01.2016 tarihinden itibaren) 124.000 TL’dir. Süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesi bulunan SDTŞ’lerin 61 No.lu Tebliğ kapsamındaki iade taleplerinde iade edilecek tutar, ortak bazında (01.01.2016 tarihinden itibaren) 124.000 TL’yi aşmamak kaydıyla iade talep edilen dönemde ortaklardan alınarak ihraç edilen mal bedellerine ilişkin KDV toplamı dikkate alınarak hesaplanacaktır. İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iadelerde tam tasdik sözleşmesi yoksa, YMM Raporuna göre iade üst sınırı 01.01.2016’ten itibaren 946.000 TL’dir (31 No.lu YMM Tebliği).

(2) İade alacağının, vergi dairelerine olan bütün borçlara (Devlete ait olup, vergi dairelerince takip edilen tüm amme alacaklarına) mahsubu yapılabilir.

https://www.tmud.org.tr/tr/haber-detay/292

 

HİSSE EDİNDİRME PLANLARI

Uncategorized

HİSSE EDİNDİRME PLANLARI

 

Amacı, çalışanların motivasyonunu ve şirkete bağlılıklarını artırmak olan hisse edindirme planları (stock option, restricted stock units-RSU, stock appreciation rigths-SARs vb.) gelişmiş ülkelerde çok yaygın olarak kullanılıyor.

Hisse edindirme planlarında temel prensip, şirketlerin çalışanlarına (özellikle üst düzey yöneticiler) şirketçe belirlenen birtakım koşulları yerine getirmeleri halinde bedelsiz veya düşük bedelle çalıştıkları şirkettin hisselerini alabilme imkânının tanınmasıdır. Koşullar ise genellikle; belirli bir çalışma süresinin doldurulması ve belirlenen performans hedeflerinin tutturulması olarak sıralanabilir.

Dünyadaki örneklerinden, genellikle halka açık şirketler tarafından kullandığı anlaşılıyor. Ülkemizde halka açık şirketlerin sayısı ve toplam şirketler içerisindeki oranı gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük. Ayrıca şirketlerin kendi hisselerini iktisap etmeleri daha önceki yasa kapsamında mümkün değildi. Yaklaşık 10 yıldan beri uygulanan yeni Türk Ticaret Kanunu ile bu engel kaldırıldı ve artık belli şartlarla şirketler kendi hisselerine sahip olabiliyorlar. Diğer taraftan vergilemenin nasıl yapılacağına ilişkin mevzuatımızda yeteri kadar açık düzenlemeler de bulunmuyor. Bütün bunlardan hisse edindirme planlarının Türkiye’de neden yaygın olarak uygulanamadığı daha rahat anlaşılacaktır.

Aşamaları

Hisse edindirme planları iki veya üç aşamayı içeriyor. Bu planların vergilendirilmesi konusunu açıklayabilmek için öncelikle bu safhaların bilinmesine ihtiyaç var.

  • İlk aşama, şirketin hisse edindirme planları doğrultusunda çalışanına yerine getirmesi gereken birtakım şartları sunduğu ve böylelikle çalışanın hisse edindirme planına dâhil edildiği, diğer bir deyişle çalışanlara hisse planına katılma izni verildiği, hissenin vaat edildiği tarihtir (granting date).
  • İkinci aşamaya ise bekleme dönemi (vesting) diyebiliriz. Bu aşama, hisse planında belirtilen şartların çalışan tarafından gerçekleştirildiği ve hisse senedi edinme hakkının elde edildiği safhadır. Örneğin çalışan, hisse planında 4 senelik çalışma süresini doldurmak ve bu süre içerisinde bir takım performans ölçütlerine ulaşmakla yükümlü olsun. Eğer çalışan, bulunduğu şirkette 4 yıllık çalışma süresini doldurmuş ve bu süre zarfında hedeflenen performans ölçütlerine ulaşmış ise opsiyon hakkını elde etmiştir. Yani bu çalışan için vesting safhası 4 senelik bir zaman dilimini ifade ediyor. Bazı hisse senedi edindirme planlarında ayrıca bir iktisap etme işlemi olmaksızın hisse senetleri çalışanların tasarrufuna bırakılabilmektedir. Bu tür planlar için (örneğin RSU) bekleme dönemi son aşama niteliği taşımakla birlikte hisse senedi opsiyonu (stock option) niteliğindeki planlar için nihai aşama değildir.
  • Hisse senedi opsiyonu şeklinde dizayn edilmiş planlarda, hisse planlarının son aşaması olan üçüncü aşama ise bekleme dönemi bittikten sonra çalışanın haklarını kullanarak hisseleri piyasa fiyatından düşük bedelle veya bedelsiz olarak iktisap ettiği aşamadır (exercising).

Ücret sayılıyor

Her ne kadar yürürlükte olan gelir vergisi mevzuatında konuya ilişkin bir düzenleme bulunmasa da yukarıdaki aşamalar sonunda çalışanlara bedelsiz veya piyasa değerinden düşük bedelli olarak sağlanan hisse opsiyonlarının ücret olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Mali İdarenin konuya ilişkin vermiş olduğu yazılı görüşler de bu yönde. Ancak burada vergi matrahının ne olacağı, vergilemenin ne zaman yapılacağı, nasıl yapılacağı gibi sorulara cevap bulunması gerekiyor.

Çalışanın, hisse edindirme planındaki şartları yerine getirmesi neticesinde şirket hisselerini almaya hak kazanması, verginin doğması için yeterli değil. Çünkü bir gelirin vergilendirilmesi için elde edilmiş olması gerekiyor. Bunun için de çalışanın hisse senedi opsiyonları üzerinde fiili, ekonomik ve hukuki tasarrufunun bulunması şart. Bir başka deyişle çalışanın iktisap ettiği hisselerini kullanma, üçüncü kişilere devretme gibi hakları elde ettiği anda gelirin elde edildiğinden söz edebiliyoruz.

Vergiye tabi gelir

Hisse edindirme planları kapsamında, iktisabın gerçekleşmesi durumunda net ücret olarak nitelendirilecek olan tutar, çalışanın bu alım için para ödeyip ödememesine göre değişiyor. Hisselerin bedelsiz olarak sağlanması durumunda alınan hisselerin piyasa değerinin tamamı ücret geliri sayılıyor. Hissenin piyasa değerinin altında bir bedel ile alınması durumunda ise piyasa değeri ile hisselerin alımı için ödenen bedel arasındaki fark ücret geliri olarak kabul ediliyor.

Vergiyi işveren kesiyor

Hisse senedi planları çerçevesinde işveren tarafından çalışanlarına sağlanan bu ücret niteliğindeki menfaatler üzerinden vergi kesintisi (stopaj) yapılması gerekiyor. Yürürlükteki gelir vergisi tarifesi uyarınca kesintinin oranı yüzde 15’ten başlıyor ve tutar yükseldikçe yüzde 40’a kadar çıkıyor.

Ancak bahse konu bu uygulama, çalışanlara hisse senedi veya hisse senedi satın alma hakkının Türkiye’de bulunan işverence tanınması veya yurt dışındaki grup şirket tarafından sağlanan hisselerin Türkiye’deki şirkete yansıtılması durumunda geçerli.

Yurt dışından alınırsa

Şirket hisselerinin yurt dışında mukim şirket tarafından doğrudan Türkiye’de çalışan personele sağlanması durumunda, ödemenin Türkiye’deki işveren ile ilişkilendirilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle ücret olarak nitelendirilecek olan tutarın yıllık gelir vergisi beyannamesi ile çalışan tarafından beyan edilerek, hesaplanan verginin ödenmesi gerekiyor.

Yabancı hisse satışının vergisi

Hisse edindirme planları kapsamında iktisap edilen (edinilen) dar mükellef kurumlara ait hisse senetlerinin satışı stopaj kapsamına girmiyor. Elde tutma süresine bağlı bir istisna uygulaması da söz konusu değil. Başka bir deyişle, dar mükellef kurumların hisse senetlerinin elden çıkarılmalarından sağlanan kazancın, değer artış kazancı olarak kabul edilerek vergilendirilmesi gerekiyor.

Ancak bu kazancın hesaplanması sırasında, endeksleme yöntemi kullanılarak enflasyonun kazanç üzerindeki etkisi yok edilebiliyor. Bu işlemin yapılabilmesi içinse alış ve satış tarihleri arasındaki enflasyon oranının (Yİ-ÜFE) yüzde 10’un üzerinde olması şart. Bu şekilde tespit edilen kazancın tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilerek, hesaplanan verginin ödenmesi gerekiyor.

Türkiye’deki uygulama

Türkiye’de karşımıza çıkan hissen senedi edindirme planları çoğunlukla, büyük küresel şirketlerin, merkezlerinin bulunduğu ülkede uygulamaya koydukları ancak Türkiye’deki üst düzey çalışanlarının da faydalandığı planlardan oluşuyor. Yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nun da eski Kanun’dan farklı olarak Türkiye’deki şirketlerin de çalışanlarına hisse senedi edindirme planı sunabilmesine olanak sağladığını söyleyebiliriz. Şirketler gerek kendi hisselerini satın almak gerekse şarta bağlı sermaye artırmak suretiyle hisse senedi edindirme planı oluşturabiliyorlar.

Teknik olarak borsada işlem gören anonim ortaklıklar dışındaki şirketlerin de hisse senedi edindirme planı uygulamasından yararlanması mümkün olmakla birlikte, çalışanların edineceği hisse senetlerini ne şekilde satabilecekleri, söz konusu hisse senetlerinin değerinin ne olacağı gibi sorular göz önünde bulundurulduğunda, planların borsada işlem gören anonim ortaklıkların yapısına daha uygun olduğu görülüyor. Ülkemizde son zamanlarda bu tür planlara ilginin arttığını söyleyebiliriz. Pek çok şirketin kendi özelliklerine uygun bir yapı oluşturmak için planlama yaptığını, halihazırda bazı şirketlerin ise Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP), uygulamaya başladıkları hisse senedi edindirme planlarına ilişkin bilgi verdiklerini görüyoruz.

Yerlilerin satışında vergi yok

Türkiye’de banka veya aracı kurum aracılığıyla gerçekleştirilen hisse senedi satışında, bu kurumlar tarafından işlemden elde edilen kazancın hesaplanarak, bu kazanç üzerinden vergi kesintisi (stopaj) yapılması gerekiyor. Ancak stopajın oranı, menkul kıymet yatırım ortaklığı hisse senetleri hariç olmak üzere %0 (sıfır) olarak belirlenmiş durumda.

Hisse edindirme planlarının daha çok halka açık şirketler tarafından uygulanacağı düşünüldüğünde, bu şirketlerin paylarını edinmiş olan çalışanların bunları banka veya aracı kurum aracılığıyla borsada (BİST) satması durumunda kazancın tutarı ne olursa olsun vergi kesintisi yapılmayacaktır. Ayrıca bu gelirler için beyanname verilmesi de söz konusu değil. Dolayısıyla edinildiği anda ücret olarak zaten vergilendirilmiş olan bu yerli hisse senetlerinin satışından sağlanan kazanç üzerinden hiç vergi ödenmiyor.

Makaledeki bilgi ve açıklamalardan dolayı EY ve/veya Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’ye sorumluluk iddiasında bulunulamaz. Mevzuatın sık değiştirilen ve farklı anlayışlarla yorumlanabilen yapısı nedeniyle, herhangi bir konuda uygulama yapılmadan önce konunun uzmanlarından profesyonel yardım alınmasını tavsiye ederiz.

https://www.ey.com/tr_tr/tax/hisse-edindirme-planlari

 

E-TİCARETTE VERGİLENDİRME VE İŞYERİ SORUNSALI

Uncategorized

E-TİCARETTE VERGİLENDİRME VE İŞYERİ SORUNSALI

Mustafa DEMİR

Vergi Müfettişi

Dünyanın muhtelif coğrafyalarında yaşayan insanlar, her şeyin bir değişim içerisinde olduğunu ve değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu Heraklitos’un dillere pelesenk olan bu özdeyişiyle iyice özümsemiştir. Yaşanan coğrafyalar farklı olsa da Heraklitos’un bu özdeyişi her yerde genel geçer bir kural gibi kabul görmektedir. Dünya döndükçe değişim ve dönüşüm de devam etmektedir. Günümüz dünyasında değişime ve dönüşüme konu olan en önemli unsurlardan bir tanesi de alışveriş alışkanlıklarımızdır. Yenilenen, değişen ve dönüşen dünya görüşü, geleneksel alışveriş alışkanlıklarında da önemli yenilikler ortaya çıkarmıştır. Bu alandaki en önemli değişim, alışverişlerin sanal ortama kayması ve fiziki mağaza ve dükkânların sanal dünyaya açılmasıdır. Her geçen gün tüketicilerin sanal mağazalara olan ilgisi arttığından sanal mağazaların ciroları da artmış ve artmaya da devam etmektedir. Tüketim alışkanlıklarında meydana gelen bu değişime ayak uyduramayan nice aktörler ya güç kaybetmiş ya da oyun dışı kalmıştır. Pazar dışına itilmemek için firmaların e-ticaret alanında yaptıkları yatırım harcamaları da günden güne artmakta, her geçen gün e-ticarete atfettikleri önem de artmaktadır. Tüketicilerin e-ticaret platformlarına yönelmesi firmaları bu alanda daha çok yatırım yapmaya itmiş, firmaların bu alanda daha çok yer alması da tüketicilerin bu alana daha çok ilgi duymasına neden olmuştur. Böylece ticaretin tarafları birbirlerinden etkilenerek e-ticarete daha fazla önem atfeder olmuşlardır. Hal böyle olunca devletler de e-ticarete kayıtsız kalamamış, ortaya çıkan her bir soruna hızlı bir düzenleme getirme gayreti içerisinde olmuşlardır. Ancak e-ticaretin sanallığı, sorunlarla mücadeleyi güçleştirmekte hatta ulus devletlerin tek başlarına güç yetirmeyeceği kadar problemlerin çözümünü zorlaştırmaktadır. E-ticaret işlemlerinin vergilendirilmesinin güçlüğündeki en temel sebeplerden biri, alıcılar ile satıcıları yüz yüze gelmeden sanal ortamda buluşturan ve ticaretin gerçekleştirilmesini sağlayan dijital platformların işyeri oluşturup oluşturmayacağı konusudur. Bu konu e-ticaret işlemlerinin vergilendirilmesinin önündeki en büyük ihtilaf konularından biridir.

Bu makalemizde dijital platformların işyeri oluşturup oluşturmadığı, Türkiye’de yerleşik olanlar ile yurtdışında yerleşik olanlar açısından ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilecektir. Türkiye’de yerleşik olanlar ile yurtdışında yerleşik olanlar da yine kendi içlerinde sınıflandırmaya tabi tutularak değerlendirilecektir. Türkiye’de yerleşik olanlar; hem fiziki işyerlerinden hem de dijital kanallar üzerinden teslim veya hizmet ifasında bulunanlar, sadece web sayfası veya mobil uygulamalar gibi dijital kanallar üzerinden teslim veya hizmet ifasında bulunanlar ile Youtube, TikTok, Instagram, Facebook gibi sosyal medya platformları üzerinden gelir elde edenler olarak ayrı ayrı ele alınacaktır. Yurtdışında yerleşik olanlar ise yaptıkları işin mahiyetine göre mal ihraç edenler ile hizmet ihraç edenler olmak üzere iki farklı kategoride değerlendirilecektir. Makalemizin sonunda Youtuber, Influcer, Blogger, Vlogger, Tiktoker gibi sosyal medya fenomenleriyle sosyal medya platformları aracılığıyla gelir elde edenlerin vergi mükellefi olmaları konusundaki görüşümüz ortaya konulmakla birlikte e-ticaret devleri olan ve dijital platformlar aracılığıyla Türkiye’den gelir elde eden Google, Youtube (Bir Google markası olduğundan vergilendirme durumu Google üzerinden değerlendirilmelidir.), Microsoft, Amazon, Aliexpress, Booking, Expedia, Trivago (Bir Expedia markası olduğundan vergilendirme durumu Expedia üzerinden değerlendirilmelidir.), Netflix gibi firmaların Türkiye’deki vergi mükellefiyet durumlarına da değinilmiş olacaktır.

1.  MAKALEDE YER ALAN KISALTMALAR 

BEPS: Base Erosion and Profit Shifting- (Yurtiçi Vergi Matrahı Erozyonu ve Kârın Aktarılması)

OECD: Organisation for Economic Co-operation and Development (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü veya İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı)1

G20: 1999 yılında Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları düzeyinde oluşturulmuş bir platformdur.2

ETBİS: Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi, internet alışverişlerinde e-ticaret işlemlerini kayıt altına almayı, e-ticaret verilerini toplamayı ve doğru e-ticaret politikaları üretmeyi amaçlayan bir platformdur.3

TİKTOK: TikTok veya Çin’de bilinen adıyla Douyin, Musical.ly bazında yaratılan, video oluşturma ve paylaşmanın yanı sıra canlı yayın imkânı sağlayan bir sosyal medya uygulamasıdır.4

YOUTUBE: Google ait olan ve video paylaşımına ve izlenmesine ortam oluşturan bir sosyal medya sitesidir.

YOUTUBER: Youtube için içerik hazırlayıp yayınlayan ve yayınladığı içerikleri belirli bir sayının üzerinde izlenerek Youtube’ta popüler olan kişi.

INFLUCER: Sosyal medya sitelerinde popüler olan ve insanların tüketim alışkanlıkları üzerinde tesir oluşturan kişi.

VLOGGER: Youtube video çekenlere Youtuber, bloglarda yazı yazanlara Blogger, videolu blog çekenlere Vlogger deniyor. Vlogger kelimesi video- logger kelimesinin kısaltılmış halidir.5

BLOGGER: Okurların ilgisini çekebilecek türden yazı hazırlayan kişi.

2.   E-TİCARETİN DOĞUŞU VE HIZLI GELİŞİM SÜRECİ

90’lı yıllar insanlık tarihi için önemli gelişmeler doğuran bir dönemdir. Günümüz insanlığının hayatının kolaylaşmasının, hızlanmasının ve özellikle de dünyanın küçülerek çalışma masalarımıza hatta ceplerimize sığmasının temellerinin atıldığı bir dönemdir. Dijitalleşmenin başlangıç tarihi üzerinde zaman zaman ihtilaflar yaşansa da dünya toplumları için dijitalleşmenin başlangıcını İngiliz mühendis ve bilgisayar bilimi profesörü olan Tim Berners-Lee’nin World Wide Web (www)’i icat etmesiyle başlatabiliriz. Bu makalemizin esas konusu dijitalleşmenin hayatımıza kattığı e-ticaretin vergilendirilmesi olduğundan e-ticaretin tarihi hakkında çok fazla detaya girilmeyecektir. Ancak anlam bütünlüğü oluşturmak adına tarihsel süreç kısa bir şekilde ortaya konularak küçük bir kartopunun çığa dönüşmesinden kısa bir bölüm seyrettirilecektir.

World Wide Web (www)’in hayatımıza girmesiyle birlikte dijital dünyanın da ilk oyuncuları tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır. Bu kapsamda hayatımıza giren birçok işletme olsa da Amazon, Ebay, Google, Microsoft gibi firmalar, bu alandaki oyun kurucu firmalar olarak rol üstlenmişlerdir. Jeff Bezos tarafından 1994 yılında Amerika’nın Seattle şehrinde kurulan Amazon.com, işe önceleri kitap satarak başlamış, sonraları ise her geçen gün ürün yelpazesini genişleterek her türlü ürünün ticaretinin yapıldığı büyük bir e-pazara dönüşmüştür. Bu sebeple Amazon.com’u ilk kurulmuş e-alışveriş sitesi olarak kabul etmek mümkündür.

90’lı yılların sonlarına doğru Larry Page ve Sergey Brin tarafından Google’nın da kurulmasıyla birlikte dijitalleşmenin roketi ateşlenmiş ve beşyüz küsür milyon km2’lik dünya, günden güne küçülmeye, dünyanın farklı coğrafyalarındaki insanlar fiziken bir araya gelmeden de birbirleriyle iletişim kurmaya başlamışlardır.

İnsanların birbirleriyle etkileşimde bulunmalarının doğurduğu en önemli faaliyetlerden biri de alışveriştir. Gerek toplumlar gerekse toplumları oluşturan bireyler, refahlarını artırabilmek için mal ve/veya hizmet alışverişini artırmayı amaçlarlar. Dijitalleşme, bir yandan ticarete yeni pazar kapıları açarak milli gelirin artırılmasına vesile olmuş bir yandan da farklı kültürlerin mal ve hizmet ticareti vasıtasıyla hızla yayılmasını sağlamıştır. Bu durum e-ticaret yoluyla yepyeni sektörlerin ve mesleklerin de ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Hâlâ etkisi altında olduğumuz Covid-19 küresel salgını, bir çok işletmeye zor zamanlar yaşatsa da e-ticaret firmalarına doping etkisi yapmıştır. Salgın döneminde birçok müteşebbis piyasadan çekilmiş ancak e-ticaretle iştigal eden gerçek ve tüzel kişiler kâr şampiyonluğunda yarışır hale gelmişlerdir. Salgının hüküm sürdüğü bu dönemde gerek web sayfaları üzerinden, gerek mobil uygulamalar üzerinden gerekse sosyal medya platformlarından satış yapan işletmeler, tüketiciler tarafından aranır ve tercih edilir olmuştur. En basit gündelik ihtiyaçların temini dahi e-ticaret işletmeleri aracılığıyla yapıldığından dijital kanalları kullanarak ticaret yapan işletmeler yüksek kâr oranlarına ulaşmışlardır. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan aşağıdaki istatistikler, e-ticarette meydana gelen büyümeyi gözler önüne sermektedir.

2021 yılında ülkemizde e-ticaret hacmi %69 artarak 381,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Sipariş adetleri ise yüzde 46 artarak 2 milyar 297 milyon adetten 3 milyar 347 milyon adede yükseldi. E-ticaretin genel ticarete oranı 2021 yılında %17,7 olarak gerçekleşti. Bu oranın en yüksek olduğu ay ise

%20,4 ile e-ticarette kampanya ayı olarak bilinen Kasım ayıdır. E-ticaretin yüzde 92’si (349 milyar TL) yurt içinde gerçekleşirken yüzde 4’ünü diğer ülkelerin ülkemizden yaptıkları alışverişler, geri kalan %4’ünü ise vatandaşlarımızın yurt dışından yaptığı alımlar oluşturdu. Ülkemizde 2021 yılında e-ticaret faaliyetinde bulunan işletme sayısı 484.347 rakamına ulaştı. Bu işletmelerin 26.442 adedi, ETBİS’e kayıtlı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet gösterirken, 472.604’ü e-ticaret pazaryerlerinde faaliyet göstermektedir. ETBİS’e kayıtlı site sayısı ise 31.592 adede ulaşmıştır. 14.699 adet işletmemiz kendi sitesinde e-ticaret faaliyetinde bulunmakla birlikte e-ticaret pazaryerlerinde de satış yapmaktadır. 2021 yılında gerçekleşen e-ticaret harcamaları ülkemizde 18-70 yaş arası nüfusa oranlandığında kişi başına düşen e-ticaret harcaması 2021 yılında bir önceki yıla göre %69 artış göstererek 4.749 TL olarak gerçekleşti.” 6

TC Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve elektronik ticaretin hızını gösteren detaylara https:// www.eticaret.gov.tr/dnnqthgzvawtdxraybsaacxtymawm/ content/FileManager/Dosyalar/2021%20Yılı%20 E-Ticaret%20Bülteni.pdf linkinden erişim mümkündür.

3.  E-TİCARETTE VERGİLENDİRME 

Dijital ekonominin katlayarak büyümesi ve toplam ticaret içindeki payının da giderek artması nedeniyle OECD’ye ve G20’ye üye olan diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu konu yakından takip edilmekte ve gereken adımlar atılmaktadır. Türk Vergi İdaresi de bu konuda gerekli iradeyi sergilemiş, e-ticaret üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle alakalı önemli çalışmalarda bulunmuş ve görüşünü ortaya koymuştur. Türk Vergi İdaresinin bu konudaki görüşü önemli ölçüde benimsense de aykırı fikirde olan taraf da oldukça fazladır. Makalemizin bu bölümünde Türk Vergi İdaresinin konu hakkındaki görüşüyle birlikte kendi görüşümüz de ortaya konulacak, karşıt görüşlere ise makalemizin ilerleyen bölümlerinde yer verilecektir.

E-ticaret dünyasında cereyan eden işlemlerin vergilendirilmesinin ilk adımı; alıcı ile satıcının buluşmasına, malların ve hizmetlerin durumlarının tespit edilmesine, sözleşmelerin tanzim edilerek işlemlerin gerçekleşmesine vesile olan dijital kanalların işyeri oluşturup oluşturmadığının kabulüdür. Makalemizin “5. KONU KAPSAMINDAKİ YASAL DÜZENLEMELER” başlıklı bölümünde yer verildiği üzere, Türk Vergi İdaresi, dijital kanalları işyeri olarak kabul etmekte ve vergilendirmedeki mükellefiyet durumunu da bu görüş üzerine kurmaktadır. Ancak dijital kanallar üzerinden elde edilen gelirin vergilendirilmesi denklemi, birçok değişkeni bünyesinde barındırmaktadır. Bu değişkenlerden bazıları; dijital kanallar üzerinden gelir elde eden gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye’de yerleşik olup olmadıkları, yaptıkları işlemlerin mahiyeti, ticarete taraf olan karşıdaki kişilerin yerleşim durumları gibi hususlardır. Bu sebeple dijital kanallar üzerinden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi konusu, Türkiye’de yerleşik olanların durumu ile yurtdışında yerleşik olanların durumu ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilecektir.

3.1.  Türkiye’de Yerleşik Olanların Dijital Kanallar Üzerinden Yaptığı İşlemlerde Vergilendirme

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu7 hükümleri uyarınca gerçek kişilerin bir takvim yılında elde ettikleri kazançlar Türkiye’de vergilendirilmektedir. Vergilendirmeye konu olan yedi farklı unsur vardır ki bunların en önemlisi ve en kapsamlısı Ticari Kazançtır. Bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için taşıması gereken bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar; emek-sermaye özelliği, devamlılık özelliği, organizasyon özelliği, gelir-kazanç elde etme özelliği ve hacim özelliğidir.

Türkiye’de yerleşik olanların dijital kanallar üzerinden yaptığı işlemlerin vergilendirilmesinde yukarıdaki düzenlemeler temel alınmaktadır. Buna göre;

  • Hem fiziki hem de sanal işyerlerinden satış yapan işletmelerin gerek fiziki mağazalarından gerekse dijital kanallardan satış yaparak elde ettikleri gelirlerin tamamı, gelir üzerinden alınan gelir vergisine veya kurumlar vergisine tabi olacaktır. Yapılan işlemin katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi gibi işlem (harcama) üzerinden alınan vergilerin konusuna girmesi halinde ayrıca bu vergilerin de mükellefi olunacağı tabiidir.
  • Sadece web sayfaları, mobil uygulamalar veya sosyal medya siteleri üzerinden mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan ve bu şekilde gelir elde eden

mükellefler de ticari kazancın esasını teşkil eden unsurları taşımaktadırlar. Bu sebeple bu gruptaki kişiler de gelir ve işlem (harcama) üzerinden alınan vergilerin mükellefi olacaklardır.

  • Youtuber, Influcer, Blogger, Vlogger, Tiktoker gibi sosyal medya fenomenleri de bu uğraşıları karşılığında gelir elde etmektedir. Bu kişilerin sosyal medya platformları aracılığıyla elde ettikleri gelirler de gelir ve işlem üzerinden alınan vergilerin konusuna girmektedir.

3.2. Yurtdışında Yerleşik Olanların Dijital Kanallar Üzerinden Yaptığı İşlemlerde Vergilendirme

  • Türkiye’ye Hizmet İhraç Ederek Türkiye’den Gelir Elde Edenlerin Durumu

Dijital kanalların işyeri oluşturduğu yaklaşımı altında yurtdışında yerleşik olup da dijital kanallar üzerinden Türkiye’de yerleşik olanlara hizmet verip onlardan gelir elde edenler, yaptıkları bu işlemler dolayısıyla Türkiye’de gelir ve işlem üzerinden alınan vergilere muhatap olacaklardır. Örneğin Google, reklam geliri elde eden bir firma olup dünyanın en büyük reklam hizmeti veren işletmesi konumundadır. Türkiye’de yerleşik olan işletmeler de Google’nın küreselliğinden ve reklam dünyasındaki büyüklüğünden yararlanmak için Google’dan reklam hizmeti satın almaktadırlar. Haliyle bu hizmetler için yüklü miktarda ödeme yapmaktadırlar. Google’nın Türkiye’de yerleşik olanlara verdiği bu reklam hizmetinin dijital kanallar üzerinden gerçekleşmesi işlemin Türkiye’de vergilendirilemeyeceği sonucunu doğurmamaktadır. Zira Google firmasının dünyanın her ülkesinden reklam geliri elde etmesinin yegâne yolu “Google” web sayfasıdır. E-ticaret devi olan bu firma web sayfasının ismiyle müsemma olmuştur. Vergi Usul Kanunu’nun 156’ıncı maddesinde tanımlandığı üzere işyeri; ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir. Yani alıcı ile satıcının buluşmasına, sözleşmelerin kurulup, ticaretin gerçekleşmesine vesile olan yerdir. Bu noktadan bakıldığında “Google” web sayfasının işyeri olduğu apaçık ortadadır.

Google’a benzer bir şekilde Booking ve Expedia gibi işletmeler de Türkiye’de yerleşik olan otellere müşteri temin hizmeti vermekte ve bu hizmetlerinin karşılığında bu otellerden komisyon geliri elde etmektedirler. Bu firmaların Türkiye’de yerleşik olan otellerden elde ettikleri komisyon gelirleri ticari kazancın beş temel unsurunu kapsadığından Türkiye’de kurumlar vergisine tabi olacaktır.

3.2.2  Türkiye’ye Mal İhraç Ederek Türkiye’den Gelir Elde Edenlerin Durumu

  • Kendi Mallarını Satanların Durumu

E-ticaret devleri gerek kendi sahip oldukları ürünleri satarak kazanç elde etmek gerekse kendi web sayfaları aracılığıyla üçüncü kişilerin mallarının satışına aracılık etmek suretiyle komisyon geliri elde etmektedirler. E-ticaret devlerine olan güvenin de işin içine girmesiyle dünyanın bir ucundaki mallar dünyanın diğer ucundaki müşterilerle buluşmaktadır. Dijital kanallar üzerinden kendilerine ait olan malları Türkiye’de yerleşik olanlara satmak, Türkiye’de yerleşik olanlar açısından mal ithalatı mahiyetindedir. İşlemin geleneksel alışveriş usulleriyle ya da dijital kanallardan yapılmış olması vergilendirme açısından bir fark teşkil etmemektedir. Haliyle bu işlemleri yapan yurtdışı yerleşikler Türkiye’den elde ettikleri bu gelirlerden dolayı Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayacaklardır. KDV ve ÖTV gibi işlem üzerinden alınan vergilerde ise prensip olarak ithalatı yapanlar KDV ve ÖTV’nin mükellefi olduklarından yine bu işletmeler Türkiye’de vergi mükellefi olmayacaklardır.

3.2.2.2.    Üçüncü Kişilerin Mallarının Satılmasına Aracılık Faaliyeti

E-ticaret devleri kendi ürünlerini satmanın yanında üçüncü kişilere ait olan ürünlerin de satışına aracılık etmekte ve böylece komisyon geliri elde etmektedirler. Mallarını e-ticaret devlerine ait dijital kanallardan satışa arz eden kişiler, dünyanın muhtelif ülkelerinde yerleşik olabilmektedirler. Burada vergilendirmeyi etkileyen esas nokta üçüncü kişilerin yerleşik olduğu ülkedir. Yani e-ticaret devlerinin komisyon geliri elde ettiği ülke, vergilendirmede önem teşkil etmektedir. Eğer e-ticaret devleri Türkiye’de yerleşik olan üçüncü kişilerin mallarının dünya ülkelerine satılmasına aracılık ediyorlar ve bu aracılık hizmetleri dolayısıyla Türkiye’de yerleşik olan üçüncü kişilerden komisyon geliri elde ediyorlarsa elde edilen gelir dolayısıyla Türkiye’de gelir ve işlem üzerinden alınan vergilerin mükellefi olunması gerekecektir.

1.  KONU KAPSAMINDAKİ YASAL DÜZENLEMELER

1.1.   Kurumlar Vergisi Kanunu

 

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun8 (3) numaralı maddesinin (2) numaralı fıkrasında; dar mükellefiyete tabi kurumların sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançların vergilendirilebileceği belirtilmiştir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Dar Mükellefiyet Esasında Verginin Tarhı ve Ödenmesi” başlıklı “ÜÇÜNCÜ KISIM” da yer alan “Safi Kurum Kazancı” başlıklı (22) numaralı maddesinde aşağıdaki hükümler yer almaktadır.

“(1) Dar mükellef kurumların iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde edilen kazançlarının tespitinde, aksi belirtilmediği takdirde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanır.”

3.3.    Yukarıda yer verilen hükümlerden görüleceği üzere; Türkiye’de işyeri bulunan ve bu yer vasıtasıyla elde edilen kazancın tespitinde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanacaktır. Vergi Usul Kanunu

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun9 “İşyeri” başlıklı

(156) numaralı maddesinde işyeri aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır.

“Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.”

Yukarıda yer verilen kanun hükmünde yer aldığı üzere “gibi” kavramı kullanmak suretiyle işyerinin Vergi Usul Kanununun 156’ıncı maddesinde yer verilen örneklerle sınırlı olmadığı, önemli olanın ticari, zirai ve mesleki faaliyetin yapılmasına veya yürütülmesine elverişli bir yer olması gerektiğidir.

Bu husus dikkate alındığında ticari faaliyet için elverişli olan yerin, fiziksel bir mekân olabileceği gibi web sayfası veya mobil uygulamalar gibi dijital bir alanı da içine alacağı aşikârdır.

3.4.    Özelgeler

 

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen birçok özelgede; işyerinin bir önceki bölümde zikredilen 156’ıncı maddedeki tanımlamada verilen örneklerle sınırlı olmadığı, ticari faaliyetin yapılmasına ve yürütülmesine elverişli dijital alanların da işyeri kapsamında mütalaa edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda verilen birçok özelgenin sonuç bölümünde aşağıdaki açıklamanın yer aldığı görülmektedir.

“… … …Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, işyerinin tanımı yapılırken, ticari sinai, zirai

ve mesleki faaliyetin yapılması ve yürütülmesinde kullanılan yerlerin neler olabileceği nitelenmiş ve tanımda belirtilen yerlerle sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle, elektronik ortamda yapılan bu tür faaliyetler için iletişim amacıyla kullanılan yerin işyeri olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.   

Bu kapsamda verilen özelgelerden bazılarına örnek olması açısından aşağıda yer verilmiştir.

  • Gelir İdaresi Başkanlığının 03.2006 Tarih ve B.07.1.GİB.0.44/4402-302/019262

Sayılı Özelgesi10

  • İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 13.09.2012 Tarih ve B.07.1.G

İB.4.35.16.01-120.01.02-849 Sayılı Özelgesi11

  • İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 06.09.2012 Tarih ve B.07.1.G

İB.4.34.16.01-120[37-2012/271]-2728 Sayılı

Özelgesi12

  • İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27.04.2012 Tarih ve 07.1.GİB.4.34.16.01-GVK

9-1477 Sayılı Özelgesi13

 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27.04.2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 9-1477

Sayılı Özelgesinde ayrıca “… Bu nedenle, internet üzerinden satış faaliyetinin işinizin organizasyonunu internet üzerinden yapmanız durumunda kullanmış olduğunuz site iş yeri olarak nitelendirileceğinden esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır. …” şeklinde görüş bildirilmiştir.

Görüleceği üzere; web adresi de dâhil olmak üzere ticari faaliyetin var olduğu ve yürütüldüğü bu tür dijital mekânlar, Türk Vergi Mevzuatı karşısında işyeri olarak sayılmaktadır

3.5.   Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları

 

Malum olduğu üzere çifte vergileme, vergiye tabi bir gelirin birden fazla ülkede vergiye konu olması, aynı gelirin hem elde edildiği ülkede hem de geliri elde edenin mukim olduğu ülkede vergilendirilmesidir. Ülkeler bu istenilmeyen durumu ortadan kaldırmak amacıyla aralarında vergi anlaşmaları yapmaktadır. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları; karşılıklı bir vergi muafiyeti olmayıp, kapsama aldıkları gelir unsurları itibariyle vergilendirme yetkisini duruma göre bazen yalnızca bir devlete bırakmakta bazen de vergilendirme hakkını devletlerarasında paylaştırılmaktadır. Vergilendirme hakkının devletler arasında paylaşıldığı durumlarda da diğer devlette ödenen vergiler mukim devlette anlaşmada belirtilen kriterlere göre ya mahsup edilmekte ya da istisna tutulmak suretiyle çifte vergilendirme önlenmiş bulunmaktadır.

Örnek teşkil etmesi açısından Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda arasında akdedilen Uluslararası Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının14 “Ticari Kazanç” başlıklı (7) numaralı maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları aşağıdaki gibidir.

“1. Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazancı, yalnızca bu işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

  1. 3 üncü fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet teşebbüsü diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunduğunda, her iki Akit Devlette de bu işyerine atfedilecek kazanç, bu işyeri aynı veya benzer koşullar altında, aynı veya benzer faaliyetlerde bulunan ayrı ve bağımsız bir teşebbüs olsaydı ve işyerini oluşturduğu teşebbüsten tamamen bağımsız bir nitelik kazansaydı ne kazanç elde edecek ise aynı miktarda bir kazanç olacaktır.”

Yukarıda yer verilen hüküm gereğince İrlanda mukimi bir şirketin Türkiye’den elde ettiği kazançların vergilendirilebilmesi için bu kazancın Türkiye’de bulunan bir işyeri vasıtasıyla elde edilmesi gerekmektedir. Mezkûr anlaşmanın “İşyeri” başlıklı

(5) numaralı maddesinin (1) numaralı fıkrasında işyeri aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır.

“Bu Anlaşmanın amaçları bakımından “işyeri” terimi, bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer anlamına gelir.”

(5) numaralı maddenin devamında işyeri sayılacak haller ve sayılmayacak haller belirtilmiş olmakla birlikte elektronik ortamda yürütülen faaliyetlerle ilgili olarak özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla e-ticaret aktörleri tarafından dijital ortamda yürütülen faaliyetlerin, Türkiye’de vergilendirilmesi kapsamında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına aykırılık teşkil eden bir boyut söz konusu değildir.

4. KONU KAPSAMINDAKİ KARŞIT GÖRÜŞLER

 

4.1.   Vergi Usul Kanunu Dayanak Yapılarak Oluşturulan Karşıt Görüş

Vergi Usul Kanunu’nun “İşyeri” başlıklı 156’ıncı maddesinde;

Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.” hükmü yer almaktadır. Bu maddede örnek olarak sayılan tüm yerler sabit ve fiziki bir işyeri oluşturduğundan web sayfalarının, mobil uygulamalarının veya sosyal medya sitelerinin işyeri oluşturmayacağı savunulmaktadır. Bu görüş de kendi içerisinde bölümlere ayrılmakla birlikte çoğunluk ya web sayfalarının çalışmasını sağlayan sunucuların (server) bulunduğu yeri ya da bu sitelere sahip olan işletmelerin fiziken bulunduğu yeri işyeri olarak kabul etmektedir. Ancak bize göre her iki görüş de vergi adaletini sağlamaktan uzaktır. Zira işyerinin belirlenmesinde sunucuların olduğu yer dikkate alınacak olursa sunucuların uzay boşluğunda olduğu durumlar veya taşınabilir olduğu durumlar kapsanamamış olacak ve dijitalleşmenin hızı ve etkisi de gözden kaçırılmış olacaktır. Bir diğer görüş olan dijital işlemlerde web sayfasını yöneten işletmelerin fiziken var olduğu yerlerin işyeri olacağı görüşü de ülkelerin vergilendirme haklarını ihlal etmeye, vergilendirmede adalet ilkesine aykırı bir durum oluşturmaya zemin hazırlayacaktır.

1.1.  Çifte Vergileme Önleme Anlaşmaları Dayanak Yapılarak Oluşturulan Karşıt Görüş

Dijital kanallar üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde işyerinin belirlenmesinde mutlaka fiziki bir yerin varlığını şart koşan görüşün esasen dayandığı nokta, çifte vergilendirme anlaşmalarında işyeri tanımlarında geçen “sabit bir yer” ibaresidir. Örnek olması açısından Türkiye ile İrlanda arasında tanzim olunan Çifte Vergileme Önleme Anlaşmasının ilgili bölümüne makalemizin “5.4. Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları” başlıklı bölümünde yer verilmiştir. İrlanda ile tanzim olunan çifte vergilendirme anlaşmasının örnek olarak alınmasının sebebi, İrlanda devletinin verdiği önemli teşvikler üzerine İrlanda’nın birçok e-ticaret devinin işyeri merkez üstü konumuna gelmesidir.

Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmasının 5’inci maddesinin devamında işyeri sayılacak haller ve sayılmayacak haller belirtilmiş olmakla birlikte elektronik ortamda yürütülen faaliyetlerle ilgili olarak özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de elektronik ortamda yürütülen faaliyetlerin Türkiye’de bir işyeri oluşturup oluşturmayacağı hususu anlaşmada açıkça düzenlenmemiştir. Dolayısıyla işletmeler tarafından dijital ortamda yürütülen ticari faaliyetlerin, Türkiye’de vergilendirilmesi kapsamında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına aykırılık teşkil eden bir boyutu söz konusu değildir. Tüm bu bilgiler ışığında gelirin elde edilmesine imkân sağlayan dijital platformlar, “İŞYERİ” olarak değerlendirilmelidir.

SONUÇ

 

Covid-19 salgınının baş göstermesiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de vatandaşlarımız e-ticaret sitelerine yoğun ilgi göstermişlerdir. Özellikle dayanıksız tüketim ürünlerinin satın alma platformu marketlerden, mağazalardan, fırınlardan çevrimiçi sipariş alan e-ticaret firmalarına kaymıştır. Bu süreçte bir çok süpermarket online (çevrimiçi) ortamda satışa başlamış ve online ortamdan elde ettikleri satış hasılatlarını katlamışlardır. Birçok işletme pandemi döneminde zarar ederken e-ticaret şirketleri tarihi kârlar elde etmeye başlamışlardır. Zira bu dönemde e-ticaret sitelerinden verilen siparişler dağıtım ve kargo şirketlerinde de ciddi yoğunluğa sebep olmuştur. Şu pandemi salgını bizlere göstermiştir ki, e-ticaret siteleri mağazalardan farksız birer işyeridir. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken en önemli nokta, bir ürünün katma değer yaratması ürünün tüketiciyle buluştuğu anda cereyan etmesidir. Ne kadar kaliteli ürün üretilirse üretilsin, tüketiciyle buluşamayan ürünler katma değer yaratamayacak ve üreticisine

/satıcısına fayda sağlayamayacaktır. Tüketicilerin

kaliteli ürünleri ucuza temin etme olasılığı bilişim teknolojisinin de etkisiyle her geçen gün daha da kolaylaşmaktadır. Tüketiciler ceplerindeki telefonlarla bile evde, sokakta, okulda kısacası her yerde ve her durumda kolaylıkla alışveriş yapabilmektedirler.

Uluslararası ticaret söz konusu olduğunda işin içine bir kavram daha girmektedir ki o da güvendir. Tüketiciler ne kadar ucuz olursa olsun güven duymadıkları platformlardan alışveriş yapmaya meyletmezler. Hele de uluslararası ticaret söz konusu olunca, güven duygusu müşterilerin ilk yaşamak istedikleri duygu olacaktır. Bu noktada ortaya çıkan boşluğu, e-ticarette önemli işlere imza atarak kitlelerin güvenini kazanmış e-ticaret devleri doldurmaktadır. Örneğin Amazon, Aliexpress, Ebay gibi sitelerden alışveriş yapanlar buradan alacakları hizmetten memnun kalacaklarını ve herhangi bir sorun olması durumundaysa bu e-ticaret şirketlerinin onlara çözüm sağlayacağını bildikleri için, buradaki ürünlere ve yapacakları alışverişlere güvenirler. Bu durum müşterilerin alışveriş tercihlerinin e-ticarete kaymasını sağlayacaktır. Müşteriler güvenilir e-ticaret şirketlerini tercih ettikçe üçüncü kişi tacirler de e-ticaret dünyasına katılmak ve burada yer alan sınırsız profildeki müşterilere satış yapmak isteyeceklerdir. E-ticaret dünyasında yer almak üçüncü kişi tacirlere bir anda dünyanın dört bir yanına satış yapma kapısını açacağı gibi e-ticaret devlerinin altyapısı, ödeme seçenekleri, kargo alternatifleri, kullanıcı dostu ara yüzü ve özellikle de satıcılara verilen profesyonel danışmanlık gibi birçok güçlü özellikten yararlanma imkânı verecektir. Üçüncü kişi tacirler için e-ticaret dünyasında yer almanın faydalarını üç beş satırdan müteşekkil olan şu makalede layıkıyla anlatabilmemiz mümkün değildir. Tüm bu hususlar bize gösteriyor ki katma değer yaratan faaliyet, ürünün tüketiciyle buluşmasıdır. E-ticaret siteleri dünyanın dört bir köşesinde üretilerek satışa arz edilen ürünleri hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde tüketiciye ulaştırmaktadır. İşte bu nedenlerden ötürü e-ticarete kapı aralayan web sayfaları, mobil uygulamalar veya sosyal medya siteleri işyeri oluşturmakta ve bu kanallardan elde edilen gelirler elde edenin durumuna göre gelir vergisi veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisine tabi olmaktadır. Türk Vergi İdaresi tarafından yapılacak herhangi bir tarhiyata ve kesilecek cezai müeyyidelere maruz kalmamak için e-ticaret üzerinden yapılan işlemlerin de vergiye tabi olduğu göz önünde bulundurulmalı, gerekli mükellefiyet kayıtları tesis edilmeli ve elde edilen gelirler dolayısıyla ilgili vergi beyannamelerinin verilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

Türkiye Cumhuriyeti ile İrlanda Arasında Gelir ve Sermaye Değer Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması.

Gelir İdaresi Başkanlığının 20.03.2006 Tarih ve B.07.1.GİB.0.44/4402-302/019262 Sayılı Özelgesi.

İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 13.09.2012 Tarih ve B.07.1.GİB.849-120.01.02-4.35.16.01 Sayılı Özelgesi.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 06.09.2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-120[37-2012/271]-2728 Sayılı Özelgesi.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 27.04.2012 Tarih ve B.07.1.GİB.-4.34.16.01GVK 1477-9 Sayılı Özelgesi.

https://www.mfa.gov.tr/iktisadi-isbirligi_ve-gelisme- teskilati-_oecd_.tr.mfa / , (S.E.T. 25.08.2022).

https://www.mfa.gov.tr/g-20-tr.tr.mfa / , (S.E.T. 25.08.2022).

https://tr.wikipedia.org/wiki/TikTok / , (S.E.T. 01.09.2022).

https://www.eticaret.gov.tr/cevrimiciegitim/ etbis-kayit-26 / , (S.E.T. 01.09.2022).

https://www.manpower.com.tr/blog/vlog- nedir-vlogger-kime-denir#:~:text=Youtube%20 video%20çekenlere%20youtuber%2C%20 bloglarda,anlamı%20video%20oluşturan%20 kişi%20demektir. / , (S.E.T. 01.09.2022).

https://www.vergipusulasi.com.tr/PanelContent/Makale/7b0ed7ab-dc04-4bb2-8cb2-e727a10c472e.pdf

KURUMLAR ORANI ORANINDA İMALATÇILARA VE İHRACATÇILARA SAĞLANAN 1 VE 5 PUANLIK İNDİRİM UYGULAMALARININ YARATTIĞI SORUNLAR

Uncategorized

KURUMLAR ORANI ORANINDA İMALATÇILARA VE İHRACATÇILARA SAĞLANAN 1 VE 5 PUANLIK İNDİRİM UYGULAMALARININ YARATTIĞI SORUNLAR

 

2023 yılı kurum kazançlarının beyanı ile ilgili en çok tartışılan, dolayısıyla ihtirazî kaydedilmesi muhtemel konuların başında 1 ve 5 puanlık kurumlar vergisi indirim uygulaması geliyor

 

Değerli okurlar, bir önceki yazıda oranların yüksek oranda son zamanlarda yapılan bozulmaları ve bunların yarattığı sıkıntıları irdelediğini görmüştü. Maalesef bu vergi değişiklik sistemimizi basitlikten uzaklaştırıyor, karmaşıklaştırıyor ve vergi farklılıklarını artırıyor.  

Oran konusunda yaşanan karmaşıklığı iyi niyetle yapılan indirimleri daha da artırıyor. Deyim yerindeyse içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Bazı vatandaşlara veya sektörlere teşvik etmek amacıyla refah vergisi oranını olumlu buluyorum. Ancak şu anda olduğu gibi, teşvik edilenlerin, üyelerinin kazançlarının bir bölümünde normal oran, bir kişinin ise ödüllendirildiğini oranını temsil ettiğini doğru buluyorum. Çünkü bu uygulama anında farklı vergi oranı değişimi bu kazançların nasıl hesaplanacağı/sorununu ortaya çıkıyor. Bu da zaten yanmazlığa boğulmuş vergi sistemimizde yeni çürümelerin habercisi…

Her ne kadar tebliğ veya özelgelerle bu konu açıklanmaya çalışılsa da yapılan açıklamada yeni bir liste ve riskler bulunuyor.

Bu sorun özellikle 2023 yılı büyümesinden ihracat kazançlarına uygulanan indirimin 1 puandan 5 puana çıkarılmasıyla iyice arttı ve önemli hale geldi.

İhracatta 1 puanlık indirim 5 puana çıkarıldı, imalatta 1 puan olarak devam ediyor

Bu değişiklikten önce hem ihracat hem de imalat faaliyetlerinden elde edilen kazançlara, genel hizmet vergisi oranı yüzde 20 (banka ve diğer finans kuruluşlarında yüzde 25) iken, 1/1/2022 tarihinden itibaren 1 puanlık indirim uygulanmaktaydı.

Daha sonra, 7456 sayılı Kanunla 2023 yılı ve takip eden yıllarda elde edilen kazançlara uygulanan genel kurumlar vergisi oranı yüzde 20’den yüzde 25’e; banka ve bazı finansal kuruluşlar için yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarıldı.

Aynı Kanunla, dövizin aşırı derecede geliştiğinin bir sonucu olarak, ihracat yapan münhasıran ihracattan elde edilen kazançlara uygulanan 1 puanlık kurumlar vergisi indirimi 5 puana yükseltildi. Gerekçede bu değişiklik amacı, ihracatçı ihracatçılarının ihracat oranı artışından çok etkilenmeleri ve üretimin teşvik edilmesi olarak ifade edildi.

Anlaşılacak bu değişiklikle ihracat kazançlarında kurumlar vergisi oranı yüzde 25’ten yüzde 20’ye düşürülmüş (yani yüzde 20 oranında indirilmiş) oldu. Bu çok önemli bir teşviktir.

Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlardaki 1 puanlık indirimde ise herhangi bir değişiklik yapılmadı.

Bu durum özellikle imalatçı ihracatçılarda indirim uygulamaları içinden derinlemesine çıkılmaz hale getirildi.

Son olarak yapılan değişiklikten sonra 1 puanlık indirim uygulamasına ilişkin toplam düzenlemede (1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği 20 seri no.lu Tebliğ ile oynama bölümünde) herhangi bir değişiklik yapılmadı. Oysa hem ihracat hem de üretim faaliyeti ile aynı anda uğraşan kişiler açısından tebliğin ilgili bölümünde yer alan açıklamaların ve örneklerin gözden geçirildiği bir yerde görmekteyiz.

2023 yılı kazançlarına ait beyanname döneminin bu yöndeki planlarla tasarlandı. Böyle biteceği görülüyor.

Bu durumun doğal olarak aynı olmayanlara ve bunların sonucunda oluşan parçalara açılabileceği söylenebilecek olası yanlış olmaz.

2023 yılının en çok ihtirazî kayıtla beyanı konusu bu indirim uygulaması olursa hiç şaşırmayacağım!

İndirimlerde en çok meydana gelenler neler? 

İndirimin en çok tartışıldığı/tereddüt, münhasıran üretim ve ihracat faaliyetinden elde edilen kazançların nasıl tespit edildiği hakkında genel bakış.

Diğer faaliyetlerden doğan gelir ve giderlerin istisnası getirisinin tespitinde dikkate alınmayacağı çok açık, ancak faaliyetin kaydedilmesinin gelir ve giderlerinin (sonucundaki gelir ve giderlerinin) nasıl dikkate alınacağı açık değil.

Mevcutta bildirim, indirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin (yani hizmetlerin) birlikte yapılması halinde, indirim işlemlerinin hasılatla ilgili kazanca, gider ve maliyet unsurlarının ayrı olarak tespit edilmesinin esas olduğu belirtiliyor.

Devamında, kurumların finansmanının belirlenmesi açısından hasılat, maliyet ve gider unsurlarının; ayrı ayrı oturum, diğer faaliyetlerle bağlanmaması ve kayıtların da bu ayırmayı sağlayacak şekilde ayrılması gerektiği ifade ediliyor.

Gider ve maliyet unsurlarının ayrı hesaplarda izlenmesinin sağlanmasının mümkün olmadığı hallerde müşterek genel giderlerin, indirim kapsamında olan faaliyetler ile olmayan faaliyetler arasında uygun bir besleme anahtarı tespit edilerek dağıtılabileceği belirtiliyor. (İşte bu “ uygun bir tanıtım göstergesi ” işareti çok tehlikeli. Sevgili üyeleri aman bu ifadeye güvenerek rahat olmayın, çünkü incelemelerde bunun sıkıntısını yaşayabilirsiniz. Hazine aleyhine olan tüm tercihleriniz eleştirilebilir.)

Tebliğde yer alan açıklamalar, üretim ve ihracat faaliyetinin yanı sıra otel işletmeciliği veya taşımacılık gibi diğer hizmetler “ faaliyet ” kapsamındaki açık olan koşullar için kullanılabilir/uygulanabilir. Ancak ortada başka bir ticari faaliyetin olmaması, tek bir faaliyetin gerekliliği olarak doğan diğer gelir ve giderler açısından çok da açıklayıcı değil, hatta yanlış anlaşılmasına izin verilebilir.

Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığının (Bakanlık) olumsuz etkisini göstermesi, tebliğin “ Münhasıran üretim veya ihracat kazançlarına isabet eden kur farkı ve diğer gelirlerin durumu” başlıklı bölümde yer alan aşağıdaki açıklamaları dikkatinize sunarım:

“ Gereksiz ihracat faaliyeti kapsamında üretim faaliyeti kapsamında doğan alacaklara isabet eden kur farkı, faiz ve benzeri gelirler 1 (ve değişiklikten sonra ve 5) puanlık indirim faizi kurum getirisi olarak uygulanırken, bu faaliyetler kapsamındaki alacakların tahsilinden sonra oluşan kur farkı, faiz ve benzeri gelirlerin ise Söz konusu indirimden yararlanılamaz elbette.”

Hemen belirtelim, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinin 7 ve 8. maçlarında 1 ve 5 puanlık indirim, bu indirimlerin ise Bakanlığa verilmiş herhangi bir yetki bulunduğunu belirtti.

Bu nedenle tebliğde yer alan ve indirimi kısıtlayan bu açıklamaların herhangi bir yasal dayanağının olmadığını düşünüyorum. Çünkü Bakanlığa indirimi kısıtlama yetkisi verilmiş değil. Bu nedenle, tebliğdeki açıklamaların kanunda öngörülmeyen ve kanuna aykırı sınırlamalar yapabileceklerini düşünüyorum.

Tek bir faaliyeti olan ihracatçı veya sanayicilerin bu türevi olan gelir veya giderlerinin ihracat veya üretim kazançları ile ilgili belirtilmez!

Nitekim, geçmişte, serbest bölge istisnası ile 85 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2.1.1 inci maddesinin ikinci tarifesinde yer alan ” Diğer kapsamda, sözü edilen istisna serbest bırakılmasının sağlanmasınden elde edilen kazançlara ilişkin olduğu, serbest olarak kaydedildiği olsa dahi faiz, Repo ve benzeri faaliyet dışı gelirlere teşmil edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, serbest zamanın sürdürülmesinden doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı gelirleri istisna kapsamında değerlendirilecektir .” düzenli düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Dördüncü Dairesi E:2005/1890, K:2006/3186 Kararı ile bu iptal talebini kabul ederek tebliğin ilgili bölümün iptali yönünde hüküm emri.

İptal gerekçesi özeti; “ kurumlar vergisi mükelleflerinin her türlü kazancının ticari kazanç niteliğinde olduğu, sermayenin veya nakitlerin bankalarda değerlendirilmesinin ekonomik ve ticari hayatın bir olup olmadığı, bu işlemden elde edilen gelirlerin ticari faaliyet kapsamı dışında düşünülmesinin mümkün olmadığı, kanunda kurumlar vergisi istisnasından faydalanma koşulları arasında, elde edilen gelirlerin olduğu açısından bir ayırmama gidilmediği, bu nedenle, kurumsal ticari kazançlarının bir unsuru olan banka faiz gelirlerinin ana faaliyet konusu işlerden elde edilen ticari kazanç kapsamında belirtilmeyen düzenleme ile kanunda öngörülmeyen bir sınırlama getirildiği” hususlarıdır.

Bu iptal kararının ardından ilgili tebliğlerti. 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Tebliği de ilgili bölümden bu şekilde taşınmıştı.

Bu nedenle kurumlar vergisinde 1 ve 5 puanlık indirimi ile ilgili 1 seri no.lu Tebliğde yer alan bölümünün iptal edilmesi yüksek miktarda akım. Tebliğin ilgili bölümü, iptal işlemine konu edilmese de da ihtirazî kayıt beyanı verilen vergilere ilişkin olarak açılacak davalarda ilgili hükmün iptali istemek mümkün bulunuyor. Bu konu özellikle indirimin 5 puana çıkarıldığı ihracat kazançları açısından önemli.

Bu yazı için son sözlerim…

2023 yılı kurum kazançlarının beyanı ile ilgili en çok tartışılan, dolayısıyla ihtirazî kayıt altına alınması muhtemel konuların başında 1 ve 5 puanlık kurumlar vergisi indirim uygulaması geliyor.

Umarım bu promosyon uygulaması yapılacak bir yasal düzenleme ile kazanç üzerinden “oran indirimi” şeklinde değil, daha basit bir şekilde (bazı imalat ve ihracat hasılatı üzerinden belli bir oranlarda hesaplanacak matrah indirimine) dönüştürülür.   

Böylece mükellefler indirimden güvenli bir şekilde faydalanırlar!

Erdoğan Sağlam

https://t24.com.tr/amp/yazarlar/erdogan-saglam/kurumlar-vergisi-oraninda-imalatcilara-ve-ihracatcilara-saglanan-1-ve-5-puanlik-indirim-uygulamalarinin-yarattigi-sorunlar,44379

ŞİRKETİN AKTİFİNDE BULUNUN ARSANIN FİNANSAL KİRALAMA KANUNU KAPSAMINDA GERİ ALINMASI

Uncategorized

Tarih : 21.06.2023
Yayın Dönemi : Temmuz 2023

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

E-97338759-105-43502

21.06.2023

Konu

:

Şirketin Aktifinde Bulunun Arsanın Finansal Kiralama Kanunu Kapsamında Geri Alınması

İlgi:

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden;

– Şirketiniz aktifinde kayıtlı bulunan arsanın 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında kiralama ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla satışının yapıldığı ve bu satıştan kaynaklı bir kazanç oluştuğu, söz konusu kazancın pasifte özel fon hesabına alındıktan sonra sermayeye ilavesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise şirketiniz tarafından ilerleyen dönemlerde sermaye azaltımına gidilmesi halinde özel fon hesabına alınan ve sermaye azaltımına konu edilen tutar üzerinden vergileme yapılıp yapılmayacağı,

– Ayrıca kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmının vergiden istisna olduğu, istisna uygulaması kapsamında özel fon hesabına alınan tutarın daha sonrasında sermayeye ilavesinin mümkün olup olmadığı hususlarında bilgi talep ettiğiniz anlaşılmakta olup Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının;

– (e) bendinde, “Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri, rüçhan hakları ve bu fıkranın (a) bendi kapsamında istisna kazançlarına kaynak oluşturan yatırım fonlarının katılma paylarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmı. 

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.…”,

(j) bendinde, “Her türlü taşınır ve taşınmaz malların 6361 sayılı Kanun kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına satışından doğan kazançlar ve bu kurumlarca söz konusu varlıkların devralındığı kuruma kira süresi sonunda devrinden doğan kazançlar. 

İstisnadan yararlanan satış kazancı, kiracı tarafından pasifte özel bir fon hesabında tutulur ve özel fon hesabında tutulan bu tutar sadece kiracı tarafından bu varlıklar için ayrılacak amortismanların (bu varlıkların kiralayan kurumlara devrinden önce kiracıdaki net bilanço aktif değerine isabet eden amortismanlar hariç) itfasında kullanılır. İstisna edilen kazançtan herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Kurumların tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) hâlinde de bu hüküm uygulanır.

Söz konusu varlıkların,

i) Kiracı tarafından veya

ii) Kiralayan kurumlar tarafından finansal kiralama yöntemi dâhil olmak üzere (6361 sayılı Kanunda yer alan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâlleri hariç), 

üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, kiralayan kurumlara devrinden önce bu varlıkların kiracıdaki net bilanço aktif değeri ile bu varlıklar için anılan kurumların kazancının tespitinde dikkate alınan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak, satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır. 

Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi nedeniyle sat-kirala-geri al işleminin tekemmül etmemesi hâlinde, istisna nedeniyle kiracı adına zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.”hükümlerine yer verilmiştir.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin;

– “5.6. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası” başlıklı bölümünde, “5.6.2.3.2. Satış kazancının fon hesabında tutulması

Fon hesabına alınan kazanç tutarının mükelleflerce sermayeye ilavesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, fon hesabına alınan kazanç tutarının sermayeye ilave dışında, beş yıl içinde başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılması ya da kurumun tasfiyesi halinde, istisna uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

Öte yandan, fon hesabında tutulan kazancın beş yıl içinde veya beş yıl geçtikten sonra işletmeden çekilmesinin kâr dağıtımı sayılacağı tabiidir.

5.6.2.3.3. Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi

İstisna uygulamasında, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulması gereken kazançların, beş yıl içinde fon hesabından başka bir hesaba (sermayeye ilave hariç) nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, dar mükellef kurumlar tarafından yurt dışına transfer edilmesi veya bu süre içinde işletmenin tasfiyeye girmesi halinde, bu işlemlere tabi tutulan kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.

Fon hesabında tutulması gereken süreden, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar olan sürenin anlaşılması gerekmektedir. Kazancın sermayeye ilave edilmesi durumunda da aynı süre geçerli olacaktır.…”,

– “5.15. Sat-kirala-geri al işlemlerinden doğan kazançlarda istisna uygulaması” başlıklı bölümünde, “5.15.3.3. Fon hesabında tutulan kazancın işletmeden çekilmemesi

Fon hesabına alınan kazanç tutarı kiracı tarafından sadece, gerek kira süresi boyunca gerekse kira süresinin sonunda varlıkların geri alınmasından sonra bu varlıklar için ayrılacak amortismanların (bu varlıkların kiralayan kurumlara devrinden önce kiracıdaki net bilanço aktif değerine isabet eden amortismanlar hariç) itfasında kullanılabilecektir.

Ancak, fon hesabına alınan kazanç tutarının bunun dışında, başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılması ya da kurumun tasfiyesi halinde (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç), istisna uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.…”açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, Şirketinizin aktifinde kayıtlı olan taşınmazın 6361 sayılı Kanun kapsamında kiralanması ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla finansal kiralama şirketine satışından elde edilen kazanç için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında sadece amortismanların itfasında kullanılacağından söz konusu satış kazancının özel fonlar hesabına alındıktan sonra sermayeye ilave edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan istisnadan yararlanılabilmesi için diğer şartlarında sağlanması kaydıyla, şirket aktifinde iki yıldan fazla süreyle kayıtlı bulunan taşınmazın satışından elde edilecek kazancın, satışın yapıldığı yılı izleyen hesap döneminin başından itibaren kazancın beyan edildiği döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar fon hesabına alınması, dolayısıyla bu kazancın satışın yapıldığı dönemin genel sonuç hesaplarına yansıtılması gerekmektedir. Ayrıca, Kanunun 5/1-e maddesi kapsamında fon hesabına alınan tutarın sermayeye ilave edilebileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2023-6.aspx?ozID=3693

NAKDEN ARTIRILAN SERMAYE İLE SATIN ALINAN ARAZİYE TEKABÜL EDEN TUTAR İÇİN NAKDİ SERMAYE İNDİRİMİNDEN FAYDALANAMAYACAĞI HAKKINDA

Uncategorized

Tarih : 01.01.1753
Yayın Dönemi : Aralık 2023

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı

:

38418978-125[10-18/7]-….

….

Konu

:

Nakit sermaye artışında faiz indirimi uygulaması

İlgi

:

….

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin …. tarihinde nakdi sermaye artırımı yaptığı ve söz konusu kararın …. tarihinde tescil edilerek …. tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, sermaye artırımı işleminden sonra …. tarihinde arazi satın aldığı ve şirket aktifine kaydedildiği, bu arazinin bir bölümünün …. tarihinde satıldığı belirtilerek nakdi sermaye artırımından sonra satın alınan arazinin bir bölümünün daha sonraki bir tarihte satılması durumunda satılan kısma isabet eden tutarla sınırlı olmak üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamındaki nakdi sermaye artışında faiz indirimi uygulamasından arazinin satıldığı dönemden itibaren yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Diğer İndirimler” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, “Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si.

Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi için ayrı ayrı yararlanılır. Bu dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz.

Bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz.…” hükmüne yer verilmiştir.

Konuya ilişkin olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.6.4. İndirim uygulamasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki” başlıklı bölümünde, “Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin dördüncü paragrafı ile Bakanlar Kuruluna verilen yetki 26/6/2015 tarihli ve 2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kullanılmıştır.

10.6.4.2 İndirim uygulamasına ilişkin sınırlamalar

2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının birinci maddesinin üçüncü fıkrasında indirim uygulamasında dikkate alınmak üzere farklı indirim oranları belirlenmiştir.

10.6.4.2.4. Arsa ve arazi yatırımı yapan sermaye şirketlerinde arsa ve arazi yatırımına tekabül eden tutarla sınırlı olmak üzere indirilebilecek tutarın hesaplanmasında indirim oranı %0 olarak uygulanacaktır.

Örnek: 11/1/2016 tarihinde 1.000.000 TL nakdi sermaye artırımında bulunan (M) A.Ş. 23/10/2017 tarihinde 800.000 TL bedelle bir arsa satın almıştır.

Buna göre, (M) A.Ş. şartların sağlanması kaydıyla 2016 hesap döneminde 12 ay olarak ve genel indirim oranı dikkate alınmak suretiyle indirim uygulamasından yararlanabilecektir. 2017 hesap döneminde 1.000.000 TL’lik nakdi sermaye artırımı dolayısıyla 10 ay genel indirim oranı dikkate alınacak, kalan 2 aylık sürede ise 23/10/2017 tarihinde arsa alımında kullanılan 800.000 TL tutarla sınırlı olmak üzere indirim oranı %0 olarak uygulanacaktır.“açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, … tarihinde gerçekleştirdiğiniz nakdi sermaye artırımı dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan hükümler ile 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.6. Sermaye artırımında indirim” başlıklı bölümünde yer alan şartların sağlanması kaydıyla söz konusu indirimden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, nakden artırılan sermaye ile satın almış olduğunuz araziye tekabül eden tutar için nakdi sermaye indiriminden faydalanmanız mümkün olmayıp, söz konusu arazinin daha sonraki bir tarihte satılarak nakde çevrilmesi durumunda da arazinin satın alma bedeline tekabül eden tutar için söz konusu indirimden faydalanmanız mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2023-9.aspx?ozID=3730

TEKSTİL VE GİYİMDE KONKORDATO ALARMI!

Uncategorized

 

TEKSTİL VE GİYİMDE KONKORDATO ALARMI!

Tekstil ve hazır giyim, mart ayında en fazla konkordato ilan eden sektörler listesinde ilk sıraya yükseldi. Tekstil, “en fazla konkordato riski taşıyan” sektörler listesinde de 195 şirket ile 2. sırada. Sektör temsilcileri dipten dönüş için yılın son çeyreğini işaret ediyor.

Türkiye sanayisinin ve ihracatının lokomotif sektörlerinden tekstil ve hazır giyimde geçen yıl başlayan istihdam kaybı ve kapanmalar zirve yaptı. Bu yılın ilk çeyreğinde toplam konkordatoların yüzde 10’a yakını sadece tekstil sektöründen gerçekleşti. Söz konusu rakama giyim, halı ve iplik gibi diğer kategoriler de eklendiğinde oran yüzde 15’e kadar yükseldi. Öte yandan verilere göre geçen yıl en fazla konkordato ilan edilen sektörler sıralamasında ikinci sırada yer alan tekstil, bu yıl ilk sıraya yerleşti. Tekstil sektörünü inşaat, mobilya ve tarım izledi. En fazla konkordato riski taşıyan sektörler sıralamasında ise tekstil 195 şirket ile 2. sırada bulunuyor. Son olarak mart ayında Rof Tekstil için iflas kararı verilirken, CNC Tekstil, Durtaş Tekstil, Hazar Tekstil ve MSA Tekstil için de geçici mühlet kararı verildi. EKONOMİ’ye değerlendirme yapan tekstil ve hazır giyim sektörlerinin temsilcileri, ilk yarının sonuna kadar devam etmesi beklenen kapanma ve istihdam kayıplarının yılın son çeyreği itibarıyla dipten dönüş yapmasını bekliyor.

Öte yandan, Türkiye’nin en büyük odalarının konkordatoda alacakların firmaların değil kamu ve banka alacaklarını kapsaması konusunda çalışma yaptığını belirten iş insanları, aksi durumda domino etkisi ile konkordato rüzgarının yaşanacağını vurguladı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2023 yılının tamamında tekstilde 646 şirket faaliyetlerine son verirken, 87 bin kişilik de istihdam çıkışı yaşandı. Giyimde ise kapanan şirket sayısı 2 bini aşarken, istihdam kaybı 111 bin olarak kayıtlara geçti. İki sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı ise 64 binden ocak ayı itibarıyla 60 bin 249’a gerilerken istihdam kaybı da 200 bine yaklaştı. 2023 yılı sonunda 1 milyon 25 bin olan sektörün istihdamı, ocak ayında da erimeye devam etti ve 1 milyon 7 bin 547 oldu. Şubat ve mart aylarında yaşanan istihdam çıkışları ile birlikte bu rakamın 1 milyonun altına indiğini belirten sektör temsilcileri, ikinci yarıdaki toparlanma ile birlikte son çeyrekte istihdamda yeniden artışlarının yaşanacağını dile getirdi.

Takipteki krediler 876 milyon TL arttı

Gelişme sektörün takipteki kredi miktarında yaşanan artışta da kendini gösteriyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre geçen yıl ocak ayında tekstil ve tekstil ürünleri kategorisinde 5 milyar TL seviyesinde seyreden takipteki kredi miktarı, bu yıl şubat ayında yüzde 18,7 artışla 5 milyar 961 milyon TL’ye çıktı. Böylece 1 yıllık süreçte sektörde takipteki kredi miktarı 943 milyon TL arttı.

Kapasite kullanım oranları dipten döndü Merkez Bankası tarafından açıklanan kapasite kullanım oranları, bu yılın ocak ayında tekstilde yüzde 69,5 ile giyimde de yüzde 74,7 ile dip yapmıştı. Tekstil için söz konusu oran son 8 ayın, hazır giyim için de son 2,5 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçmişti. Ancak iki sektörde son iki ayda iyileşme emareleri gözlenmeye başladı. Mart ayı itibari ile tekstilde kapasite kullanım oranları yüzde 71,8’e çıkarken, giyimde ise söz konusu oran 75,4’e yükseldi. Bir başka önemli veri olan İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI Anketi ise önümüzdeki döneme dair olumlu bir tablo çizmiyor. Anketin 2024 Şubat ayı verilerine göre istihdamdaki en belirgin azalma, her ikisi aynı oranda olmak üzere giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Şubat PMI verileri, Türk tekstil firmalarının yeni siparişlerinde ivme kaybının da sürdüğüne işaret etti. Düşüş Ocak ayına göre yavaşlasa da yüksek hızını korudu. Üretimdeki azalma hız kesmesine rağmen istihdamda daralma daha yüksek oranda gerçekleşti. Giyimde ise üretim PMI şubatta azalmaya devam etse de düşüş bir önceki aya göre hız kesti. Bu durum yeni siparişler için de söz konusu. İstihdam ve satın alma faaliyetleri azalmaya devam etti, ancak istihdamdaki gerileme son yedi ayın en düşük oranında gerçekleşti.

Konfeksiyon ihracatı geçen yılın yüzde 5-10 altında kalabilir

Konfeksiyon ihracatının bu yıl ocak-şubat döneminde %8,6 düştüğünü hatırlatan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGDS) Başkanı Ramazan Kaya, “Avrupalı alıcıların Türkiye’de hareketliliği başladı. Mart bu nedenle biraz daha dengeli gidecek” dedi. Geride kalan dönemde talebin azaldığını hatırlatan Kaya, “Markalar frene basmış, alım adetlerini düşürmüşlerdi. Sebebi de talepsizlik ve stoktu. Bu stoklar eriyor. Ekonomilerde normalleşmenin başlamasının da etkisiyle son çeyrekte talebin yükseleceğini düşünüyoruz. Bu dönemde en önemli sorun maliyetler nedeniyle fi yat tutturamamaktı. Biz de bu maliyetleri düşüremeyeceğimiz için basic işlerden katma değerli işlere yönelmek için çalışmalar yapıyoruz. Daha fazla tasarım, koleksiyon, Ar-Ge ve proje gibi… Zaten giriş seviyesi markalar rakiplere yöneldi. Biz de orta ve üst segmente yöneliyoruz. Son zamanlarda daha butik ve orta ölçekli markalar ile çalışmaya başladık. Değişim ve dönüşümün içindeyiz” şeklinde konuştu. Kaya, konfeksiyon ihracatının geçen yılın yüzde 5-10 altında kalabileceği öngörüsünde bulundu.

TOBB HAZIRGİYİM VE KONFEKSİYON SEKTÖR MECLİSİ BAŞKANI ŞEREF FAYAT:

Mali gücü olmayan firmalar devre dışı kalacak

TOBB Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, ihracat tarafında AB PMI endekslerinde bir miktar kımıldanmanın başladığını belirterek, “Son bir aydır Kızıldeniz’de yaşanan sorunlar ve markaların stoklarının azalması nedeni ile ihracatta çok fazla fi yat sorulan ve hatta orta-üst segmentte sipariş alınmaya başlanan bir döneme yavaş yavaş giriyoruz. İhracatta kur istenen seviyede olmasa da talepte bir gelişme başladı. Bu siparişler yılın ikinci yarısında bize fayda sağlayabilir noktaya geliyor” dedi. Ancak bu sürecin aynı zamanda mali gücü olmayan fi rmaların devre dışı kalacağı bir dönem olacağını anlatan Fayat, şöyle devam etti: “İçerdeki talebin daha da kısılacağını bildiğimiz için konkordato bacağındaki süreç devam edecek. İstihdam kayıpları da ilk yarı sonuna kadar devam eder. Konsolidasyon devam ediyor. Şu an fi rmalar maliyetine ve hatta zararına satış yapıyor. Fiyat artıramıyoruz. Ama orta ve üst segmentte sipariş almaya devam ettikçe önce zararın bittiği sonra da para kazanmaya başlayacağımız bir döneme gireceğiz” diye konuştu.

İSTANBUL TEKSTİL VE HAMMADDELERİ İHRACATÇILARI BİRLİĞİ (İTHİB) BAŞKANI AHMET ÖKSÜZ:

Dip yaptık, bundan sonra yön yukarı

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri ihracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, 4-5 yıl önce iki sektörde 1 milyon istihdam sınırının aşılmasının kutlandığını hatırlatarak, “Şimdi 4-5 yıl önceye döndük. Artık dip yaptığımızı ve bundan sonra artık yukarı çıkışın olacağına inanıyorum. Tabi ekonominin seyri ve kurların artıyor olması da önemli. Bir aydır biraz daha iyi, talep var. Ancak istihdam büyük sorun. Sadece şirketler eleman çıkarmıyor, çalışanlar da kendi istekleri ile çıkış yapıyorlar” dedi. Bu tablonun en önemli sebeplerinden birinin maliyetler nedeni ile fiyat tutturamama olduğunu dile getiren Öksüz, “Bu nedenle Mısır’a gidenler oluyor ama orada verimliliği hesaba kattığınızda bir sürü olumsuzluğu var. Tesis taşımak hazır giyimde tekstile göre biraz daha kolay. Türkiye artık basic işlerle fi yat tutturamaz. Mısır gibi ülkelere kayışın sebeplerinden biri de bu. Türkiye artık daha katma değerli özellikli işlere yönelmeli. Orada şansımız var” ifadelerini kullandı.

Yener KARADENİZ/İSTANBUL

https://www.ekonomim.com/ekonomi/tekstil-ve-giyimde-konkordato-alarmi-haberi-738209

Scroll to Top
Burcu YILDIZ İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir– 0531 020 5320 İZMİR Mali Müşavir Bürosu Konak / İZMİR Listesi – Mali Müşavir İzmir – Şirket Kuruluş İşlemleri
MENÜ