Nisan 2024

Sanayi İşletmelerinin 2023 Yılına Ait “Yıllık İşletme Cetvellerini” Nisan Ayı Sonuna Kadar Elektronik Ortamda Bildirmeleri Gerekiyor

Uncategorized

BBDAS/2024-51-Sanayi İşletmelerinin 2023 Yılına Ait “Yıllık İşletme Cetvellerini” Nisan Ayı Sonuna Kadar Elektronik Ortamda Bildirmeleri Gerekiyor

Tarih   : 01.04.2024

Sayı    : BBDAS/2024-51

Konu  : Sanayi İşletmelerinin 2023 Yılına Ait “Yıllık İşletme Cetvellerini” Nisan Ayı Sonuna Kadar Elektronik Ortamda Bildirmeleri Gerekiyor


1- Yasal Düzenleme Ve Bildirim Zorunluluğunun Kapsamı:

 
Bilindiği üzere; 6948 Sayılı Kanun’un;
  • 2. Maddesi gereği, sanayi işletmelerinin üretim faaliyetlerine başladıktan sonra 2 ay içinde Sanayi Sicil Bilgi Sistemi’ne kayıt olması zorunludur. Her üretim yapılan yerin ayrı ayrı kaydedilmesi gerekmektedir.
  • Sanayi Sicil Bilgi Sistemi’ne kayıt yapılan her işletme adına Sanayi Sicil Belgesi düzenlenir. Veriliş tarihi itibariyle Sanayi Sicil Belgesi 2 yılda bir vize yapılır.
  • 4. Maddesi gereği sanayi işletmelerinin faaliyetlerine son vermeleri, ara vermeleri, yeniden üretime başlaması ve verilen bilgilerde değişiklik olması durumlarında 1 ay içinde Bakanlığa (il Müdürlüğüne) bilgi verilmesi zorunludur.
  • 5. Maddesi gereği; sanayi sicile kayıtlı işletmelerin bir önceki yıla ait faaliyetlerini içeren bilgilerin yer aldığı “Yıllık İşletme Cetvelini” her yılın ilk dört ayı içerisinde; 1 Ocak-30 Nisan tarihleri arasında vermeleri zorunluluğu bulunmaktadır.
  • 9. Maddesi gereğince; 2. ,4. ve 5. maddesinde yer alan yükümlülükleri yerine getirmeyen sanayi işletmeleri hakkında idari para cezası uygulanmaktadır.
  • 11. Madde uyarınca; yanlış beyanda bulunanlara idari para cezası uygulanmaktadır.
2- 2023 Yılına Ait Yıllık İşletme Cetvellerinin Elektronik Ortamda Sisteme Girilmesi:
  • Sanayi Sicil Belgesine sahip işletmelerin; 2023 yılına ait Yıllık İşletme Cetvelini 30 Nisan 2024 tarihine kadar Sanayi Sicil Bilgi Sistemi üzerinden elektronik ortamda vermeleri gerekmektedir.
  • Konu ile ilgili olarak Ekim 2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanayi Sicil Tebliği’nin (SGM 2014/11) 11. Maddesinin 1. Fıkrasında Yıllık İşletme Cetveli bildiriminin; e-devlet kapısı veya Bakanlık web sayfası Sanayi Sicil Bilgi Sistemi üzerinden elektronik ortamda yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
  • Buna göre; e-Devlet kapısı veya Bakanlık web sayfasındaki e-Hizmetler – İl Müdürlükleri – Sanayi Sicil İşlemleri bağlantısından Sanayi Sicil Bilgi Sistemine e-Devlet şifresi ile (http://sanayisicil.sanayi.gov.tr) giriş yapılması gerekmektedir.
  • Yıllık İşletme Cetveli girişine başlandığı halde “İl Müdürlüğüne Gönder” butonuna basılmayarak gönderme işlemi tamamlanmayan cetveller Kanun’un 5 inci maddesi gereği gönderilmemiş sayılacaktır.
3- Bildirim Zorunluluğunu Yerine Getirmeyenlere Uygulanacak Müeyyideler:
6948 sayılı Sanayi Sicil Kanununun 5. maddesi gereğince, yıllık faaliyetlerini içeren Yıllık İşletme Cetvelini (Sansic-B) her yılın ilk dört ayı içerisinde https://sanayisicil.sanayi.gov.tr adresinden doldurma ve Sanayi Sicil Belgelerindeki bilgilerde meydana gelen değişiklikleri bildirme zorunluluğu olan sanayi işletmeleri için;
Beyannamelerde meydana gelen değişiklikleri, kapanma ve faaliyete geçme hallerini müddetinde bildirmeyenlere ve 2023 yılına ait Yıllık İşletme Cetvellerini 30 Nisan 2024 tarihine kadar vermeyenlere, 6948 Sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince 8.322,00 TL idari para cezası uygulanacaktır.

4- Sanayi Sicil Belgesinin İşletmelere Sağladığı Bazı Avantajlar:
  • KDV Muafiyeti (Makina ve teçhizat alımı) ve İhracat Kredilerinden Yararlanma
  • İhraç Kayıtlı Mal Tesliminde KDV Terkin/İade Uygulaması
  • Kambiyo Satışlarında BSMV Oranı Sıfır
  • Sanayi Abonesi Tarifesinden Elektrik Faturası Ödeme
  • Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Desteklerinden Faydalanma
  • Kamu ihale kanunu kapsamında yerli istekli lehine fiyat avantajı
Sanayi Sicil Belgesine sahip işletmelerin Yıllık İşletme Cetveli bildirimlerini oluşabilecek yoğunluklar sebebiyle son günlere bırakmadan yerine getirmeleri tavsiye edilmektedir.
Saygılarımızla.
                
                  BOĞAZİÇİ BAĞIMSIZ DENETİM VE YMM A.Ş.
 
(!) Sirkülerlerimizde yer verilen açıklamalar sadece bilgilendirme amaçlı olup, vergiyi doğuran olay ve diğer yükümlülüklerin özelliğine göre farklılıklar oluşabileceğinden tereddüt edilen hususlarda konusunda uzman bir danışmandan veya yetkili kurumlardan görüş alınması gerekmekte olup, sadece sirkülerimiz esas alınarak yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek zararlardan müşavirliğimiz sorumlu tutulamaz.  

Kurumların 2023 Hesap Dönemi Taşınmaz Satışlarının Vergilendirilmesi

Uncategorized

Kurumların 2023 Hesap Dönemi Taşınmaz Satışlarının Vergilendirilmesi

Giriş

2023 hesap dönemine ilişkin olarak Kurumlar Vergisi Beyannamesi verme işlemleri 01 Nisan tarihi itibarıyla başladı. Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanununun 5. maddesinde istisnalar düzenlenmektedir. Bu istisnalar arasında da en çok uygulama alanı bulanlardan bir tanesi kurumların, taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazançlarına ilişkin istisnaları düzenleyen 5/1-e bendi. Her ne kadar söz konusu bent ilk haliyle taşınmazlar ile başlasa da, taşınmaz satış kazançlarına yönelik %75 olarak uygulanan istisna oranı 05.12.2017 tarihinden itibaren yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen kazancın %50’lik kısmı için uygulanmaya başlanmıştı. Daha sonrasında 7456 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile 15.07.2023 tarihinden itibaren yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen kazançlar için istisna uygulamasına son verildi.

Kurumların 2023 hesap döneminde yapmış oldukları taşınmaz satışlarından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanıp uygulanmayacağı, istisna uygulanacak ise hangi şartlarda uygulanacağı ile bunların verilecek beyannamelerde ne şekilde dikkate alınacağı da yazımızın konusunu oluşturmaktadır. KVK 5/1-e istisnası tabi ki sadece taşınmaz satışları için düzenlenmiş bir istisna değil. Taşınmaz satışlarından elde edilen kazançlar dışında, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri, rüçhan hakları ve kurumların iştirak kazançları istisnası kapsamında istisna kazançlarına kaynak oluşturan yatırım fonlarının katılma paylarının satışından doğan kazançları da kapsamaktadır. Ancak biz konunun daha iyi anlaşılması açısından yazımızın bundan sonraki bölümlerinde sadece kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından elde edilen kazançlarını dikkate alacağız.

Taşınmaz Satış Kazançları

Taşınmazlar Türk Medeni Kanununun 704’üncü maddesinde; arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak sayılmıştır. Taşınmaz tanımına, taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olan unsurları da girecektir.

Elden çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu olabilmesi için taşınmazın kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir binanın satışından doğan kazanca bu istisna uygulanmayacaktır. Bütünleyici parça ise Türk Medeni Kanunu’nda yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olarak tanımlanmıştır. Ancak, taşınmazın zeminine veya duvara sabitlenmiş olmakla birlikte münferiden veya toplu olarak sökülüp satılması mümkün olan ve bu takdirde işletmenin sınai olma vasfını değiştirmeyen ve üretimi de aksatmayan makine ve benzeri aletler bütünleyici parça niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden bunların satışından doğan kazanç, istisnadan yararlanamayacaktır.

İstisna uygulamasına konu olacak taşınmazların en az iki tam yıl (730 gün) süreyle kurumun aktifinde yer alması gerekmektedir. Ancak fiiliyatta cins tashihinin kurum adına tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle gecikmeler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, taşınmazın işletme aktifinde iki yıl süreyle bulunup bulunmadığının, tespitinde, işletmede iki yıldan fazla süreyle sahip olunarak fiilen kullanıldığının, yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik edilebilmesi mümkün olabilecektir. Burası şu açıdan büyük bir önem arz etmektedir, kurumlar tarafından satışı yapılacak taşınmazların en iki tam yıl süreyle tapuda kurum adına tescilli bir şekilde olma şartı aranmamakta, en az iki tam yıldır aktifinde yer almış olması şartıyla satış anında kurum adına tapuya tescilli olması diğer şartların da varlığı halinde istisna uygulaması açısından yeterli olmaktadır. Bununla birlikte inşa halindeki binalarda ise durum biraz farklılık arz etmektedir. Şöyle ki, kurumlar tarafından inşaatı henüz tamamlanmayan, fiilen kullanma imkanı da bulunmayan binaların satılması halinde; kurum aktifinde iki tam yıl kayıtlı olması koşuluyla, sadece binanın arsasının satış kazancına tekabül eden kısmı kurumlar vergisinden istisna olacaktır. İnşaatı tamamlanıp aktife kaydedilen binanın kurum adına tapuya tescil edilerek satılması halinde, satılan binanın iki yıllık aktifte bulundurulma süresinin başlangıç tarihi olarak, inşaatın tamamlandığı ve bina olarak kullanılmaya başlandığı tarihin esas alınacağı unutulmamalıdır.

Taşınmazların satışında kazanç, satış işlemi ile birlikte doğacağından, satış işlemi ister peşin isterse vadeli olarak yapılmış olsun istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanacak olup elde edilecek kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar söz konusu fon hesabında tutulması gerekmektedir. Bu çerçevede, fon hesabına alınma işleminin, satışın yapıldığı yılı izleyen hesap döneminin başından itibaren kazancın beyan edildiği döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerekmektedir.

Fon hesabına alınan kazanç tutarının mükelleflerce sermayeye ilavesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, fon hesabına alınan kazanç tutarının sermayeye ilave dışında, beş yıl içinde başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılması ya da kurumun tasfiyesi halinde, istisna uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

İstisna, satış kazancının tamamına uygulanmayacağından, kazancın tamamının fon hesabına alınma şartı bulunmayıp, sadece istisnadan yararlanan kazanç kısmının söz konusu fon hesabına alınması yeterli bulunmuştur.

Peşin satışlarda olduğu gibi vadeli satış halinde de satıştan doğan kazancın istisnaya isabet eden kısmı, beş yıl süreyle özel bir fon hesabında tutulmak şartıyla satışın yapıldığı dönemde istisnadan yaralanabilecektir. Ancak, satış bedelinin tamamının, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir. Bu nedenle, mükelleflerin istisna uygulayabilecekleri kazanç tutarını doğru olarak belirlemeleri gerekmektedir.

Taşınmaz satış kazançlarına yönelik istisna uygulaması esas itibarıyla bütün kurumlar için geçerlidir. Ancak, faaliyet konusu taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu amaçla iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değildir. Aynı durum, satmak üzere taşınmaz inşaatı ile uğraşan mükellefler açısından da geçerlidir.

İstisna uygulanabilmesi için taşınmazların satılması ve bu işlemden bir kazanç elde edilerek, satan kurumun mali yapısında bir iyileşmenin olması gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu taşınmazların para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, trampası gibi işlemler istisna kapsamına girmemektedir.

Kat karşılığında arsa devrinde olduğu gibi, bir mal veya hakkın başka bir mal veya hak ile değiştirilmesini ifade eden trampa işlemlerinde de söz konusu istisna hükmü uygulanmayacaktır. Bununla birlikte, taşınmazların mevcut borçlar karşılığında rızaen veya icra yoluyla devredilmesi işlemleri ile kamulaştırma işlemleri ise kurumların finansman olanaklarını artıracağından istisna uygulaması kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği açıktır. Ayrıca taşınmazlar satış vaadi sözleşmesi suretiyle ileride alım satıma konu olabilmektedir. Taşınmazlarda, mülkiyetin devri tapuya tescil ile gerçekleşeceğinden satış vaadi sözleşmeleri ile tahsil olunan bedeller dolayısıyla istisnanın uygulanmasının mümkün olmadığını da belirtelim.

Taşınmaz Satış Tarihlerinin Kurumlar Vergisi ve KDV İstisnalarına Etkisi

Kurumların aktiflerinde en az iki tam yıl süredir bulunan taşınmaz satışlarından elde edilen kazancın hangi şartlar altında istisna olduğunu genel hatlarıyla anlattıktan sonra taşınmazların satış tarihlerine göre kazancın ne kadarlık kısmının istisna kapsamına girdiğinden bahsedelim. Yazımıza başlarken belirttiğimiz üzere kurumların taşınmaz satışlarından elde ettikleri kazançların diğer şartlarında varlığı halinde %75’lik kısmı istisna kapsamındaydı. Daha sonrasında ise bu oran %50 olarak uygulanmaya başladı. Son olarak ise 15.07.2023 tarihinden itibaren yapılan taşınmaz satışlarından elde edilen kazançlar için istisna uygulamasına son verildi. Taşınmaz satış kazançlarına istisna uygulamasına son verilirken de KVK Geç.16 madde ile 15.07.2023 tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazlar için 5/1-e bendinin değiştirilmeden önceki hükümlerinin uygulanacağı ancak uygulanmakta olan %50 oranı yerine 15.07.2023 tarihinden sonra yapılacak taşınmaz satış kazançları için bu oranın %25 olarak uygulanacağı da hüküm altına alındı.

Kurumların aktiflerinde en az iki tam yıl süredir bulunan taşınmaz satışları KDVK 17/4-r bendi gereği KDV’den istisna idi. Ancak 15.07.2023 tarihinden itibaren kurumların bu kapsamda yapacakları taşınmaz satışları için istisna uygulamasına son verildi. Bununla birlikte Kurumlar Vergisi Kanuna paralel olarak KDVK Geç. 43 madde ile 15.07.2023 tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazlar için 17/4-r bendinin değiştirilmeden önceki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Sonuç

2023 hesap döneminde kurumların satış tarihi itibari ile aktiflerinde en az iki tam yıldır bulunan taşınmazların satışı özelinde konuyu toplayacak olursak, 01.01.2023 ile 15.07.2023 tarihleri arasında kurumlar tarafından yapılmış olan taşınmaz satışlarından elde edilen kazançların diğer şartların da varlığı halinde %50’si, 15.07.2023 ile 31.12.2023 tarihleri arasında kurumlar tarafından yapılmış olan taşınmaz satışlarından elde edilen kazançların diğer şartların da varlığı halinde %25’i kurumlar vergisinden istisna olacaktır. Aynı şekilde söz konusu taşınmazların satışı KDVK yer alan diğer şartların varlığı halinde KDV’den de istisna olacaktır.

2023 hesap döneminden sonra da kurumların 15.07.2023 tarihinden önce aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından elde ettikleri kazancın %25’i diğer şartların da varlığı halinde kurumlar vergisinden istisna olmaya devam edecek. Ancak 15.07.2023 tarihinden sonra kurumların aktiflerine girecek olan taşınmazların satışından elde edilen kazançlar istisna uygulamasının dışında kalacak. Burada yeri gelmişken belirtmek de fayda var, yapmış olduğumuz değerlendirme KVK 5/1-e bendi özelinde kurumların aktiflerinde yer alan taşınmazlar ile ilgili yoksa KVK 5/1-f bendi ile bankalara borçları nedeniyle kanuni takibe alınmış veya TMSF’ye borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazların bu borçlara karşılık bankalara veya TMSF’ye devrinden sağlanan hasılatın bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden kazançların tamamı kurumlar vergisinden istisna olmaya devam etmektedir.

Ayrıca KVK 5/3 fıkrasında kurumların istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilmeyeceği hükmü yer almaktadır. Yapılan son değişiklik sonrasında ise 15.07.2023 öncesi kurumların aktifinde yer alıp en az iki tam yıl süreyle aktifte yer alma şartını taşımayan taşınmazlar ile 15.07.2023 tarihi sonrasında kurumların aktifine giren taşınmazların satışından doğacak zararların istisna dışı kurum kazancından indirilebilmesi mümkün olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise bu kapsamda 2024 hesap dönemi ve sonrasında yapılacak istisna dışı taşınmaz satışlarından doğacak zararların hesabında taşınmazlar içerisinde yer alan ve amortismana tabi olmayan arazi ve arsalarla ilgili olarak 2023 hesap dönemi sonunda yapılacak enflasyon düzeltmesi sonrasında söz konusu kıymetlerin düzeltilmiş değerlerinin altında bir bedelle satılması halinde, düzeltme sonrası değerle, düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın, kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağını da ayrıca hatırlatarak yazımızı sonlandıralım.

Fatih KAYA
Vergi Müfettişi
fatihkaya006@gmail.com

Kaynakça:

— Kurumlar Vergisi Kanunu

— 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

— 7456 sayılı Kanun

— Katma Değer Vergisi Kanunu

— Vergi Usul Kanunu

— 555 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

https://www.alomaliye.com/2024/04/01/kurumlarin-2023-hesap-donemi-tasinmaz-satislarinin-vergilendirilmesi/

Enflasyon düzeltmesine ilişkin tereddütler ve öneriler

Uncategorized

 

Enflasyon düzeltmesine ilişkin tereddütler ve öneriler

Son zamanlarda verginin ana gündemi enflasyon düzeltmesi. İlk olarak 2003 ve 2004 yıllarında uygulanan enflasyon düzeltmesi, yaklaşık yirmi yıl sonra istenmeyen bir misafir gibi görkemli bir sessizlik ve sorgusuz bir kabullenişle hayatımıza tekrar dâhil olmuştur.

Enflasyon düzeltmesi, paranın satın alma gücündeki değişmeler nedeniyle gerçek durumu ifade edemeyen mali tabloların, gerçek durumu ifade eder hale gelmelerini sağlamak üzere düzeltme işlemine tabi tutulması şeklinde tanımlanmaktadır. Enflasyon düzeltmesinin amacı ise; mali tabloların yüksek enflasyonun etkisinden arındırılması ve böylece vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesini temin etmektir. Konuya ilişkin açıklamalar 555 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliğinde yapılmış, 165 Sayılı VUK Sirkülerinde ise örneklere yer verilmiştir. Her vergisel konuda olduğu gibi, bu konu da detaylara girilmeden önce;  düzenlemenin temel esaslarının, konuluş amacı ile doğuracağı muhtemel sonuçların tartışılması önemli ve gereklidir.

VUK’un geçici 33’üncü maddesi uyarınca; 31/12/2023 tarihli mali tablolar, enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulur. Yapılan enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kâr/zarar farkı geçmiş yıllar kâr/zararı hesabında gösterilir. Bu şekilde tespit edilen geçmiş yıl kârı vergiye tabi tutulmaz, geçmiş yıl zararı zarar olarak kabul edilmez. Bu düzenlemelerin anlamı; 2023 yılına ilişkin enflasyon düzeltmesinin vergisiz olacağı,  bir başka ifadeyle vergisel etki meydana getirmeyeceğidir.

Esasen mesele de bu noktadan sonra başlamaktadır. Zira enflasyon düzeltmesi, 2024 ve müteakip dönemlerde (geçici vergilendirme dönemleri dâhil olmak üzere) gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını etkileyerek vergisel sonuç meydana getirecektir. Bahsedilen vergisel etki her mükellefin bilançosuna göre farklılık arz edecektir. Bununla birlikte enflasyon düzeltmesi genel olarak; parasal olmayan aktif varlıkları (stok, bina, makine gibi), parasal olmayan pasif varlıkları ile öz kaynaklarına göre nispeten güçlü olanlar için matrah artırıcı, tersi durumda ise matrah azaltıcı etki doğuracaktır.

Bu açıklamalara göre; enflasyon düzeltmesi örnekteki gibi durumlarda, bir nevi peşin vergiye dönüşmektedir. Hatta bu vergiyi, enflasyon vergisi şeklinde adlandırmak mümkündür. Zira aktifte bulunan; stok, arsa, arazi, fabrika binası, makine, tesis, demirbaş gibi iktisadi kıymetlerin enflasyon nedeniyle artan değerleri üzerinden vergi salınmaktadır.

Böylesi bir durumda; bir verginin kaynağının enflasyon olup olamayacağı, bu verginin Anayasanın mali güce göre vergilendirme, mülkiyet hakkı gibi ilkelerine uygunluğu, evrensel vergilendirme ilkeleri ve konuluşundaki amaç ile örtüşüp örtüşmediği hususları öncelikli tartışma konusu olmalıdır. Bu tartışma konularını olumlu bir sonuçla bitirmek mümkün görülmüyor. Ayrıca ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürün, vergili enflasyon düzeltmesine uygun olmadığı da izahtan varestedir. Diğer yandan bu tartışma konularının genişletilmesi mümkün ve memnuniyet vericidir.  Tenkit eden çözüm sunmakla da mükellefse, bizim önerilerimiz şu şekildedir:

1-2023 yılına ilişkin vergisiz enflasyon düzeltmesi yapılmalı, 2024 ve müteakip dönemlerde vergili enflasyon düzeltmesi yapılmamalıdır.

2-Vergili enflasyon düzeltmesi mutlaka yapılacaksa, mükellefin tercihine bırakılmalıdır. İsteyen enflasyon düzeltmesini yapar ve çıkması halinde vergisini öder, istemeyen yapmaz.

3-Vergili enflasyon düzeltmesi mutlaka yapılacak ve mükellefin tercihine bırakılmayacaksa; bu işlemden kaynaklanan vergi için indirimli bir oran belirlenmelidir. Nasıl ki Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32’nci maddesi uyarınca;  ihracatçılara % 5, imalatçılara % 1 oranında indirim yapılıyorsa, enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kazançlar için de bu yönde bir uygulama yapılmalıdır.

Diğer yandan enflasyon düzeltmesi mutlaka yapılacaksa, geçici vergi dönemlerinde değil, bir kez olmak üzere sadece yılsonlarında yapılmalıdır.

4-Yazının ilk kısmında belirtildiği üzere, enflasyon düzeltmesine ilişkin açıklamalar 555 Sıra No’lu VUK Genel Tebliğinde yapılmıştır. Tebliğ aşırı derece yorucu, uzun ve detay içermektedir. Sahadan yansıyan en önemli tepki ise anlamakta çekilen güçlükle ilgilidir. Konu hakkında en azından bundan sonraki düzenlemeler basit ve anlaşılır bir şekilde kaleme alınmalıdır.

2024 yılının birinci geçici vergi beyan dönemi olan Mayıs 2024 döneminde vergili enflasyon düzeltmesinin başlamasıyla birlikte, yazının ilk kısmında zikredilen görkemli sessizliğin çok hızlı bir şekilde bozulması muhtemeldir. Umarız ki enflasyon düzeltmesi “kırk satır mı, kırk katır mı?”  hikayesine dönüşmez.

Dr. İsmail PAMUK-Yeminli Mali Müşavir

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/enflasyon-duzeltmesine-iliskin-tereddutler-ve-oneriler/736799

NE ZAMAN HANGİ DÖVİZ KURUNU KULLANACAĞIZ?

Uncategorized

NE ZAMAN HANGİ DÖVİZ KURUNU KULLANACAĞIZ?

Ne zaman hangi döviz kurunu kullanacağız, hap bilgileri sizin için özetledik.
TCMB, 4 döviz kuru için (USD, EURO, GBP ve CHF) günlük saat başı (10.00-15:00 arası), 22 yabancı para birimi için çalışma günlerinde saat 15:30’da günlük olarak, 21 para birimi için ise USD’ye karşı çapraz kur ilan etmektedir. Ayrıca, reel efektif döviz kurları ile TCMB tarafından alım satıma konu olmayan 48 adet para birimi için de bilgi amaçlı kur yayımlanmaktadır. Bu para otoritesinin kurları.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ise her yıl VUK ve GVK açısından uygulanacak kurları yayımlamaktadır. En son 2 Şubat 2024 tarihli 559 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2023 yıl sonu için yapılacak değerlemelerde esas alınacak kurlar yayımlanmıştır. Bakanlık her yıl, biri efektif diğeri de döviz alış olmak üzere iki kur ilan etmektedir. Peki nedir bu kavramlar?
Detayları, dövizli kağıtlarda damga vergisini, dövizli ithalatta esas alınacak matrahı, taraflarca serbestçe belirlenen ücret ve fiyatlarda dikkate alınacak kurları sizin için irdeledik.
Kurumlar vergisi beyan döneminde işinize yaraması ümidiyle.
Taxia Türkiye ve Taxademy sevdiği konularda yazan çizen fikir beyan eden hocalarımıza, üstadlara ve müelliflere kapılarını açıyor, ilginizi çeken konuları ve talepleri bize iletebilirsiniz. Şule KAYHAN Bengi Ayrancı Aslan

Şaban KÜÇÜK

Yeminli Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi, Taxademy & Taxia Kurucusu, Girişimci, Meraklı

news@taxademy.com.tr
tax@taxia.com.tr

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:7180493245888479233/

VERGİ İNCELEME SÜRECİ HAKKINDA

Uncategorized

 

VERGİ İNCELEME SÜRECİ

Vergi İncelemesi süreci aşağıdaki akış şemasında özetlenmiştir;

VERGİ İNCELEMESİNDE AMAÇ

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 134’üncü maddesine göre; “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek sağlamaktır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından gerek görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.”

İlgili mevzuat hükmü gereğince; vergi incelemesinden maksat sadece vergi kayıp ve kaçağını araştırıp bulmak değildir. İncelemeye yetkili olanlar, vergi mükellefi ve vergi sorumlularının vergi ödevleriyle ilgili yükümlülüklerini mevzuata uygun yerine getirip getirmediğinin kontrolünü yaparak, gerçek matrah tespitini yapmayı amaçlamaktadır. Yine gerekli görülürse defter, belge ve diğer kayıt ile hesapların incelenmesinin yanında fiili durumları araştırıp incelemek suretiyle de inceleme yapılabilmektedir.

Örneğin, mükellefin yükümlülüğünü zamanında yerine getirip getirmediği veya matrahının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı incelenir. Bununla birlikte vergilerin doğruluğunun araştırılması ve mükellefin bilgilendirilmesi de vergi incelemesinin amaçlarından biridir. Bilinmelidir ki vergi incelemesiyle birlikte mutlaka ek bir tarhiyat yapılması zorunlu değildir, diğer taraftan eğer fazla vergi salınmışsa, ödenen bu fazla tutarın iadesi de vergi incelemesiyle sağlanabilmektedir.

VERGİ İNCELEMESİ YAPMAYA YETKİLİ OLANLAR

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135’inci maddesine göre “Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.”

Mükellefler yapılan vergi incelemesi esnasında vergi incelemesi yapanlardan, memuriyet sıfatlarını ve incelemeye yetkili olduklarını gösteren belgeyi ibraz etmelerini isteyebilirler. Zira vergi incelemesi yapanlar, yanlarında memuriyet sıfatlarını ve inceleme yetkisini gösteren fotoğraflı resmi bir vesika bulundurmak ve gittikleri yerde işe başlamadan evvel bu vesikayı ilgililere göstermek zorundadırlar.

VERGİ İNCELEMESİNE TABİ OLANLAR

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 137’inci maddesine göre incelemeye tabi olanlar; “Bu kanuna veya diğer kanunlara göre defter ve hesap tutmak, evrak ve vesikaları muhafaza ve ibraz etmek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler vergi incelemelerine tabidirler.”

İlgili kanun maddesinde; her ne kadar vergi incelemesine gerçek ve tüzel kişiler tabidir denilmiş olsa da, tüzel kişiliği  olmayan teşekküller şayet vergisel nitelikli iş ve işlemler yapmakta; defter ve hesap tutma, evrak ve vesikaları saklama ve ibraz yükümlülüğü altında ise vergi incelemesine tabi olacaktır.

VERGİ İNCELEMESİNİN YAPILACAĞI ZAMAN

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 138’inci maddesine göre; Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelden haber verilmesi mecburi değildir. İnceleme, neticesi alınmamış hesap dönemi de dâhil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir. Evvelce inceleme yapılmış veya matrahın re’sen takdir edilmiş olması yeniden inceleme yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline mani değildir.

Bununla birlikte vergi incelemesi yapanlar, nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması bu hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmayacak şekilde yapılır)

VERGİ İNCELEMESİNİN YAPILACAĞI YER

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 139’uncu maddesine göre “Vergi incelemeleri, esas itibariyle dairede yapılır. İncelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını ibraz etmesi kendisinden yazılı olarak istenilir. İstenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir. İncelemenin dairede yapılması, incelemeye tabi olanın iş yerinde tespit yapılmasına ve çalışmalarda bulunulmasına mani değildir. Mükellef ve vergi sorumlusunun talep etmesi ve iş yerinin müsait olması halinde inceleme iş yerinde de yapılabilir”

VERGİ İNCELEMELERİNİN KAYNAĞI

Vergi incelemesine alınacak mükellefler çeşitli kaynaklar esas alınarak seçilmektedir. Modern teknikler kullanan risk analiz sistemi, ihbar ve şikâyet, teftiş ve soruşma, diğer kamu ve kuruluşlardan intikal eden raporlar ve müfettişlerce yazılan görüş ve öneri raporları kaynaklı nedenlerle mükellefler incelemeye tabi tutulurlar.

VERGİ İNCELEMESİNİN SÜRESİ

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140’ıncı maddesine göre “İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemelerin bitirilmesi esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise iki ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir.”

VERGİ İNCELEMESİNİN TAMAMLANMASI

Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 21’inci maddesine göre, “Vergi inceleme raporlarının, rapor değerlendirme komisyonlarına intikal ettirilmek üzere ilgili inceleme ve denetim birimine teslim edildiği tarih, incelemenin tamamlandığı tarih olarak kabul edilir. Ancak, incelemenin tamamlanmış olması, ilgili rapor değerlendirme komisyonu kararına göre raporun düzeltilmesine mani değildir.”

Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140’ıncı maddesine göre “İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir.”

VERGİ İNCELEMESİNDE DEFTER VE BELGELERİN İNCELEMEYE İBRAZI

Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 12’nci maddesine göre,

“(1) Mükelleflerin defter ve belgeleri yazılı olarak istenir ve tutanakla teslim alınır. Yazıda, ibraz edilecek defter ve belgeler ile on beş günden az olmamak üzere ibraz süresine, ibraz yerine ve ibraz edilmemesi halinde uygulanacak müeyyidelere yer verilir.

(2) Mükellefin yazıya gerek kalmaksızın defter ve belgelerini ibrazı üzerine defter ve belgeler, tutanak düzenlenmek suretiyle alınır.

(3) Tutanakta, teslim alınan defter ve belgelerin mahiyeti ile teslim eden ve alan kişilerin kimlik bilgileri ve imzalarına yer verilir.

(4) Mükellefler, Bakanlığın elektronik olarak tutulmasına izin verdiği defter ve belgeleri elektronik ortamda ibraz edebilirler.

(5) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun aramaya ilişkin hükümleri saklıdır.”

VERGİ İNCELEMESİNDE DEFTER VE BELGELERİN GERİ VERİLMESİ

Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 22’nci maddesine göre, “Mükellefin defter ve belgeleri, ilgili rapor değerlendirme komisyonunun rapora ilişkin nihai değerlendirmesinin incelemeyi yapana iletildiği tarihten itibaren en geç on beş gün içerisinde bir tutanak ile iade edilir.”

Ancak, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, mükellefleri inceleme tutanaklarını imzalamaları için zorlayamazlar. Mükelleflerin ilgililer tutanakları imzalamaktan çekindikleri takdirde tutanakta bahis konusu edilen olaylar ve hesap durumlarını ihtiva eden defter ve belgeler, nezdinde inceleme yapılandan rızasına bakılmaksızın alınır ve inceleme neticesinde tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar kesinleşinceye kadar geri verilmez. İlgililer her zaman bu tutanakları imzalayarak defter ve belgeleri geri alabilirler. Suç delili olan defter ve belgeler mükellefin rızasına bakılmaksızın alıkonulur. Alıkonulan defter ve belgeler yazı ile mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine gönderilerek muhafazası sağlanır. Vergi dairesi, kendisine gönderilen defter ve belgelerin muhafazası için gerekli tedbirleri alır.

https://vdk.hmb.gov.tr/vergi-inceleme-sureci

 

 

Ortakların kendi şirketlerine, holding veya grup şirketlerin birbirine (dövizle) borç vermesi suç mu

Uncategorized

Ortakların kendi şirketlerine, holding veya grup şirketlerin birbirine (dövizle) borç vermesi suç mu

Konu ilk önce, “Ortakların, grup/holding şirketlerin birbirine veya ortağı oldukları şirkete borç vermesi tefecilik midir?” tartışması ile başladı; 2018 yılında dövizle sözleşmelerin sınırlandırılmasına yönelik düzenleme ile farklı bir boyut kazandı. İlk etapta döviz kredileri de dövizle sözleşme yasağı kapsamında görüldü.

Konunun takibinde Vergi Denetim Kuruluna görev verilince, denetimler sırasında tespit edilen konular bir yandan Hazine ve Cumhuriyet savcılıklarına bildirilirken, bir yandan da yasağa aykırı bulunan dövizli kredilerin kur farklarının matrahtan indirilemeyeceği, KDV’nin indirim olarak dikkate alınamayacağı iddiası ile cezalı vergi tarhiyatları yapılmaya başlandı.

Tam konu 2021 yılında yayınlanan Hazine Genelgesi ile “Dövizle sözleşme yasağı döviz kredilerini kapsamaz.” şeklinde çözülmüşken, bu kez Merkez Bankası’nın, Türkiye’de yerleşik kişilerin birbirine (holding-grup şirketleri dahil) dövizle kredi veremeyeceğine dönük düzenleme yayınlandı.

Şimdilerde konu tekrar vergisel boyut kazanmaya, incelemelerde soru olarak karşımıza çıkmaya başladı. İşin dövizli olması bir yana, giriş cümlesinde de belirttiğim gibi, zaman zaman ortakların, grup-holding şirketlerin birbirine verdikleri borçların tefecilik iddiası ile karşı karşıya bırakılabileceği zorlama yorumları ile de karşılaşıyoruz ki bu konuda yazmayı bile yersiz buluyoruz.

Dövizle borçlanma yasağının cezası nedir?

2024 yılında, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 1567 sayılı Kanunun 3.maddesi ve Kabahatler Kanunu uyarınca dövizle işlem yasaklarına aykırı işlere, Cumhuriyet Savcılıklarınca her bir aykırı işlem nedeniyle 50.200 ila 418.800 TL idari para cezası uygulanabilmektedir. “Her bir aykırı işlem nedir? Alt ve üst limitler dahilinde cezanın hangi mertebeden uygulanacağı nasıl belirlenecek?

Dövizli kredi işlemi bu işlemi yasaklayan Merkez Bankası Genelgesi öncesinde ise ne olacak? Bu genelge sadece şirketleri mi yoksa şahıs ortakların ortağı oldukları şirketlere borç vermelerini de kapsar mı?” soruları, ilgili Kanun, Karar, Genelge ve diğer düzenlemeler çerçevesinde tartışılabilecek konular. Bu tartışmaların bizce vergisel bir etkisi bulunmamaktadır.

Yasağa rağmen borçlanıldı ise ne olacak?

Yukarıda zikrettiğimiz yasal çerçevede konunun tartışılması doğal. Ancak, konu vergi boyutuna taşındığında gereksiz tartışmalar da başlıyor. Krediye erişimin giderek zorlaştığı ve zorlaşacağı bir ortamda öz finansmanın da önünü kapatma anlamına gelecek, yasal zemini de olmayan, zorlayıcı yorumlarla ilave bir zorluk yaratmanın doğru olmayacağı açıktır.

Bir yandan şirketlere nakit sermaye artışını özendirirken, diğer yandan ortakların şirketlerine verdikleri faizsiz-kur farksız (sermaye benzeri ) nakdi desteklerin, ”Faiz olmalıydı, faiz üzerinden de kdv hesaplanmalıydı, yapılmamış.” denilerek cezalandırıldığı uygulamalara şahit olduk. Şahıs ortakların kendi şirketlerine, kendi servetlerinden sağlayacakları kredileri bir yandan idari para cezasına tabi tutmaya, bir yandan da bir de buna(kur farkı gider değil şeklinde) ilave vergisel yükler de yüklemeye çalışmak yasal zemini de olmayan aşırılıklardır.

Genelge ile vergi yükü oluşturulamaz

Vergi hukukunun en temel ilkesi, Anayasamızın 73.maddesinde ifadesini bulan “ Verginin yasallığı” ilkesidir. Vergilemeye ilişkin temel tüm kavram ve unsurların kanunla düzenlenmesi zorunluluğuna işaret eden bu ilke ortada iken bir takım genelgelerden hareketle, bazen de genelge kapsamında olunup olunmadığı bile tartışmalıyken, “Genelgeye aykırı borç vermişsin, bu borcun faizi, kur farkı, kdv’si indirilemez.” şeklinde doğrudan vergi matrah ve tutarını etkileyecek bir sonuç bağlayabilmek mümkün değildir. Bir işlemin idari para cezası gerektiren kabahat hatta suç olması vergilemeyi etkilemez.

Örneğin Vergi Usul Kanununun 9.maddesinin son fıkrasına göre, ”Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz.” Yasak işlemi vergilerken, kârını belirlerken yasak işlemin giderlerinde yasallık mı arayacaksınız ? Bilmem hangi genelgeye aykırı giderler dikkate alınamaz mı diyeceksiniz. Suçlar için bile gerçek geliri vergileme çabasına girilmesi gerektiğini kabul edip yasal zemini bile bulunmayan konularda indirilir-indirilmez tartışması mı yapılacak?

Kurumlar Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanununda indirilebilecek giderler, indirilemeyecek giderler, KDV indirimi müessesesi düzenlenmiş bulunmaktadır. Mevcut vergi kanunlarında veya herhangi bir kanunda, açıkça düzenlenmemiş bir hukuki zemin olmadığı müddetçe, mükellefleri tarhiyat stresine sokmanın yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Zeki GÜNDÜZVERGİ

zeki.gunduz@dunya.com

https://www.dunya.com/kose-yazisi/ortaklarin-kendi-sirketlerine-holding-veya-grup-sirketlerin-birbirine-dovizle-borc-vermesi-suc-mu/721582

“Kripto Varlıkların ‘BOBİ FRS 2021 Sürümü’ minvalinde Raporlanmasına İlişkin Taslak” üzerine

Uncategorized

BOBİ FRS Hakkında

“Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı” (BOBİ FRS) ilk olarak 29 Temmuz 2017 tarihli ve 30138 Mükerrer sayılı Resmî Gazetede(1) yayımlanmış ve 01 Ocak 2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu standart bağımsız denetime tabi olmakla birlikte Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını (TFRS) uygulamayan işletmelerin finansal raporlama çerçevesini oluşturmaktadır.

BOBİ FRS, TFRS ile karşılaştırıldığında uygulaması daha basit ve anlaşılabilirliği yüksek olan bir standart setidir. Bununla birlikte BOBİ FRS başka bir standart setine ihtiyaç duyulmadan finansal tabloların hazırlanmasına imkân vermekte ayrıca, bağımsız denetime kıstas teşkil edecek bir finansal raporlama çerçevesinin taşıması gereken özellikleri karşılamaktadır.

BOBİ FRS, 27 bölümden oluşmakta olup; ilk bölüm finansal tabloların sunumuna ilişkin genel kuralları, finansal tablolar aracılığıyla sağlanan bilgilerin taşıması gereken özellikleri ve finansal tabloların asgari içeriğini ele almaktadır. Ayrıca bu bölümde işletmelerin esas alacakları tablo formatlarına yer verilmektedir. Diğer bölümler ise TFRS’de olduğu gibi belirli işlem ve olaylar ile ilgili muhasebeleştirme ve ölçüm hükümlerini düzenlemektedir. Bunun yanı sıra, finansal tablo dipnotlarının işletmeler tarafından kolaylıkla hazırlanmasını teminen yapılması gereken dipnot açıklamalarına BOBİ FRS’de ayrı bir bölümde yer verilmiştir.

BOBİ FRS ayrıca, ülkemizin Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum sağlanması amacına uygun olarak AB’nin 2013/34 sayılı Muhasebe Direktifi(2) hükümleriyle de tam uyum göstermektedir. BOBİ FRS’de, AB Muhasebe Direktifindeki “önce küçükleri düşün” (Think Small First) yaklaşımı muhafaza edilerek orta büyüklükteki işletmeler için genel olarak maliyet esaslı bir finansal raporlama öngörülmüş; büyük işletmelere yönelik ise ilâve yükümlülükler getirilmiştir.

BOBİ FRS’de büyük boy işletmeler için ilave yükümlülükler getirildiğinden, BOBİ FRS’ye ilişkin düzenlemede, bağımsız denetime tabi şirketlerin belirlenmesinde kullanılan ölçütler esas alınarak AB Muhasebe Direktifine uyumlu bir şekilde büyük boy işletme tanımı da yapılmaktadır.

BOBİ FRS 2021 Sürümü

BOBİ FRS’nin ‘2017 Sürümü’ yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulayıcılardan alınan geri bildirimler, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun (KGK) inceleme çalışmaları, Elektronik Finansal Raporlama (EFR) sistemine yüklenen finansal tabloların gözden geçirilmesi ve diğer paydaşlardan gelen görüşler çerçevesinde BOBİ FRS 2017 Sürümünün bazı hükümlerinde iyileştirme yapılması ihtiyacı görülmüş ve bu iyileştirmelerle bölümler arasındaki uyumun artırılması ve açıkça düzenlenmeyen hususların netleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda KGK içinde yapılan çalışmalar sonucu güncellemelere yönelik hazırlanan taslak metin 09 Aralık 2020 tarihinde ilgili kurum ve kuruluşlar ile kamuoyunun görüşüne açılmış ve gönderilen görüşler çerçevesinde taslak metne nihai hali verilerek BOBİ FRS 2021 Sürümü hakkında Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Kararı 30 Mart 2021 tarihli ve 31439 Mükerrer sayılı Resmî Gazetede(3)yayımlanmıştır.

BOBİ FRS Kapsamında Finansal Tablolara İlişkin Genel Hükümler

Finansal tabloların amacı, işletmenin finansal durumu, finansal performansı ve nakit akışları hakkında ilgili tarafların alacakları kararlarda faydalı olacak nitelikte finansal bilgi sunmaktır. Finansal tablolar ayrıca, yöneticilerin işletmenin kaynaklarını ne etkinlikte kullandıklarını gösteren bilgiler sağlar.

Finansal tablolar asgari olarak aşağıdakilerden oluşur:

(a) Finansal Durum Tablosu,

(b) Kâr veya Zarar Tablosu,

(c) Nakit Akış Tablosu,

(ç) Özkaynak Değişim Tablosu

Ve önemli muhasebe politikalarını ve diğer açıklayıcı bilgileri içeren dipnotlar.

Finansal Durum Tablosu, işletmenin finansal durumu hakkında bilgi vermek üzere hazırlanan ve işletmenin belirli bir tarihteki varlık, yükümlülük ve özkaynaklarını gösteren tablodur.

Kâr veya Zarar Tablosu, işletmenin finansal performansı hakkında bilgi vermek üzere hazırlanan ve işletmenin raporlama dönemine ilişkin gelir ve giderleri ile bunların net sonucunu gösteren tablodur.

Özkaynak Değişim Tablosu, Finansal Durum Tablosunda yer alan özkaynak kalemlerinde meydana gelen artış veya azalışları bir bütün olarak gösteren tablodur. Özkaynak Değişim Tablosu, işletmenin finansal performansının sonucu olarak finansal tablolara yansıtılan gelir ve giderler ile işletme ortaklarının yaptığı katkılar ve ortaklara yapılan dağıtımlar sonucu özkaynaklarda meydana gelen değişimleri sunmayı amaçlar.

Nakit Akış Tablosu ise, “Nakit Akış Tablosu” bölümünde yer alan hükümler uyarınca hazırlanır.

Finansal tablolar BOBİ FRS hükümlerine uygun olarak, açık ve anlaşılır bir şekilde sunulur. Finansal tabloların söz konusu Standart hükümleriyle tam olarak uyumlu olduğu dipnotlarda açık bir şekilde belirtilir.

Finansal tablolar; işletmelerin varlıklarını, yükümlülüklerini, özkaynaklarını, faaliyet sonuçlarını ve nakit akışlarını gerçeğe uygun bir biçimde yansıtacak şekilde sunulur. Gerçeğe uygun sunumun sağlanması açısından anılan Standart hükümlerinin uygulanmasının yeterli olmadığı değerlendirildiğinde, bu amacın sağlanması için gerekli görülen ek bilgiler finansal tablo dipnotlarında verilir.

İşletmelerin söz konusu Standardın hükümlerine uygun olarak ve gerektiğinde ilave açıklamaları da yaparak finansal tablolarını sunması durumunda gerçeğe uygun sunumun sağlandığı varsayılır. Ancak mezkûr Standardın herhangi bir hükmünün uygulanmasının gerçeğe uygun sunum amacıyla çelişki yaratacak şekilde yanlış bir uygulamaya yol açacağının düşünüldüğü çok nadir durumlarda, söz konusu hüküm uygulanmaz. Bu durumda dipnotlarda aşağıdakiler açıklanır:

(a) Uygulanmayan hüküm,

(b) Hükmün uygulanmamasının nedeni,

(c) Uygulanmayan hüküm yerine benimsenen uygulamanın niteliği ile işletmenin varlıklarına, yükümlülüklerine, finansal durumuna ve faaliyet sonuçlarına etkisi,

(ç) Uygulanmayan hüküm dışında anılan Standardın diğer hükümlerine uygun hareket edildiği.

BOBİ FRS’nin 14’üncü Bölümü: Maddi Olmayan Duran Varlıklar

Bu bölümde, maddi olmayan duran varlıklara ilişkin muhasebe ilkeleri düzenlenmektedir. Bu kapsamda maddi olmayan duran varlıkların ilk kayda alınması, defter değerlerinin belirlenmesi, bu varlıklar ile ilgili itfa paylarının hesaplanması ve değer düşüklüğü konuları ele alınmaktadır.

Maddi Olmayan Duran Varlıklar başlıklı bölümün kapsamı şöyledir:

Maddi olmayan duran varlık, fiziksel niteliği bulunmayan ancak tanımlanabilir nitelikteki parasal olmayan varlıktır.

  • Varlığın ayrılabilir olması (diğer bir ifadeyle işletmeden ayrılabilme veya bölünebilme özelliğine sahip olması ve bir sözleşme, tanımlanabilir varlık veya yükümlülükle birlikte ya da ayrı olarak satılabilir, devredilebilir, lisans altına alınabilir, kiralanabilir ya da takas edilebilir olması) veya
  • Varlığın sözleşmeye bağlı haklardan ya da diğer yasal haklardan kaynaklanması (söz konusu hakların işletmeden ya da diğer hak ve mükellefiyetlerden ayrılabilir ya da devredilebilir olması zorunlu değildir),

özelliklerinden herhangi birine sahip bir varlık tanımlanabilir niteliktedir.

Bu bölüm, iş birleşmeleri sonucu ortaya çıkan şerefiyeye, finansal varlıklara ve işletmenin olağan faaliyetleri kapsamında satış amacıyla elde tuttuğu maddi olmayan duran varlıklara uygulanmaz. İş birleşmesinde ortaya çıkan şerefiyenin kayda alınma ve ölçüm hükümleri “İş Birleşmeleri” bölümünde ele alınmıştır. İşletmenin olağan faaliyetleri kapsamında satış amacıyla elde tuttuğu maddi olmayan duran varlıklar

“Stoklar” bölümü uyarınca kayda alınır ve ölçülür.

Madenler üzerindeki haklar ve maden kaynakları bu bölüm kapsamında maddi olmayan duran varlık olarak değerlendirilmez. Niteliğine göre maddi olmayan duran varlık olarak sınıflandırılan arama ve değerlendirme varlıklarının sonraki ölçümüne (değer düşüklüğü hükümleri hariç) bu bölümün ilgili hükümleri uygulanır.

Bir varlık maddi ve maddi olmayan unsurları birlikte içerebilir. Bu durumda varlık için hangi unsurun daha önemli olduğuna karar verilerek ilgili varlık maddi duran varlık ya da maddi olmayan duran varlık olarak kayda alınır.

Maddi Olmayan Duran Varlıklar başlıklı bölüm “14.1-14.37” paragraflarından müteşekkildir. Bununla birlikte KGK tarafından anılan Bölüme “14.38-14.47” paragraflarını içeren ‘Kripto Varlıklara İlişkin Özel Hususlar’ başlıklı yeni bir hükmün eklenmesi ile ilgili bir taslak hazırlanarak 02 Nisan 2024 tarihine kadar KGK’nin internet sitesi nezdinde kamuoyu görüşüne açılmıştır(4).

‘Kripto Varlıkların Ölçümü, Sunumu ve Söz Konusu Varlıklar İçin Dipnot Açıklamalarına İlişkin BOBİ FRS’de Yapılan Değişiklikler [Taslak]

Anılan taslak metne göre, Kripto Varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen maddi olmayan varlıkları ifade eder.

Kripto varlıklar, münferit ve konsolide finansal durum tablolarına ilişkin formatlarda “Maddi Olmayan Duran Varlıklar” başlığının altına ‘Dijital Varlıklar’ alt başlığı ile derç edilmiştir.

Kripto Varlıklara İlişkin Özel Hususlar

Bu başlıkta yer alan özel hususlar; elde bulunduran açısından kripto varlıkların sonraki ölçümü ve sunumu hakkında rehberlik sağlamaktadır. Kripto varlıklara ilişkin yapılması gereken açıklamalar Bölüm 26 Dipnotlar, “Tüm İşletmeler Tarafından Yapılacak Açıklamalar” başlığında düzenlenmiştir.

Bu başlıkta yer alan özel hususlar:

  1. a) Başka bir bölüm kapsamına girmediği sürece, paragraf 14.2’de tanımlandığı şekilde maddi olmayan duran varlık tanımını karşılayan,
  2. b) Sahibine dayanak mallar, hizmetler veya diğer varlıklar üzerinde uygulanabilir haklar veya talepler sağlamayan,
  3. c) Blok zinciri veya benzer bir teknolojiyle oluşturulmuş dağıtık bir defter üzerinde yaratılan veya bulunan,
  4. d) Kriptografiyle güvence altına alınan ve korunan,
  5. e) Takas edilebilir,
  6. f) Raporlayan işletme veya raporlayan işletmenin ilişkili taraflarınca yaratılmamış veya ihraç edilmemiş olan

kripto varlıklara uygulanır.

Kripto varlıkların ilk ölçümü, değer düşüklüğü ve finansal tablo dışı bırakılmasında, bu bölümün ilgili diğer başlıklarında yer alan hükümler uygulanır.

Kripto Varlıkların Sonraki Ölçümü ve Sunumu

Kripto varlıklar, finansal durum tablosunda duran varlıklar grubunda yer alan “Dijital Varlıklar” isimli hesap kaleminde diğer maddi olmayan duran varlıklardan ayrı bir şekilde sunulur.

Elde bulundurulan kripto varlıklar gerçeğe uygun değeriyle ölçülür ve gerçeğe uygun değer farkları, kâr veya zarara yansıtılır.

Gerek Münferit Kâr veya Zarar Tablosu gerekse Konsolide Kâr veya Zarar Tablosu’nda kripto varlıkların gerçeğe uygun değerlerinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanan kazançlar Diğer Faaliyetlerden Gelirler grubunda yer alan “Diğer Gelirler”, kayıplar ise Diğer Faaliyetlerden Giderler (-) grubunda yer alan “Diğer Giderler” kaleminde raporlanır.

Standardın 1.36’ncı paragrafına göre gerçeğe uygun değer, karşılıklı pazarlık ortamında, bilgili ve istekli taraflar arasında bir varlığın el değiştirmesi ya da bir yükümlülüğün yerine getirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek tutarı ifade eder. Gerçeğe uygun değerin tespitinde, “Finansal Araçlar ve Özkaynaklar” bölümünde yer alan 9.27-9.31 paragrafları kıyasen uygulanır.

Gerçeğe uygun değeri güvenilir bir şekilde ölçülemeyen kripto varlıkların sonraki ölçümü maliyet bedeli üzerinden gerçekleştirilir. Bu tür kripto varlıkların değer düşüklüğü konusunda, bu bölümün “Değer Düşüklüğü” başlığı altında yer alan hükümler uygulanır.

İtfa

Sınırsız yararlı ömre sahip olan diğer maddi olmayan duran varlıklardan farklı olarak, sınırsız yararlı ömre sahip olduğu varsayılan kripto varlıklar itfaya tabi tutulmaz.

Olağan iş akışı içerisinde, gayri nakdi bedel olarak alınan ve derhal nakde dönüştürülen kripto varlıkların satışından kaynaklanan nakit akışları, Nakit Akış Tablosu’nda “Esas Faaliyetlerden Nakit Akışları” grubunda raporlanır. İlgili nakit akışlarının söz konusu grupta raporlanabilmesi için gayri nakdi bedel olarak alınan kripto varlığın alımı takiben azami bir hafta içinde nakde dönüştürülmüş olması gerekmektedir.

Öte yandan, BOBİ FRS’nin Varlıklarda Değer Düşüklüğü başlıklı 18’inci bölümünün “18.2” no.lu Kapsam maddesine “Stoklar” bölümü kapsamındaki stoklar, “Tarımsal Faaliyetler” bölümü kapsamındaki satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değeri üzerinden ölçülen tarımsal faaliyetlerle ilgili canlı varlıklar, “Finansal Araçlar ve Özkaynaklar” bölümü kapsamındaki finansal varlıklar, “Yatırım Amaçlı Gayrimenkuller” bölümü kapsamındaki gerçeğe uygun değer üzerinden ölçülen yatırım amaçlı gayrimenkuller ve “Gelir Üzerinden Alınan Vergiler” bölümü kapsamındaki ertelenmiş vergi varlıkları, ifadesinden sonra gelmek üzere “(e) ‘Maddi Olmayan Duran Varlıklar’ bölümü kapsamındaki gerçeğe uygun değeri üzerinden ölçülen kripto varlıklar” ibaresi ilave edilmiştir.

Dahası, hazırlanan taslakta, BOBİ FRS’nin “Dipnotlar” başlıklı 26’ncı bölümüne “26.7” no.lu paragrafın altına ‘ub’ paragrafı olarak aşağıdaki ifade eklenmiştir.

“Kripto Varlıkların ‘BOBİ FRS 2021 Sürümü’ minvalinde Raporlanmasına İlişkin Taslak” üzerine

Sonuç Yerine

Kabul edelim ki kripto ticareti, hepimizin aşina olduğu finans biçimlerine çok benziyor: “Borsalar”, “aracı kurumlar/kuruluşlar”, “borç verenler”, “mevduat” ve “hedge fonlar” denilen temel şeylerden oluşur. Yine de, kripto piyasası hiç de geleneksel finans gibi değildir.

Finans, işletmelerin, insanların ve devletlerin sosyal ve ekonomik açıdan yararlı amaçlar için para toplamasına, biriktirmesine, iletmesine ve dağıtmasına yardımcı olur. Bankalar, tasarrufların bir havuzda toplanmasına ve meyve bahçeleri, güneş enerjisi santralleri, otomobiller, küçük işletmeler ve evler (gibi) için krediye dönüştürülmesine izin verir. Menkul kıymetler piyasası, daha büyük işletmelerin ve hükümetin sermaye artırımı ihtiyaçlarını destekler ve riski geniş çapta dağıtarak bankacılık sürecini daha verimli hale getirmeye yardımcı olur. Sigorta ve türev piyasaları riskin yönetilmesine yardımcı olur. Finans sektöründeki katılımcılar, elbette kârı en üst düzeye çıkarmaya çalışırlar, ancak bu daha geniş bir sosyal ve ekonomik amaç bağlamındadır.

Bu hususları kripto alım satım sisteminin amaçsızlığıyla karşılaştıranlar da vardır(5). Onlara göre, kripto alım satımı, konusu itibarıyla finansı kullanan bir oyundur. Risk ve Monopoly masa oyunlarının savaş ve emlak yatırımlarını taklit etmesi gibi, finansı da taklit eder. Ancak bu, büyük veri çağında (age of big data) doğmuş, son derece karmaşık ve tehlikeli bir oyundur. Kripto kumarının öykündüğü “finans”, toplumun daha azını istediği türdendir: oldukça kaldıraçlı ve opak. Getirileri artırmak için modern finans mühendisliğinin tüm silahlarını ve ticaret kültürünün tüm hilelerini kullanır. Kriz yaratan bir finans türüdür. Eleştirenlere göre, kripto işlemi de kumardır (gambling). Kumarbazlar, bir kumarhaneye veya çevrimiçi kumar oyununa Para -itibari para birimi- getirir, sonuçlara göre bahis oynar ve kazançları veya kayıpları tekrar paraya dönüştürürler. Kapalı döngü kripto alım satım sistemi de aynı şekilde çalışır. Kripto işlemi, finansı tanımlayan üretken amaca hizmet edemez. Ekonomiyi büyütmeye veya toplumu iyileştirmeye yardımcı olacak hiçbir aracılık işlevi görmez. Kripto işlemleri hiçbir şeyi finanse etmemektir.

Tüm bu tespitlere ve eleştirilere karşın kripto varlıklar hâlihazırda dünya gündeminin bir gerçeğidir. İşte KGK da bu realiteden hareketle bir taslak hazırlamıştır. KGK’nın 19.03.2024 tarihli ve 2024-15 sayılı duyurusunda(6) da değinildiği üzere, Amerika Birleşik Devletleri Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (Financial Accounting Standards Board-FASB) 13 Aralık 2023 tarihinde, kripto varlıkların muhasebeleştirilmesi ve kripto varlıklara ilişkin dipnot açıklamaları hakkında yeni bir düzenleme yayımlamıştır(7). FASB tarafından yayımlanan duyuruda değişikliklerin amacı, yatırımcılara ve diğer sermaye tahsis edenlere, kapsam dahilindeki kripto varlıkların temel ekonomisini ve bir işletmenin finansal durumunu daha iyi yansıtan, karar verme açısından daha faydalı bilgiler sağlamak ve aynı zamanda maliyet yönteminin uygulanmasıyla ilişkili maliyet ve karmaşıklığı azaltmak olduğu ifade edilmiştir.

Kripto varlıkların raporlanması ile ilgili olarak KGK tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler de yer almaktadır(8):

Yukarıdaki açıklamalar muvacehesinde KGK tarafından hazırlanan ve görüşe/yoruma açılan taslağın isabetli olduğu değerlendirilmektedir.

Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.

Yavuz AKBULAK

https://vergialgi.com/kripto-varliklarin-bobi-frs-2021-surumu-minvalinde-raporlanmasina-iliskin-taslak-uzerine

(1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından hazırlanan “Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı Hakkında Tebliğ (Sıra No: 56)” için bkz. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/07/20170729M1-1.htm
(2) Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nin 2006/43/EC sayılı Direktifini değiştiren ve 78/660/EEC ve 83/349/EEC sayılı Konsey Direktifleri yürürlükten kaldıran, belirli türdeki teşebbüslerin yıllık finansal tabloları, konsolide finansal tabloları ve ilgili raporları hakkında 26 Haziran 2013 tarihli ve 2013/34/AB sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi için bkz. https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2013/34/oj erişim tarihi 21 Mart 2024.
(3) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun BOBİ FRS 2021 Sürümü hakkındaki 25.03.2021 tarihli ve 75935942-050.01.04-[1755] sayılı Kararı için bkz. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210330M1-1.pdf
(4) KGK tarafından hazırlanarak kamuoyu görüşüne açılan ‘Kripto Varlıklara İlişkin Özel Hususlar’ başlıklı yeni hüküm taslağı için bkz. https://www.kgk.gov.tr/Portalv2Uploads/files/Duyurular/v2/BOB%C4%B0_FRS/BOB%C4%B0%20FRS%202021%20S%C3%BCr%C3%BCm%C3%BCnde%20Yap%C4%B1lan%20De%C4%9Fi%C5%9Fiklikler.pdf erişim tarihi 21 Mart 2024.
(5) Bu konuda bkz. “Todd H. Baker, Crypto Is Money Without a Purpose, The Wall Street Journal, Opinionú Commnetary, December 19, 2022, https://www.wsj.com/articles/crypto-is-money-without-a-purpose-ftx-crash-trading-banking-finance-exchanges-brokers-lenders-money-profit-11671479669?st=tuzdzjh0t3gy0h8 erişim tarihi 21 Mart 2024” [Yazarın Notu: Bu yazıda, kripto varlıkların/paraların hukuki niteliğine (aktif değer/varlık, emtia, menkul kıymet, vb.) ilişkin tartışmalara/eleştirilere değinilmemiştir.]
(6) KGK’nın BOBİ FRS 2021 Sürümünde Yapılan Değişiklikler (Kripto Varlıkların Raporlanması) konulu 19.03.2024 tarihli ve 2024-15 sayılı Duyurusu için bkz. https://www.kgk.gov.tr/ContentAssignmentDetail/4969/BOBI%CC%87-FRS-2021-Su%CC%88ru%CC%88mu%CC%88nde-Yap%C4%B1lan-Deg%CC%86is%CC%A7iklikler-(Kripto-Varl%C4%B1klar%C4%B1n-Raporlanmas%C4%B1) erişim tarihi 21 Mart 2024
(7) Amerika Birleşik Devletleri Finansal Muhasebe Standartları Kurulu’nun (Financial Accounting Standards Board), “Muhasebe Standartları Güncellemesi 2023-08—Maddi Olmayan Varlıklar—Şerefiye ve Diğer—Kripto Varlıklar (Alt Konu 350-60): Kripto Varlıkların Muhasebeleştirilmesi ve Açıklanması” [Accounting Standards Update 2023-08—Intangibles—Goodwill And Other—Crypto Assets (Subtopic 350-60): Accounting For And Disclosure Of Crypto Assets] konulu açıklaması için bkz. https://www.fasb.org/page/PageContent?pageId=/projects/recentlycompleted/accounting-for-and-disclosure-of-crypto-assets.html erişim tarihi 21 Mart 2024.
(8) Bu açıklama içeriği minvalinde ayrıca bkz. UFRS Yorumlama Komitesi (IFRS Interpretations Committee) tarafından, elde tutulan kripto para birimlerinin (Holdings of Cryptocurrencies—June 2019) nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiği konusunda bkz. https://www.ifrs.org/content/dam/ifrs/supporting-implementation/agenda-decisions/2019/holdings-of-cryptocurrencies-june-2019.pdf erişim tarihi 21 Mart 2024.

Enflasyon muhasebesinde sık sorulan sorular & cevaplar

Uncategorized

Ertelendi, iptal olacak gibi söylentilerle geçen iki yılın ardından 20 yıl sonra yeniden Enflasyon Muhasebesi mali gündemin ilk sırasına oturdu. Enflasyon Muhasebesi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar 30/12/2023 tarihli 555 No.lu VUK Genel Tebliğ ve 20/2/2024 tarihli örnekler ve açıklamaların yer aldığı 165 No.lu VUK sirkülerle geçici vergi dönemleri dahil 2023-2024-2025 yıllarında uygulanmak üzere süreç resmen başlamış oldu.

Biz bu konuda ekip olarak düzeltmenin 2023 yılında uygulanacağını ve dahi uygulanması gerektiğini belirttik. Bu kapsamda Temmuz 2023’ten bu zamana kadar mesaimizin önemli bir kısmını Enflasyon Düzeltmesi’ne harcadık. 8 aylık süreçte 23+ fazla eğitim ile 5.000+ fazla meslektaş ve firma çalışanlarına eğitimler verdik.

Bu makalemde konu başlıkları altında “Enflasyon Muhasebesinde Sık Sorulan Sorular ve Cevapları”na yer vereceğiz. Karşılaşılan soru ve sorunlar firmaların bilanço yapılarına göre oldukça değişmektedir. Çalışmamızda; Amortismanlar, Verilen&Alınan Avanslar, Şahıs Bilanço, İşletme SM’ler, Öz Kaynaklar ve Diğer Parasal Olmayan Kalemlere ilişkin kapsamlı Soru ve cevapları bulabilirsiniz.

Not: Çalışmada Enflasyon Düzeltmesi “ED” olarak kısaltılmıştır.

1- Birikmiş amortismanlar nasıl değerlenecektir?

Birikmiş amortismanlar, ait oldukları kıymetin bilanço tarihindeki değerinde düzeltme sonrasında ortaya çıkan artış oranı dikkate alınarak düzeltilecektir. Örneğin; düzeltmeye esas değeri 1.000.000 TL ve birikmiş amortismanı 600.000 TL olan bir iktisadi kıymetin 2,45 düzeltme katsayısı ile düzeltilmesi sonucu değeri (1.000.000 x 2,45=) 2.450.000 TL, bu durumda iktisadi kıymetin değerinde ortaya çıkan artış oranı da, (2.450.000- 1.000.000) / 1.000.000=) %145 olacaktır. Amortisman tutarı bu oran dikkate alınarak düzeltilecek ve düzeltilmiş tutar (600.000 + 600.000 x %145=) 1.470.000 TL olarak hesaplanacaktır.

2- Daha önceki yıllarda ayrılmamış amortisman tutarları ne olacaktır?

Daha önceki yıllarda ayrılmamış amortisman tutarları ayrılmış gibi kabul edilmeyecek ve enflasyon düzeltmesinde dikkate alınmayacaktır. Bu tutarların enflasyon düzeltmesi sonrasında da gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

3- Geçmiş yıllarda süresinde ayrılmayan amortismanların ayrılmış gibi kabul edilmesine gerek var mı?

Hayır, geçmiş yıllarda süresinde ayrılmayan amortismanları ayırıp KKEG olarak kaydetme zorunluluğu bulunmamakta olup, bu durumun olumlu/olumsuz etkisi yoktur.

213 sayılı Kanun’un 320’nci maddesi gereği amortismana tabi iktisadi kıymetlerin üzerinden, daha önceki yıllarda ayrılmamış amortisman tutarları ayrılmış gibi kabul edilmeyecek ve enflasyon düzeltmesinde dikkate alınmayacaktır. Bu tutarların enflasyon düzeltmesi sonrasında da gider olarak dikkate alınamayacaktır.

Ancak söz konusu ATİK’in düzeltilmesi sonucu yeni değerle satılması durumu avantajlı olabilecektir. Çünkü zamanında VUK 320 madde gereği ihiyari olarak ayrılmayan ATİK’ten dolayı gider yazılmadığından söz konusu kıymetin satışı esnasında düzeltilmiş değer üzerinden satışı yapılabilecektir.

1- ATİK ömrü bitmiş kıymetlerin düzeltilme zorunluluğu var mı?

Hayır, Amortismana tabi olup faydalı ömür süresini tamamlayan ve amortisman yoluyla değeri tamamen yok edilmiş iktisadi kıymetlerin ve birikmiş amortismanlarının enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ihtiyaridir. (iz bedeliyle takip edilenler dahil)

2- İşletme Defteri ile Serbest Meslek Defterleri hangi kıymetleri için enflasyon düzeltmesi yapabilirler?

İşletme Defteri ile Serbest Meslek Defteri mükellefleri 2023 yılında kayıtlarında yer alan ATİK’leri Defter Beyan Sistemi (DBS) üzerinden enflasyon düzeltmesine tabi tutabileceklerdir. Ancak bu söz konusu İşletme Defteri ile Serbest Meslek Defteri mükellefleri için ihtiyaridir. Düzeltme sadece 2023 yılında yapılabilir.

3- 2023 Yılında Bilançodan İşletmeye Geçenler İle İşletmeden Bilançoya Geçen Mükellefler Hangi Yıla İlişkin Enflasyon Düzeltmesi Yapabilirler?

2023 yılında Bilançodan İşletmeye geçenlerin 2023 Bilançolarında yer alan parasal olmayan kıymetlere Enflasyon Düzeltmesi Yapmaları Zorunludur. Ancak 2023 yılında işletmeden bilançoya geçenlerin ise Enflasyon Düzeltmesi Yapmaları zorunlu olmayıp sadece ATİK’lere ihtiyari olarak Enflasyon Düzeltmesi yapabileceklerdir.

4- 31.12.2023 tarihinden önce kapanan Şahıs Bilançoların Enflasyon Düzeltmesi Yapmasına Gerek Var mı?

Hayır yok, kapanan işletmenin tasfiyedeki gibi kapanış bilançosunda herhangi bir aktif/pasif bulunmaması beklenir, ayrıca 2024 yılına devredecek bir açılış bilançosu olmayacağından 31.12.2023 tarihinden önce kapanan Şahıs Bilançoların ED yapmasına gerek bulunmamaktadır.

5- 2023 Hesap Döneminden Sonra İşi Bırakma, Tasfiye, Devir, Birleşme, Nev’i Değiştirme Hallerinde 2023 Hesap Dönemi Sonuna Ait Bilançonun Düzeltilmesi Nasıl Olacaktır?

2023 hesap dönemi sonundan önce tasfiye kararı alınarak bu tarihten önce tasfiyenin sonuçlandırıldığı durumlarda, 2023 hesap dönemi sonuna ait bilançonun düzeltilmesi söz konusu olmayacaktır. Ancak, tasfiyenin 2023 hesap döneminden sonra sonuçlanması halinde, 2023 hesap dönemi sonuna ait bilanço düzeltilecektir. 2023 hesap dönemi sonundan sonra gerçekleşen devir, nev’i değişikliği, tam bölünme ve birleşme hallerinde, devir, bölünme veya birleşmenin bünyesinde gerçekleştiği kurum, ortadan kalkan şirket veya şahıs işletmesinin 2023 hesap dönemi sonuna ait bilançosunu enflasyon düzeltmesine tabi tutacaktır.

6- Avans Hesapları (159-259-340-440) Enflasyon Düzeltmesine Tabi midir?

EVET, Ancak, parasal olmayan kıymetler için mahsuben verilen ve alınan avanslar parasal olmayan nitelikte iseler ödeme/tahsil tarihinden mahsup tarihine kadar düzeltilmesi gerekmektedir. Ancak verilen veya alınan avanslar parasal kıymet içeriyor ise (borç alma verme vb.) ED yapılmayacaktır. 

7- Ters Bakiye Veren 120-320 Hesapları Avans Hesapları Gibi Düzeltmeye Tabi Midir?

Kısmen EVET, zira bir önceki maddede belirtilen koşullar ters bakiye veren yani fazla ödeme yapılan/alınan 120-320 hesapları için parasal olmayan kıymetler için mahsuben verilen ve alınan avanslar parasal olmayan nitelikte iseler ödeme/tahsil tarihinden mahsup tarihine kadar düzeltilmesi gerekmektedir.

8- Alınan avanslar (340) nasıl düzeltilir?

340 Alınan Avanslar hesabı şayet parasal olmayan kıymet mahiyetinde ise alınan avansların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan farkların avans kapatıldığında gelir hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde gelir hesaplarına aktarılan farklar 2023 hesap döneminden kaynaklanıyorsa vergiye tabi tutulmayacak, beyannamede diğer indirimler kısmında gösterilecektir. 

102 Bankalar 1.000.000,00  
340 Alınan Sipariş Avansları 1.060.010,00  
600 Yurtiçi Satışlar   2.000.000,00
649 Diğer Olağan Gelir ve Kârlar (Avanslar ED kaynaklı)   60.010,00

 

Yukarıda 649 hesaba alınan 2023 yılı 340 ED farkı 2024 yılında 649 hesaba atılacak ancak bu tutar geçici vergi ve kurumlar vergisi dönemlerinde Zarar dahi olsa indirilecek indirimler bölümünde diğer indirimler sütununda beyan edilerek matrahtan düşülecektir. 

9- Verilen avanslar (159) nasıl düzeltilir?

159 Verilen avanslar malın teslim edilmesi veya hizmetin görülmesi halinde aynı hesabın alacağına yazılarak kapatılır. Avansa ilişkin taahhüdün yerinde getirilmesi ile parasal olmayan verilen avanslar kapatılırken bu avansa ait düzeltme farkı da avansın mahsup edileceği ilgili hesaba aktarılarak kapatılır.

159 Verilen Sipariş Avansları

… Verilen Sipariş Avansları E D Farkı

    10.000  
   698 Enflasyon Düzeltme Hesabı   10.000
153 Ticari Mallar 10.000  
159 Verilen Sipariş Avansları   10.000

 

Yukarıda yer verilen 159 hesabın düzeltilmesi sonucu ilgili avansı stoklar hesabına aktarılması esnasında maliyete dahil edilecektir. 

10- 126-226-326-426 verilen ve alınan depozito hesapları ED tabi midir?

Kısmen HAYIR, 126-326 gibi depozito ve teminatlar hesabı genel olarak parasal kıymet içermektedir. Bu nedenle ED yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak bir Mal veya teslim üzere verilen depozitolar Parasal Olmayan Kıymet olarak değerlendirilerek ED yapılabilir.

11- 2021-2022 yıllarında VUK geçici 31, geçici 32 ve Mük. 298/Ç Kapsamında yeniden değerleme yapılan sabit kıymetler için ROFM ayrılmasına gerek var mı?

Hayır, söz konusu yeniden değerleme yapılan ATİK’lerin Enflasyon düzeltmesinde, maliyetlerine finansman giderleri dahil ettirilmiş olsa bile Reel Olmayan Finansman Maliyeti(ROFM) ayrıştırması yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

12- Leasing ile alınan ve 260 haklar Hes. takip edilen kıymetlere ilişkin ROFM ayrıştırması yapılmasına gerek var mı?

Maddi Olmayan Duran Varlıkla reel olmayan finansman maliyeti uygulaması kapsamı dışındadır. Bu nedenle ”Haklar” hesabında takip edilen finansal kiralama işlemleri için ROFM ayrıştırması yapılmayacak ve haklar hesabına alınan tutarının tamamı düzeltmeye tabi tutulacaktır.

13- İçeriğinin geçmişinde yapılmakta olan yatırım bulunan kıymetler nasıl düzeltilecektir?

2023 hesap dönemi sonu itibarıyla bilançoda yer almayan, ilgili aktif hesabına bilanço tarihinden önce aktarılmış bulunan ve yapılmakta olan yatırımlar hesabından gelmiş olan değerlerin düzeltmeye esas tarihi olarak, söz konusu değerlerin aktifleştirme tarihlerinin değil, yapılmakta olan yatırımlar hesabının kullanıldığı tarihlerin alınması gerekmektedir. Buna göre söz konusu değerlerin düzeltilmesi iki aşamada gerçekleştirilecektir. Öncelikle her bir aya iliş-kin yatırım harcaması, harcamanın gerçekleştiği ay sonu itibarıyla aktifleştirme tarihine kadar, sonra da aktifleştirilen bedel kül halinde aktifleştirme tarihinden 2023 hesap dönemi sonuna kadar düzeltilecektir.

14- Enflasyon düzeltmesinde tarihlere ulaşamıyorum hangi tarihi baz alabilirim?

Enflasyon düzeltmesinde tarihlere ulaşılamıyor ise kayıtlara giriş tarihi yıl olarak belli olan ancak ay olarak belli edilemeyen parasal olmayan iktisadi kıymetler için ilgili kıymetin işletme bünyesine girdiği yılın ilk ayının, kayıtlara giriş tarihi yıl olarak belli edilemeyen iktisadi kıymetler için ise işletmenin kurulduğu yılın ilk ayının (işletmenin 2005 yılından önceki bir tarihte kurulmuş olması halinde 2005 yılının Ocak ayı) düzeltmeye esas tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir.

15- Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan 580 Enflasyon Düzeltmesi zararları ile 502 Enflasyon Düzeltmesi olumlu farkları mahsuplaştırılabilir mi?

Evet, öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımı sayılmaz.

Bu işlemi 31.12.2023 tarihine yapabileceğiniz gibi 01.01.2024 tarihinde de yapabilirsiniz.

16- Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan 503 Hesabı, enflasyon düzeltmesi farkları ile mahsuplaştırılabilir mi?

Evet, öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımı sayılmaz.

Aynı şekilde Sermaye Düzeltmesi Olumsuz Fark Hesabı’nın, Geçmiş Yıl Kârları Enflasyon Fark Hesabı ile mahsup edilebilir.

17- Özel hesap dönemine tabi mükellefler hangi döneme ilişkin enflasyon düzeltmesi yapabilir?

Özel hesap dönemine tabi mükellefler, 2022 ve 2023 yılında biten hesap dönemlerine ilişkin bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmayacaklar, 2024 yılında biten hesap dönemine ilişkin bilançolarını ise geçici 33. madde kapsamında enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklardır.

18- Enflasyon düzeltmesi öncesi kâr eden firma Enflasyon Düzeltmesi sonucu zarara dönerse ED öncesi kâr’ı nasıl dağıtabilir?

VUK 555 Tebliği’nin 54. maddesini referans alarak; 31.12.2023 tarihli bilançoda dağıtıma konu edilebilir geçmiş yıllar karı/dönem karı varsa, düzeltme sonucu 698 no.lu torba hesabın bakiyesi zarar sonucunu verse bile kar dağıtımı yapılabilmesi mümkündür.

Düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıllar zararının bilançoda bulunduğu ve bu mahsubun yapılmadığı müddetçe, bu zarar tutarının kar dağıtımında dikkate alınması gerekir. Çünkü 1.1.2024 tarihinden itibaren yapılacak tüm öz sermaye hesaplarında dikkate alınacak bir zararın, ortaya çıktığı 31.12.2023 tarihli bilançolarda dikkate alınmamasını gerektiren özel bir durum söz konusu değildir. Bu çerçevede 502-580 gibi Özsermaye kalemleri ile Enflasyon Düzeltmesi sonucu oluşan ED zararlarının birbiri arasında mahsubu mümkündür. Bununla birlikte tekrardan oluşan Kâr’a dönülmesi ve bu kâr’ın (reel kar) dağıtılması konusunda GİB’den ilave açıklama Sirküler beklendiğini de belirtmekte fayda var.

19- Af kanunları sonucu 131 ve 100 Hesapları gibi hesapların kapaması sonucu oluşan 296 Hesap için ED yapılacak mıdır?

Hayır, 296 Hesap Parasal Kıymet içerdiğinden ED yapılmayacaktır.

20- Şahıs bilançolarında yer alan sermaye hesabı nasıl düzeltilecektir?

Şahıs işletmelerinde sermaye tescile tabi olmadığından, sermaye hesabında yer alan tutarın defter kayıt tarihinin, sonraki yıllarda ise dönem sonunda meydana gelen artış ve azalışlarda hesap dönemi sonunun, dikkate alınarak ED yapılabilecektir.

21- Finansman gider kısıtlaması Enflasyon Muhasebesi öncesi bilançoya göre mi, yoksa Enflasyon Muhasebesi sonrası bilançoya göre mi hesaplanacaktır?

2023 FGK Finansman Gider Kısıtlaması hesaplamasında ED öncesi bilançoya göre hesaplanması gerekmektedir. Zira 2023 yılı ED’nin Kara Zarara etkisi bulunmamaktadır. Ancak 2024 yılı geçici vergi dönemlerinde FGK, ED sonucu bilançoya göre hesaplanabilecektir.

22- Stoklar için toplulaştırılmış yöntemlerin seçilmesi durumunda kaç yıl bu yöntemle gidilmesi gerekir?

2023 hesap dönemi sonuna ait bilançolarını düzeltirken toplulaştırılmış yöntemleri kullanmış olsun ya da olmasınlar, 2024 hesap dönemi geçici vergi dönemleri ve hesap dönemi sonu itibarıyla düzenlenecek olan bilançolarında yer alan stoklarını, toplulaştırmış yöntemlere göre düzeltmek istedikleri takdirde, toplulaştırılmış yöntemlerden arzu ettiklerini seçebilecekler, ancak seçtikleri yöntemden, bu seçimi yaptıkları geçici vergi döneminden sonraki geçici vergi dönemleri ile içinde bulunulan hesap dönemi dâhil üçüncü hesap döneminin sonuna kadar (bu dönem dâhil) dönemeyeceklerdir.

Buna göre 2023 yılından sonra seçilen toplulaştırılmış yöntemden 3 hesap dönemi boyunca vazgeçemeyeceklerdir. Örneğin 2024 yılında Basit Ortalama seçen mükellef 2024-2025-2026 dönemlerinde bu yöntemi kullanması gerekir.

23- Stoklar için toplulaştırılmış yöntemlerin birden fazla yöntem seçilebilir mi?

EVET.! Stoklar bahsedilen gerçek yöntem (düzeltme katsayısı kullanılarak yapılan düzeltme yöntemini) veya toplulaştırılmış yöntemler kullanılarak düzeltilebilecektir. Mükellefler belirtilen bu yöntemlerden herhangi birini seçebilecekler ancak seçilen yöntemden, bu seçimin yapıldığı hesap dönemi dahil üçüncü hesap döneminin sonuna kadar dönemeyeceklerdir. (Örn. Otomotiv ile yedek parçası vb.)

24- Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesabında yer alan değerlerin işletmeden çekilmesi durumu nedir? Çekilirse vergi var mı?

EVET, Parasal olmayan pasif kalemler arasında yer alan “avans ve depozitolar, hak edişler, kar yedekleri ve özel fonlar (sabit kıymet yenileme fonu gibi)” hariç olmak üzere; pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği taktirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur.

25- Enflasyon düzeltilmesine tabi tutulmuş bilançoda yer alan parasal olmayan kalemlerin daha sonra elden çıkarılması durumunda vergi var mı?

Hayır YOK! 213 sayılı Kanun’un mükerrer 298’inci maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralı bendi hükmü uyarınca, enflasyon düzeltmesine tâbi tutulan parasal olmayan kıymetlerin elden çıkarılması halinde, bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farkları maliyet olarak dikkate alınacaktır. Bir başka ifadeyle satış tutarı yeni tutar üzerinden yapılacaktır

26- Enflasyon muhasebesinin uygulanmamamasın durumunda cezai yaptırım var mıdır?

EVET, 40 bin TL + 213 sayılı Kanun’un enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümleri esas itibarıyla değerleme hükümleridir. Bu nedenle, enflasyon düzeltmesi yapmak zorunda olan mükelleflerin düzeltme işlemini yapmamaları, değerleme işleminin usulüne göre yapılmaması hükmünde olup cezai müeyyide de aynı yönde uygulanır.

27- Enflasyon düzeltmesiyle 698 hesaba aktarılan geçmiş yıl zararlarımızı Kurum/Geçici beyannamesinde düşebilecek miyiz?

EVET, gelecek yıllara devreden geçmiş yıl zararları gelir/Kurumlar beyannamesinde usulüne göre taşınması suretiyle 5 yıl boyunca beyannameden düşülmeye devam edilebilecektir. Bu durum ED nedeniyle 580 hesabının 698 hesabı ile kapatılmasından etkilenmemektedir.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/enflasyon-muhasebesinde-sik-sorulan-sorular-cevaplar/736661

Serdar Karakuş

SMMM | Audit | Tax | Consultant

Enflasyon Muhasebesi Grubu Kurucusu

 

Gecikme zammının KDV’si olur mu?

Uncategorized

Başlığı okuyunca “Öyle iş mi olur?” dediğinizi duyar gibiyim. Ama Maliyeye göre oluyormuş. Konuyu irdelemeden önce bu sorunun nereden çıktığını açıklayayım. Gümrükler Genel Müdürlüğü, 11 Kasım 2023 tarihinde bölge müdürlüklerine bir yazı göndererek Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 20.10.2023 tarihli ve 87100 sayılı yazıdaki görüşü iletmiştir. Genel Müdürlük, Maliye’nin görüşünü iletirken, hiçbir yorumda bulunmamış, Maliyenin görüşünü kendi yazısına “kopyala yapıştır yaparak” bilgi ve gereğini rica etmiştir.

Maliye’nin yazısındaki görüş ise şu şekildedir. “…ithalatta KDV matrahına dahil olup zamanında tahsil edilmeyen vergiler üzerinden hesaplanan ilave tutarlar da ithalatta KDV matrahını etkilemekte olup geçici ithal eşyanın serbest dolaşıma girişi neticesinde 4458 sayılı Kanunun 207’nci maddesi kapsamında tahsil edilen tutarın ithalat işlemi nedeniyle ortaya çıkan bir yükümlülük olarak 3065 sayılı Kanun’un 21/c maddesi kapsamında ithalatta KDV matrahına dahil edilmesi gerekmektedir.”

Maliye özetle şunu demektedir. Dahilde işleme rejimi gibi geçici olarak ithal edilen bir eşya, geçici ithal rejiminden çıkıp kesin ithalata dönüşürse (serbet dolaşıma girerse) bu nedenle Gümrük Kanunu’nun 207. maddesi gereği ödenen “gecikme zammı” ithalatta KDV matrahına dahildir, dolayısıyla bu gecikme zammı üzerinden de KDV alınmalıdır.

Genel Müdürlükten gelen yazı üzerine gümrük müdürlükleri yukarıdaki kapsama giren işlemleri olan mükelleflerden geçmişe dönük 3 yıl içinde ortaya çıkan gecikme zamları üzerinden KDV almaya, yeni işlemler için de KDV matrahına gecikme zammını eklemeye başlamışlardır.

Peki Maliye’nin bu görüşü nereden çıktı? Öğrenebildiğim kadarıyla konu iki ticaret (gümrük) müfettişinin yaptığı incelemelerde Maliye’ye görüş sorması sonucu ortaya çıkmış. Dolayısıyla aslında Gümrükler Genel Müdürlüğü, Maliye’den bir görüş istememiş. Aslında aynı konu bir kaç yıl önce yapılan denetimlerde yine gündeme gelmiş ve genel müdürlük, Gümrük Kanunu’nun 207. maddesindeki gecikme zammının ithalatta KDV matrahına girmediği yönünde görüş oluşturmuş ve uygulamayı yönlendirmiş. Ancak bu son durumda, kendisinin “bypass edilip” Maliyeden bir görüş gelmesi üzerine, hiçbir yorum yapmadan ve bölge müdürlüklerine hiçbir talimat vermeden Maliyeden gelen görüşü aynen bölge müdürlüklerine iletmiş. Elçiye zeval olmaz misali…

Maliye, bu gecikme zammının KDV Kanunu’nun 21/c maddesi kapsamında ithalatta KDV matrahına girmesi gerektiğini söylemektedir. Söz konusu düzenleme, “Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemeler”in ithalatta KDV matrahına dahil olduğu şeklindedir.

Öncelikle, KDV Kanunu’nun 21/c maddesinde, Gümrük Kanunu md. 207’de tanımlanan  gecikme zammı sayılmamıştır. Dolayısıyla, Maliye’nin yorumu verginin yasallığı ilkesi açısından sorunludur. Bu gecikme zammını maddede geçen “ödemeler” kapsamında değerlendirmek mümkün olur mu? Mümkün olsa bile bu önemli değildir, zira düzenleme “gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer gider ve ödemeler” diyor. Dolayısıyla, beyannamenin tescilinden sonra oluşan gider veya ödemeler bu kapsamda olamaz. Peki geçici ithalat rejimlerinde gümrük beyannamesi ne zaman tescil edilmektedir? Rejimin uygulandığı ilk gümrük beyannamesinde mi, yoksa kesin ithalatın yapıldığı ikinci ek beyanname açıldığında mı? Bu sorunun cevabı ilk beyannamedir. Dolayısıyla, ortada KDV Kanunu md. 21/c kapsamına giren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle de Maliyenin görüşünün hatalı olduğunu düşünüyorum. Nitekim gümrüklerdeki süreci herkesten daha iyi bilen Gümrükler Genel Müdürlüğü geçmişte aksi yönde görüş beyan edip uygulamayı yıllardır bu şekilde yönetmiştir.

Maliyenin bu görüşünün ithalatçılar nezdinde ağır sonuçları ortaya çıkmaktadır. Herşeyden önce ithal ürünlerin maliyeti ödenen ilave KDV kadar artacaktır. İthalatçıların ödediği bu KDV’yi indirip indiremeyecekleri de tartışmaya açılmıştır. Zira bir görüşe göre, Gümrük Kanunu md. 207 uyarınca ödenen gecikme zammı kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancından indirilemeyeceğinden buna ilişkin KDV de indirilemez, gider de yazılamaz. Bu görüşün antitezi ise  Gümrük Kanunu md. 207 uyarınca ödenen gecikme zammının maliyetin bir unsuru olduğu, 6183 sayılı Kanuna göre ödenen bir gecikme zammı olmadığı, kanundaki yollamanın sadece hesaplama yöntemi nedeniyle olduğu, kanunen kabul edilmeyen giderler arasında Gümrük Kanunu md. 207 uyarınca ödenen gecikme zammının sayılmadığı bu nedenle bu zammın duruma göre gider veya maliyet olarak dikkate alınabileceği, KDV’nin de indirilebileceği yönündedir.

Gümrük idarelerinin geçmişe dönük olarak ek tahakkuk yapmalarını ve ceza kesmelerini hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı buluyorum. Bir an için Maliye’nin görüşü doğru kabul edilse bile, bu görüş ancak Maliye’nin yazısından sonra gerçekleşen işlemler için uygulanmalıdır.

Bu durumda olan mükelleflerin öncelikle iş süreçlerini iyileştirip geçici ithalden kesin ithale çevirme işlemlerini azaltmalarını, geçmişe dönük yapılan ek tahakkuk ve kesilen cezalar için itiraz ve dava yoluna gitmelerini, gelecekteki beyanlarını ise ihtirazi kayıtla verip itiraz ve dava süreçlerini başlatmalarını tavsiye ediyorum. 

Sözün özü: Bir koyundan üç post çıkmaz.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/gecikme-zamminin-kdvsi-olur-mu/736626

Numan Emre ERGİN

PERSPEKTİF

Yatırım alacak girişimciye yol haritası -2-

Uncategorized

https://www-paradergi-com-tr.cdn.ampproject.org/c/s/www.paradergi.com.tr/girisimcilik/2024/03/27/yatirim-alacak-girisimciye-yol-haritasi-2/amp

Yatırım alacak girişimciye yol haritası -2-
Türkiye’de artık fon sayısı çok olsa da yatırım almak zor. Hangi yatırımcının radarında ne tür girişimlerin olduğunu bilmek önemli. İşte yatırım almak isteyen girişimciler için yol haritası… (İkinci Bölüm)

PARA GİRİŞİMCİLİK/ ÜRÜN DİRİER Fon sayısı çok olsa da yatırım almak artık biraz zor. Yatırımcının ilgisi, daha çok erken aşama ile düşük değerlemeli girişimlere yoğunlaştı. Ekonomik koşulların belirsizliği nedeniyle girişimlerin performanslarını öngörememeleri, bu durumun en büyük nedeni… Peki 2024’te yatırım almayı hedefleyen girişimler nasıl bir yol izlemeli? Hangi kurum, hangi girişimlere nasıl yatırım yapıyor? Yatırımcının radarındaki girişimler hangileri?

“182 girişime toplam 590 milyon lira yatırımla kaldıraç etkisi oluşturduk”

Teknopark firmalarına yapılan vergi muafiyetleri 184 milyar liraya ulaştı. 21 yıl önce sadece iki olan teknopark sayısı şimdi 101’e yükseldi. Ayrıca Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları yürüten şirketlerinin sayısı 10 bin 178’e çıktı. Teknopark firmalarımız 90 binden fazla Ar-Ge personeli istihdam ediyor. Firmalarımızın yaptığı ihracat ise 10 milyar dolara ulaştı. Bugüne kadar kurduğumuz fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağladık. Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile 152 milyon lirası 16 yatırım fonu aracılığıyla olmak üzere 182 girişime toplam 590 milyon lira yatırım yapılarak bir kaldıraç etkisi oluşturduk. Böylelikle bu girişimler toplam 23,1 milyar lira sermaye kaynağına erişti. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci desteğimiz ile 2 bin 293 teknoloji girişimi kuruldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tech-InvesTR programında 4,6 milyar liralık fonu harekete geçirdik. Bugüne kadar 80 girişimci, bu fonlardan 1,7 milyar lira yatırım aldı. 2030 yılına kadar ülkemizden çıkaracağımız 100 bin teknoloji girişimi içinden 100 girişimin milyar dolar değeri aşmasını sağlayacağız. Ar-Ge teşviklerimizden yüksek düzeyde istifade eden Ar-Ge merkezleri ile teknopark firmalarımızın yararlandığı vergisel destekleri, Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarına yönlendirdik. Yaptığımız düzenleme çerçevesinde teknoloji girişimlerine geçtiğimiz yıl 755 milyon lira finansman sağladık. Büyük ölçekli şirketlerin teknopark uygulamalarımızda ve Ar-Ge merkezlerinde elde ettikleri vergilerin bir kısmını Türkiye’nin yeni nesil teknoloji girişimlerine sermaye yatırımı olarak yönlendirdik.

Serkan ÜNSAL / Startups.watch Kurucusu

“2023’te girişimlere 722 milyon dolar yatırım yapıldı”

2023’ü pandemi dönemiyle karşılaştırırsak tüm rakamlar aşağı yönlüydü. Pandemide dijitalleşme çok hızlanmıştı, pandemi sonrası ise yavaşladı. Bu da para kıtlığına neden oldu. 2023 rakamlarını pandemi öncesi 2019 ile karşılaştırırsak, neredeyse tüm rakamlar çok yukarıda. Yani pandemi öncesine göre daha üst bir seviyedeyiz diyebiliriz. Getir’i çıkardığımızda ise 222 milyon dolar yatırım kalıyor. Bu tutar Türkiye’nin potansiyelinin oldukça altında. Oyun sektörü yatırım adedi olarak yine çok iyiydi, fintek de çok iyiydi ama en çok yatırım yapay zeka girişimlerine yapıldı. 2022’de 31 yapay zeka girişimi yatırım almıştı, bu sayı 2023’te 47’ye çıktı. Fintek girişimlerimiz şimdiye kadar hep lokal şampiyon çıkarıyordu, ülke sınırlarını aşmakta sıkıntı çekiyordu. 2023 yılında birçok fintek girişimimiz yurtdışı satın almalar yaptı. Bu da artık fintek girişimlerimizin kabuğunu kırdığı anlamına geliyor. Belki 2024 ikinci yarısında ilk fintek unicorn’larımızı da görmeye başlayabiliriz. Ayrıca son üç yılda 276 adet GSYF veya geleneksel VC kuruldu.

Gökhan AKAR / Angel Effect Yönetim Kurulu Başkanı

“Küresel sermayeye ulaşmakla ilgili bir çaba olmalı”

Pandemi sonrasında ortaya çıkan özellikle gelişmiş ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomilerdeki parasal sıkılaşma, yüksek enflasyon, bölgesel savaş riskleri, alternatif yatırım alanı gibi görünen girişimcilik ekosistemi yatırımlarını hem küreselde hem de Türkiye’de maalesef düşürdü. Girişimciler yatırım almakta zorlandıkları gibi değerlemelerde de düşüşler yaşandı. Gelişmiş ekonomilerde 2024’ün özellikle ikinci yarısında parasal genişleme beklentisi oldukça güçlü. Bu da pandemi dönemindeki kadar olamasa bile yeni nesil girişimlere para akışının başlayacağının habercisi. Bunun etkisi ülkemizde ancak 2025/26 yıllarında görülecektir. Ülkemizdeki fon yapıları genelde çok erken aşamada yatırım yapıyorlar. Bu girişimin yolculuğa başlaması için çok değerli ancak Seri A, B ye gelindiğinde böyle bir parasal derinliğin olmadığı ve fon yapılarının bu turlara katılmadığı bir gerçek. Bu noktada girişimlerin büyümek için küresel fon yapılarına gitmeleri gerekiyor. Girişimcilerimizin küresel sermayeye ulaşmakla ilgili mutlaka bir çabası olmalı diye düşünüyorum.

Selma BAHÇIVANOĞLU / Simya VC Yönetici Ortağı

“GSYF sayıları arttı”

2023 yılında çok önemli bulduğum gelişmeler, GSYF (girişim sermayesi yatırım fonu) sayılarının artması, VC fonlarının yeni fonlarını oluşturması, kurumsal şirketlerin kendi VC’lerini oluşturması ve farklı programlarla (hızlandırıcı, kuluçka, mentorluk) çeşitlilik gösteren aktörlerin bu alana girmesi. Tüm bunların özellikle Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini geliştirici adımlar olarak görmek mümkün. Uluslararası girişim hızlandırma fonu Simya VC olarak globalleşme potansiyeli olan veya global bir soruna çözüm bulan ürün ve çözüme, B2B teknoloji üreten erken aşama girişimlere yatırım yapıyoruz. 2024 yılında da bu stratejiyle yatırımlarımızı sürdüreceğiz. 2023’te altı girişime toplam 2.1 milyon dolar yatırım yaptık. Bu sene içinde ikinci fonumuzu hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca 2024’te toplam 4 milyon dolar yatırım bütçemiz ile sekiz girişime yatırım yapmayı ve iki yıl içerisinde de ilk fonumuzla toplam 16 girişime yatırım yapmayı hedefliyoruz. 2023’te portföyümüzdeki girişimlerden en dikkatimi çekenler, Evercopy, Werover, Syntonym, Juphy, Agrotics ve B2Metric oldu.

Sadık KÖSEOĞLU / ŞirketOrtağım Melek Yatırım Ağı Direktörü

“Melek Yatırımcılık BKS yönetmeliği bir fırsat”

Son dönemde kurulan girişim sermaye fonları (GSYF’ler), SPK’ ya bağlı bulunan kitle fonlama tebliğinin yayımlanması ve yakın zamanda T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından güncellenmesini beklediğimiz Melek Yatırımcılık BKS yönetmeliğiyle birlikte girişimcilik ve melek yatırımcılık ekosisteminin büyüme potansiyelinin, ortak yatırımların (co-invest) ve iş birliklerinin artmasını 2024 yılı için büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir. T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından akredite bir Ağ olarak sektör farkı ayırt etmeksizin BKS yönetmeliği kapsamına giren potansiyeli yüksek tüm inovatif girişimleri değerlendirmeye almaktayız. Özellikle sağlık, eğitim teknolojileri, finansal teknolojiler, üretim, donanım ve ihracata dönük girişimler ilgi alanlarımız arasında. 2023’te benim ilgimi çeken girişimler yatırım yaptığımız Leadport, Moveon, Selfweller, Görsentam ve Geeklyzer oldu. Bu beş girişime toplamda 20 milyon lira yatırım yaptık. 2024 yılında her iki ayda bir olmak üzere yılda toplam altı tane yatırımcı-girişimci toplantısı düzenleyeceğiz.

Dr. Erdem ERKUL / DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı, Cerebrum Tech Yönetim Kurulu Başkanı

“Dış ticaret açığını tersine çevirmenin yolu, yüksek teknoloji”

Dünya genelinde 2023’te 100 girişim unicorn olurken, 2022’de bu sayı 348, 2021’de ise 622 olarak gerçekleşmişti. Küresel ekonomideki çalkantılarla birlikte girişim finansmanına olan erişim zorlaşıyor, rekabet daha çetin şartlarla ilerliyor. Öyle ki AB’de startup finansmanı bir önceki yıla göre yüzde 39 düştü. Türkiye’de ise anlaşma büyüklüklerindeki düşüşe rağmen anlaşma sayısı salgın öncesi seviyelerin neredeyse iki katı olmaya devam etti. 2023 yılında gerçekleşen 325 anlaşmanın yalnızca 31’inde yabancı yatırımcılar yer aldı. Yabancı yatırımcı ilgisindeki düşüşe karşın yerli Girişim Sermayesi Yatırım Fonları’nın (GSYF) sayısında ciddi bir artış var. 244’ü son üç senede kurulan toplamda 323 GSYF, 2023’te neredeyse her iki yatırımdan birinin yatırımcıları arasında yer aldı. Ülkemizin dış ticaret açığını tersine çevirebilmenin yolu, yüksek teknolojili ürünler üretmekten geçiyor. DEİK bünyesindeki çalışmalarımızda ana hedefimiz, teknoloji ihracatımızı 10 milyar dolara çıkarabilmek ve şu an yedi olan Türk unicorn sayısını artırabilmek.

Yasir CAN / Albaraka Garaj İş Mükemmelliği ve İnovasyon Müdürü

“Başvurular yüzde 50 arttı”

Dünyada yaşanan sorunlar ve ülkemizde gerçekleşen depremin etkileriyle girişimcilik ekosisteminde kurulan girişim sayısı, özellikle ilk yarıda oldukça düşüktü. Buna rağmen ekosistem içerisinde Garaj’ın başvuru sayısı geçen yıla göre yüzde 50 arttı. 2023’te SaaS girişimleri lider konumdaydı. 2023’te muhteşem bir atakla yapay zekanın da hem kendine yer bulması hem de hızla yükselmesi trendin 2024’te de devam edeceğine dair sinyaller veriyor. 2023 son çeyreğinde gerçekleşen Web Summit etkinliğinin katılımcı girişimlerini incelediğimizde de özellikle yapay zekâ ve fintek girişimlerinin sayıca üstün olduklarını gözlemleyebiliyoruz. 2023’te bize gelen 450 girişim başvurusunu incelediğimizde özellikle fintek, yapay zekâ, video işleme teknolojileri, oyun gibi alanlarda yoğunlaştıklarını söyleyebiliriz. Bu sene özellikle odaklanmak istediğimiz iki konu var. Bunlardan biri kadın girişimciliği. Diğeri sosyal girişimler.

İrfan YILMAZ / Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Lonca Yürütme Kurulu Başkanı

“Adapte olabilir girişimlere sıcak bakıyoruz”

2023’te oyun sektörü teknolojik yeniliklerle büyüdü, finans alanı dijital ödeme ve blok zinciri çözümleriyle dikkat çekti. Yapay zekâ ise veri analitiği ve otomasyon gibi alanlarda inovasyon oluşturarak bu dikeylerdeki girişimleri avantajlı hale getirdi. 2023’te fintek sektöründe faaliyet gösteren, bizim de yatırım yaptığımız Turan ve Fimple iyi bir ivme yakaladı. 2024 yılı, işletmelerin ve tüketicilerin etkileşim şekillerini yeniden tanımlayan ileri teknolojilerin yılı olmaya aday. Lonca Girişimcilik Merkezi, sektör bağımsız olarak iyi iş planlarına ve ölçeklenebilir hedeflere sahip girişimlere odaklanıyor. Bizim için esas olan iş modeli, güçlü ekip ve gerçekçi büyüme potansiyelidir. Teknoloji ve piyasa trendlerini yakından izleyerek, yenilikçi ve adapte olabilir girişimlere sıcak bakıyoruz. Yatırım almak isteyen girişimcilere tavsiyem; iyi bir iş planı hazırlamaları. İş modelinizin, pazar analizinizin, rekabet stratejinizin ve finansal projeksiyonlarınızın net ve ikna edici olması gerekiyor. Global vizyona sahip ve teknik becerileri gelişmiş bir ekip sahibi olmak da son derece önemli.

Hasan Rıza BAYAR / Global Trust Ventures Yatırım Direktörü

“Sürdürülebilir enerji girişimlerinin başarı olasılığı yüksek”

2023’te 12 yatırım komitesi düzenleyerek, yaklaşık 50’den fazla girişim ve VC fonunu değerlendirdik. 2024’ün ilk çeyreğindeki önceliğimiz, uluslararası platformlarda, girişim sermayesi yatırım fonları da dahil olmak üzere birçok fonu destekleyerek, finansal teknoloji, SaaS ve oyun sektörlerinde ülkemizin yetenek ve fırsatlarını küresel çapta başarıya taşıyabilecek potansiyele sahip girişimlere odaklanmak. 2024 yılında başarılı olacak girişimlerin belirlenmesi biraz karmaşık bir konu. Ancak Metaverse ve sanal gerçeklik (VR/AR), yapay zeka, fintek ve sürdürülebilir enerji sektörlerinde etkili çözümler sunabilecek girişimlerin başarı olasılığını yüksek görüyorum. Girişimin başarılı olabilmesi için pazar ihtiyaçlarını anlaması, güçlü bir iş modeline sahip olması ve müşteri odaklı bir yaklaşım benimsemesi önemli. Piyasa trendlerini yakından takip etmek ve hızla değişen koşullara uyum sağlamak, girişimcilerin başarılı olmalarını sağlayabilir.

Hasan Sami BAYANSAR / Insha Ventures Genel Müdürü

“Fintek alanındaki girişimler öne çıkıyor”

2023 yılında girişimcilik ekosisteminde gerçekleşen yatırımlarda özellikle fintek alanındaki girişimler öne çıktı. Fintek girişimleri, emlak sektörü ve yazılım sektörü ile birlikte ilk üçte yer aldı. Param tarafından gerçekleştirilen Hopi ve Paycore yatırımları, Insider‘ın aldığı rekor yatırım ve APY Ventures’ın da içinde bulunduğu Fimple ve Craftgate yatırımları 2023’te oldukça dikkat çekti. 2024 yılında teknoloji, sağlık, eğitim ve sürdürülebilirlik dikeylerinde faaliyet gösteren girişimlerin yanı sıra, yapay zekâ temelli yazılımlar, sigortacılık uygulamaları, açık bankacılık, dijital bankacılık ve finansal teknoloji ürünleri alanındaki girişimlerin daha fazla öne çıkacağına inanıyorum. 2023 yılının Kasım ayında girişim sermayesi yatırım fonu Insha GSYF’yi kurduk. Başlangıç fonu olarak belirlediğimiz 100 milyon liralık fonu, 2024 yılı içerisinde daha da büyütmeyi planlıyoruz. Öte yandan Türkiye’de “Venture Builder” konseptiyle hizmet veren bir şirket olarak 2024 yılında üç farklı girişime yatırım yapmayı ve bünyemizdeki markalardan ikisini şirketleştirmeyi (spin-off) planlıyoruz.

Duygu EREN / Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü

“Dikey tarım ve lojistik dikkatimizi çekiyor”

2023 yılında Keiretsu Forum Türkiye olarak 11 yatırım gerçekleştirdik. Keiretsu Forum Türkiye olarak trendleri takip ederken, tek bir kriterimiz var; gelir üreten girişimlere yatırım yapıyoruz. Dikey tarım, yapay zeka, siber güvenlik, sağlık girişimleri ve lojistik dikkatimizi çekiyor. Yatırım almak isteyen girişimlere önerim, melek yatırım ağları veya girişim sermayesi şirketlerinin yatırım kriterlerini öğrenmeleri. Örnek olarak, fikir aşamasında yatırım yapmayacak olan bir kuruma başvurmak zaman kaybıdır. Bu noktada ilgili yatırım kurumundan yatırım yapmayı düşündüğü girişimlerle ilgili asgari yatırım kriterleri ve beklentilerini öğrenirse süreç daha verimli hale gelebilir. Yatırım şirketlerine ulaşmada referans veya network en hızlı yoldur. Bununla birlikte eğer yatırım şirketinin aradığı kriterlere sahip bir girişim ise ve bunu e-postada güzel bir dille anlatabilirse, mail kanalı ile de ulaşmanın zor olmadığı kanaatindeyim. Yatırım şirketlerindeki yöneticiler kendi ilgi alanlarına girmeyen girişim başvuru ve e-postaları ile gereksiz enerji harcıyor.

Orhan BAYRAM / OBSS Ventures partneri

“Yatırımlar yüzde 63 düştü”

2023’te birçok girişim, özellikle para yakarak büyümeyi tercih edenler, sermayenin daralmasıyla rekor oranda işten çıkarmalar yaparken, sermayeye erişimde sıkıntı çeken girişimlerin de hayatta kalma mücadelesi hiç olmadığı kadar zorlu hale geldi. Yalnızca girişimler için değil, VC fonları için de zorlayıcı bir dönem oldu. Çoğu fon ihtiyaç duyduğu sermaye boyutuna erişemedi, ya da yeni fonlarına sermaye toplarken zorlandılar. Bunun sonucunda globalde yatırımlar geçen yıla göre yüzde 42 oranında düşerken, ülkemizde ise yüzde 63 düşüş yaşandı. Türkiye’de özellikle son üç yılda kurulan risk sermayesi şirketlerinin fon büyüklüğü 1,3 milyar dolara ulaştı. 2023’ün Temmuz ayında duyurduğumuz OBSS Ventures ile geçen yıl İngiltere, Avrupa ve Türkiye’den bin üzerinde girişimi inceledik ve görüştük. Önümüzdeki dönem hedefimiz erken – büyüme aşamasında olan, pazar validasyonunu tamamlamış, gelir üreten, teknoloji ve ürün geliştirme konusunda birlikte değer yaratacağımız girişimleri portföyümüze katarak yeni fonumuzu büyütmek.

Bekir İÇLİ / BosphorusISS Kurucu CEO’su

Yatırımlar, tohum ve erken aşamada yoğunlaştı”

2023 yılında yatırımlar, özellikle tohum ve erken aşamada yoğunlaştı. SaaS, yapay zeka ve fintek sektörlerindeki girişimler daha şanslıydı. Bu sektörlerdeki girişimler, şirketlerin bu teknolojileri benimsemeye başlamasıyla birlikte daha fazla yatırım aldı. 2024 yılında biz BISS olarak, yapay zeka, makine öğrenimi ve sürdürülebilirlik alanlarında çözümler sunan girişimleri önceliklendireceğiz. Bu alanlarda, teknolojinin hızla gelişmesi ve şirketlerin bu teknolojileri benimsemeye başlamasıyla birlikte, büyük bir pazar potansiyeli görüyoruz. Bu yıl yatırım alma planı olan girişimcilere şu tavsiyelerde bulunurum; mükemmel bir iş planı hazırlayın. Yatırımcılar, yatırım yapacakları girişimleri değerlendirirken iş planına çok dikkat ederler. Anlatımınızı güçlendirin. İçerik olarak harika bir iş planı hazırlamış olsanız da siz buna hakim değilseniz, yatırımcının ilgisini ve güvenini kaybedersiniz. Ekibinizi güçlendirin. Başarılı bir girişim için güçlü bir ekip şarttır.

Tolga BİLDİRİCİ / Startup Ekosistem Danışmanı

“Oyun girişimleri en şanslı dikey”

Oyun girişimlerinin aldığı yatırımlar, İstanbul’u oyun dikeyinde yukarıya taşıyor. Özellikle yatırım adetlerinin çokluğu itibarıyla oyun girişimleri en şanslı dikey diyebiliriz. Ancak dikeyden daha çok son birkaç yıldır yasal düzenleme ve teşviklerle birlikte sayısı artan GSYF (Girişim Sermayesi Yatırım Fonu) 2024 ve sonrasında oldukça etkin olacak gibi görünüyor. Bugün Türkiye’de 300’e yakın GSYF var. Yapılan düzenleme ile vergi istisnası kullanan her şirket bu kullandığı istisnanın belirli bir kısmını GSYF’ler aracılığı ile yatırıma dönüştürmesi gerekiyor. Bu da demek oluyor ki, önümüzdeki dönem GSYF’ler yatırım için startup avına çıkacaklar. Türkiye destekleme programlarında deyim yerindeyse bir cennet. Devlet kurumları, özel kuruluşlar ve Avrupa Birliği programları ile üniversitelerin bazı programlarını da göz önünde tutunca sayısı birkaç yüzü bulan destek kurumu mevcut. Teknoloji alanında TÜBİTAK ve KOSGEB’in bir kısmı sürekli açık bir kısmı ise çağrı bazlı neredeyse her dikey ve büyüklük için destekleri ön plana çıkmakta.

Elif MARANGOZ / Vanora Ventures Kurucu Ortağı

“Türkiye’de alanında yatırım alan ilk şirketiz”

Vanora Ventures dünyada yeni ve oldukça başarılı olan “venture studio” modelini Türkiye’de hayata geçiren bir teknoloji şirketi. Vanora Ventures altındaki profesyonel yazılım, tasarım, marketing, Ar-Ge ekipleri, bir girişimin tüm ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Abdurrahman Beşinci ve Can Üzüm önderliğinde kurulan bu şirket, aynı zamanda TechOne VC liderliğinde 10 milyon dolar değerleme ile yatırım alarak bu alanda Türkiye’de yatırım alan tek şirket oldu. ‘VON’ programında internet girişimleri için strateji, tasarım, yazılım ve pazarlama desteği ile teknoloji ortaklığı ve başlangıç sermayesi sunarken, büyüme aşamasındaki girişimler için ise “GROVTH” programında teknoloji ortağı olmanın yanı sıra yatırım, büyüme, satış ve pazarlama destekleri sağlıyoruz. Belirli bir dikeyde değiliz. Girişimleri değerlendirirken girişimcinin alan tecrübesi ve geçmiş deneyimleri, girişimin değer önerisi, pazarın projeye ihtiyacı öncelikli seçim kriterlerimiz.

Sanem Tatlıdil ÖZAL / Arya GSYF partneri

“Etkinlik gezmekten girişimini yönetemeyen girişimciler var”

8 Mart 2023’teki ilk taahhüt kapanışımızı takiben, dokuz ay içinde 10 girişime 2.4 milyon dolar yatırım gerçekleştirdik. 2024’te 3 milyon dolar civarı yeni girişimlere yatırım ve 1 milyon dolar civarı da mevcut portföye takip yatırımı yapmayı öngörüyoruz. Arya GSYF olarak kurucu ekip ve yönetimde kadın erkek çeşitliliği ön yatırım şartımız. İlgimizi çeken ve portföye eklemek istediğimiz dikeyleri; insan kaynakları teknolojileri, iklim teknolojileri, yapay zeka, robotik, sağlık teknolojisi (teşhis ve biyoteknoloji), sürdürülebilir materyaller ve eğitim teknolojileri olarak sıralandırabiliriz. Yatırım almak isteyenlere tavsiyemiz, etik değerlere uyum, ESG kriterleri, müşteri deneyimi iyileştirme, operasyonel geliştirme, etkin otomasyon ve AI kullanımı. Girişimciler destek programlarını seçerken; bir iki etkinlik yapıp ödül dağıtan PR amaçlı programlardansa, uzun vadede çok çeşitli destekler veren programları tercih etmeli. Etkinlik gezip, programa katılıp ödül toplamaktan, kurduğu girişimi yönetemeyen birçok girişimci var. Buna dikkat etmek lazım.

Philip Morris, Türk girişimleri destekliyor

2023’te girişim ekosisteminin önde gelen kuluçka merkezlerinden Viveka ile birlikte Futuremark 2023 startup yarışmasını düzenledi. Philip Morris Türkiye Genel Müdürü Filiz Yavuz Diren, kendi iş modellerinde startup’ların önemli bir yeri olduğunu ifade ederek, “İş modelimizi dönüştürürken, birlikte çalıştığımız startup’ların bazıları bugün global ölçekte hizmet veriyor” dedi. Philip Morris International tüm dünyada şirketin dönüşümüne katkı sağlayabilecek startup’lara yatırım yapmak için 350 milyon dolar tutarında büyüklüğe sahip ‘PM Equity Partner’ (PMEP) fonunu oluşturdu. Oluşturulan fon ile bugüne kadar çok sayıda projenin hayata geçirildiğini aktaran PMEP Yatırımlardan Sorumlu Direktörü Dean Haworth, “Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yapılan yatırımlara liderlik eden Türkiye girişim ekosistemini yakından takip ediyor, Türkiye’yi bir yenilik ve teknoloji merkezi olarak görüyoruz. FutureMark 2023 gibi organizasyonlarla Türkiye merkezli girişimlerle dinamik bir etkileşimi sürdürmekten çok memnunuz” diye konuştu.

Merve ZABCI / Logo Ventures Yönetici Ortağı

“Siber güvenlik ve iklim teknolojilerine odaklıyız”

Ürün ve teknolojileriyle geleceğe yön verebilecek girişimlere yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yatırım sonrasında girişimlere yalnızca maddi destek sağlamakla kalmayıp, uluslararası mentör ve global yatırımcı ağımızı da açıyoruz. Amacımız bu coğrafyadan küresel rekabet yarışında başarılı girişimler çıkarabilmek. Bu kapsamda 2024 yılında öncelikli olarak yapay zekanın farklı sektör uygulamaları, siber güvenlik ve iklim teknolojileri sektörlerine odaklanmayı planlıyoruz. 2023 yılında 10 girişime yatırım yapan Logo Ventures, altı devam yatırımı gerçekleştirerek yatırım yaptığı toplam girişim sayısını 16’ya çıkardı. Yatırım yaptığı şirketleri Figopara ve Kamion gibi yerleşik oldukları pazarlarda lider konuma gelebilecek veya Quin AI, Flowla ve CarbonCentrum gibi teknoloji ihracatı yapabilecek girişimler arasından seçiyoruz. Girişimlerin geleceğin sorunlarına çözüm üretmesini dikkate alıyoruz. Geçtiğimiz yıl Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ile Baltık ülkelerindeki girişimlere yatırım yapan Logo Ventures, girişimleri daha iyi bir noktaya hızla ulaşmalarını sağlamak için iş ağını girişimlere açarak globalleşme yolculuklarına katkı sağlıyor.

Yiğit ARSLAN / TechOne VC Yönetici Ortağı

“Yatırımlarımızın yüzde 60’ı cinsiyet dengesini gözeten yatırımlar”

Geçtiğimiz yıl odak alanını Türkiye’den Orta ve Doğu Avrupa ile Baltık Ülkeleri’ne doğru genişleten ve küresel pazarlara açılma veya bulundukları ülkelerde pazar lideri olma potansiyeli yüksek olan girişimlere yatırım yapan TechOne VC, sahip olduğu geniş ağ ve stratejik iş birliklerini girişimlere açarak girişimlerin globalleşme yolculuklarına katkı sağlıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz dönemde TechOne VC’nin gerçekleştirdiği yatırımlara DFF, Goldman Sachs, Endeavor ve EBRD gibi sektörün önde gelen yatırım şirketleri katıldı. Yatırım kararlarını alırken ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerini dikkate alan TechOne VC, yatırım yaptıktan sonra belirlenen etki hedeflerinin izlenmesi tarafında da çalışmalara başlamış durumda. Mevcut portföy şirketlerine etki skorlamasını entegre ederek sürdürülebilirlik odağını geliştiren fonun yatırımlarının yüzde 60’ını 2X kriterlerine uygun cinsiyet dengesini gözeten yatırımlar oluşturuyor. Ek olarak, veri-odaklı risk sermayesi anlayışını benimseyen TechOne VC, büyük veri setlerini özel olarak geliştirdiği bir platform aracılığıyla işleyerek, potansiyel yatırımların değerlendirilmesinde daha objektif ve kapsamlı bir bakış açısı sunuyor. 2023 yılında 14’ü devam yatırımı olmak üzere 20 girişime yatırım yapan şirket, bugüne kadar yatırım yaptığı erken aşama girişim sayısını 36’ya yükseltti. Şu anda aktif olan 36 portföy şirketi bin 600’den fazla kişiye istihdam sağlarken bu girişimlerin toplam cirolarının yüzde 93’ü ise global pazardan geliyor.

Barbaros Özbugutu 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu

Iyzico’nun başarı hikayesi ile Türkiye girişim ekosisteminin yakından tanıdığı Barbaros Özbugutu’nun kurucusu olduğu DeBa Ventures, 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu. DeBa Ventures, önümüzdeki dört yıl içinde erken aşama girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor. Lüksemburg merkezli DeBa Ventures’ın ana odağında erken aşama fintech ve B2B teknoloji girişimleri yer alıyor. Fon, Türkiye başta olmak üzere, coğrafya kısıtlaması olmadan gerçek problemler üzerine çalışan yerli ve yabancı girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor. Özbugutu, “Girişimcilik serüvenimde en verimli çalıştığım fonların başında hep girişimcilik yapmış fon yöneticileri vardı. Dünyada girişimci geçmişli fon sayısının artması gerektiğine inanıyorum. DeBa Ventures’ı kurarken, bu sorumluluğu hissederek harekete geçtik” diyor.

2023’TE EN ÇOK YATIRIM ALAN TÜRK GİRİŞİMLERİ

-2022 yılında en yüksek yatırım alan 10 yerli girişim listesinin en düşük yatırım miktarına sahip girişimi 26,4 milyon dolar yatırım almıştı. Bu yıl listeye 10. sıradan giren HockeyStack ve NetKasam girişimleri ise 3,2 milyon dolar aldı. 2022’de listede en yüksek yatırımı alan Getir 768 milyon dolar yatırım almıştı, bu yıl da en yüksek yatırımı 500 milyon dolarla yine Getir aldı.

– Hızlı teslimat şirketi Getir’in Eylül ayında yaklaşık 2,5 milyar dolar değerleme ile 500 milyon dolar yeni yatırım için yatırımcılarla anlaşma sağladığı bildirildi. Haberin kaynağında, fonlama turunun henüz tamamlanmadığını belirtilirken, Getir’in bu yeni kaynağı mevcut yatırımcılarından sağladığı kaydedildi.

 Insider2023’ün Mayıs ayında portföyünde Volkswagen ve Barclays gibi şirketler bulunduran mevcut yatırımcıları QIA ve Esas Holding’den 105 milyon dolarlık bir yatırım daha aldığını duyurdu. Sequoia’nın liderlik ettiği bir önceki yatırımla birlikte, Insider’ın aldığı toplam fon miktarı 274 milyon dolara ulaştı.

– Enerji izleme ve yönetiminde akıllı çözümler sunan inavitas, Alfa Solar Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin bağlı ortaklığı Alfasolar Teknoloji Yatırımları A.Ş’den 12.5 milyon dolar yatırım aldı.

– Fazla, 2023’ün Haziran ayında 6 milyon dolar yatırım aldı. 6 milyon dolarlık yatırım turu, Esor Investment ve 212 liderliğinde gerçekleşti.

– Finans, bankacılık, medya, ulaşım, lojistik, e-ticaret ve kamuya dijital dönüşüm ve danışmanlık hizmeti veren Linktera, 100 milyon lira yatırım aldı. Linktera’nın 100 milyon liralık yatırımı, Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi şirketi olan Letven Capital’dan geldi.

– Boyner Grup çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Hopi, finansal teknolojiler alanındaki iddiasını Param ortaklığı ve yatırımı ile güçlendirdi. Param, 100 milyon dolar değerleme ile Hopi’ye yatırım yaptı. Yatırım kapsamında azınlık bir hisse satışı gerçekleşti. Ticaret sicilde yer alan bilgilere göre yatırım miktarı yaklaşık 2.5 milyon dolar oldu. Hopi ayrıca Ticaret Sicil’de yer alan bilgilere göre; Eylül ayında yaklaşık 2.5 milyon dolarlık bir yatırım daha aldı.

– Elektrikli araç kullanıcılarına özel ödeme platformunu kullanıma sunan yerli girişim Bluedot, 2023’ün Haziran ayında 5 milyon dolar yatırım aldığını açıkladı. Girişimin yatırım turuna Y Combinator, Leap Forward, Operator Stack, LACI Impact Fund, Caffeinated Capital, Ford Driventure, ScaleX ile Plaid, Stripe ve Moonpay’den melek yatırımcılar katıldı.

– Önleyici sağlık dünyası kurgulayan Salus, Northzone’un liderlik ettiği yatırım turunda; 500 Emerging Europe, Pitch Drive, İş Bankası 100. Yıl Girişim Sermayesi’nin yanı sıra Adam Anders (Anterra Capital), Can Yücaoğlu (MAP Yatırım), Mehmet Yılmaz (Freeletics & Zavvy), Joshua Cornelius (Freeletics & Zavvy) ve Kıvanç Semen (DataGuard) gibi melek yatırımcılardan 4.7 milyon dolar yatırım aldı.

– Macellan’ın fintech alanındaki girişimi Macellan SuperApp, 2023’ün Haziran ayında ilk yatırım turunu Qinvest Portföy, APY Ventures Bilişim Vadisi GSYF, Fonangels ve CapitalTurk Holding’in de içinde bulunduğu yatırımcılardan 62,5 milyon dolar değerleme üzerinden aldığı 4,7 milyon dolarlık yatırımla tamamladı.

– Otomotiv sınıfı kamera üreticisi yerli girişim Büyütech, 2023’ün Ağustos ayında 4 milyon 230 bin dolar yatırım aldı. Büyütech, bu yatırım turunu 28 milyon 230 bin dolar yatırım sonrası değerleme ile kapattı.

– Mobil oyunlara odaklı Passion Punch, 2023’ün Mart ayında 4 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turu 39 milyon dolar değerleme üzerinden gerçekleşti. 4 milyon dolarlık tohum yatırım turu, Colendi liderliğinde gerçekleşti. Yatırım turuna, Colendi haricinde ise Turkcell Yeni Teknolojiler GSYF, Re-Pie Portföy ve melek yatırımcılar katıldı.

– KOBİ’lerin dijital dönüşümüne ve e-ticaret operasyonlarına odaklanan NetKasam, 2023’ün Mart ayında 3,2 milyon dolar yatırım aldı. NetKasam’ın 3,2 milyon dolarlık yatırımı, IQ Money şirketinden geldi.

– B2B şirketlerin müşteri edinim kanallarını ve en efektif satış yollarını analiz etmesini sağlayan bir SaaS platformu olan HockeyStack, Y Combinator’dan Mayıs ayında 500 bin dolar yatırım aldı. 2023’ün Kasım ayında ise girişim 2,7 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turuna General Catalyst, Madrona, Y Combinator, Soma Capital, Austen Allred, Jude Gomila’nın yanı sıra ismi açıklanmayan bazı kişiler de katıldı.

https://www-paradergi-com-tr.cdn.ampproject.org/c/s/www.paradergi.com.tr/girisimcilik/2024/03/27/yatirim-alacak-girisimciye-yol-haritasi-2/amp 

 

Scroll to Top
Burcu YILDIZ İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir– 0531 020 5320 İZMİR Mali Müşavir Bürosu Konak / İZMİR Listesi – Mali Müşavir İzmir – Şirket Kuruluş İşlemleri
MENÜ